ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » EkonomiGeri Dön «

Türkiye Avrasya’nın Teknoloji Üretim Üssü Olur mu?

18.02.2011 10:40:51

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

2011-2014 dönem için hazırlanan, Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (AB Üyeliğine Doğru), 27 Ocak 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu strateji belgesi ve ekindeki eylem planı, AB üyeliği sürecinde yapılan müzakerelerden “İşletme ve Sanayi Politikası” faslının kapanış kriterini yerine getirme amacına yönelik olarak hazırlanmış ve 2003 yılında yayınlanan “Türkiye Sanayi Politikası (AB Üyeliğine Doğru)” adlı strateji belgesinin güncellenmiş şeklidir.

Türkiye, yayınlanan bu Sanayi Stratejisi Belgesi ile “orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’nın üretim üssü olma” vizyonuna talip olduğunu ortaya koymuştur. Bu orta vadeli vizyon doğrultusunda, amaçlar, Türk sanayisinin rekabet edebilirliliğini ve verimliliğini yükseltmek, dünya ihracatındaki payını artırmak, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünler üretmek, işgücünün niteliğini artırmak ve çevre ile topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşmek olarak belirlenmiştir. Strateji belgesinin vizyon ve amacına yönelik olarak, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payının arttırılması, düşük teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünlere geçişin sağlanması ve yeteneklerini/kapasitelerini sürekli geliştirebilen şirketlerin ekonomideki ağırlığının arttırılması şeklinde üç temel stratejik hedef tespit edilmiştir.
 
Belgede, yürürlükte olan Kalkınma Planı’nın öncelikleri doğrultusunda, Türk sanayisinin güçlü ve zayıf yönleri ile sahip olduğu fırsatlar ve karşı karşıya kaldığı tehditler göz önünde bulundurularak, bazı temel sanayi politikası öncelikleri ile yatay ve sektörel olmak üzere çeşitli politika alanları tespit edilmiş ve bu politikaların eşgüdüm içinde uygulanacağı belirtilmiştir. Yatay sanayi politikası alanları, yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi, uluslararası ticaret ve yatırım alanında özellikle ticarete konu olan malların üretiminde çeşitlendirmenin sağlanması, sanayi politikası ile uyumlu bir beşeri sermaye stratejisinin benimsenmesi, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, yenilikçilik ve teknoloji altyapısının iyileştirilmesi, altyapı sektörlerinde verimliliğin sağlanması ve dolayısıyla girdi maliyetlerinin düşürülmesi, çevreye daha duyarlı olunması ve bölgesel kalkınma için yönetişimin sağlanması olarak belirlenmiştir.
 
Sektörel sanayi politikası alanları ise, sektörlerin rekabet gücünü sınırlayan engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak oluşturulmuştur. AB’ye verilen taahhütler çerçevesinde rekabet gücü analiz edilen sektörler ise, otomotiv, makine, beyaz eşya, elektronik, tekstil ve hazır giyim, gıda ve son olarak demir-çelik olarak belirlenmiştir. Bu sektörlerin rekabet gücü, şirketlerin bilgi ve teknoloji bağlamında yenilik yapabilme kapasiteleri, yurtiçi pazarın rekabet koşulları, yasal düzenlemelerin sektör üzerine yansımaları, çevre ve enerji alanında mevcut ve orta vadede alınması gereken tedbirleri, dış rekabet edebilirliliği etkileyen faktörleri ve ticareti engelleyen konuları ve sektördeki istihdam artışının önündeki engeller kapsamında incelenmiştir. Ayrıca stratejinin hayata geçirilebilmesi için uygulama izleme ve koordinasyon mekanizması da düşünülmüş ve bu bağlamda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, ilgili diğer tüm kurum ve kuruluşların katılımıyla birlikte uygulama süreçlerinin takibi ve koordinasyonu öngörülmüştür.
 
Öncelikle Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi’nin katılımcı bir anlayışla hazırlanmış olması ve Türkiye için bir vizyon belirlemesi oldukça önemlidir. Türkiye, 2001 krizi sonrası uyguladığı istikrar programları ve dünya ekonomisinde yaşanan likidite bolluğunun da katkılarıyla makroekonomik istikrarı sağlamada oldukça başarılı olmuştur. Finansal sektörü yeniden yapılandırılması ve mali disiplinin sağlanması başta olmak üzere gerçekleştirilen yapısal reformların ekonomik istikrarın sağlanmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönemde Cumhuriyet tarihinin büyüme rekoru kırılmıştır. Gerek istikrar programlarının bir parçası gerekse bunlardan bağımsız bir şekilde gerçekleştirilen yapısal reformlar, genelde makroekonomik istikrarı sağlamak için dizayn edilmiş olduklarından, sektörler üzerinde olumlu etkileri sınırlı olmaktadır. 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında GSYİH’nın büyüme oranları, sırasıyla yüzde 9.4, 8.4, 6.9, 4.7 ve 0.7 olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılında Amerikan konut piyasası balonunun patlaması ile başlayan küresel kriz öncesi, Türkiye ekonomisinin büyüme hızındaki düşme eğilimiyle ilgili bu rakamlar, yapısal reformların sınırına ulaşıldığı ve yeni bir reform sürecinin başlatılması gerektiğinin işareti olarak yorumlanabilir. Diğer taraftan, iktidardaki AK Parti’yi kapatma davasının sürdüğü o günlerde, sosyal güvenlik ile ilgili yasanın çıkmış olması tarihi olarak not edilmesi gereken bir reformdur. Ancak parti kapatma ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan tıkanıklar siyasal istikrar açısından belirsizlikleri de artırmış ve bunun ekonomiye olumsuz olarak yansıması da olmuştur.
 
Küresel krizin Türkiye üzerindeki asıl etkisi 2009 yılında ortaya çıkmış ve GSYİH, yüzde 4.7 oranında küçülmüştür. Alınan önlemler krizin etkisini minimize etmeye yönelik olarak tasarlanmıştır. Küresel krizden en az etkilenen ve 2010 yılında en yüksek büyüme oranı yakalayan ülkeler sıralamasına giren Türkiye’nin tempolu bir büyüme trendini yakalayabilmesi için, kapsamlı ve bütüncül bir sanayi stratejisi geliştirmesini gerekli kılmaktadır. Ayrıca dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeye çalışan bir ekonominin üretim odaklı olarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Sanayi Stratejisi Belgesi, işte bu noktada çok büyük ve önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye’nin rekabetçiliğini artırmak, beşeri sermayesinin niteliğini yükseltmek, KOBİ’lerin finansman ihtiyaçlarını karşılayacak mekanizmalar geliştirmek ve yatırım ortamını iyileştirmek gibi hedeflerin belirlenmiş olması, önemli yapısal reformların habercisi olarak yorumlanabilir.
 
2001 krizi ile “komaya” giren ve birkaç yıl “yoğun bakımda” tedavi gören Türkiye ekonomisi, ayağa kalktığını ve dış şokların etkilerini azaltıcı mekanizmalara sahip olduğunu 2008 küresel finansal kriz sürecinde göstermiştir. Sanayi Stratejisi Belgesi, Türkiye ekonomisinin hareket kabiliyetini ve dinamizmini artıracak şekilde dizayn edilen yapısal reformlar ile adeta “kılcal damarlarda” operasyonlar öngörmektedir.
 
Ayrıca dünya ekonomisinin ve özelliklede gelişmiş ülkelerin önemli ekonomik problemler yaşadığı ve bunların çözümüne odaklandığı dönemlerde, diğer ülkelerin kendi çıkarlarını önceleyen alternatif ekonomi programı uygulamalarına fırsat yaratabilir. Bugün yaşanan küresel krizden gelişmiş ülkelerin daha fazla etkilendikleri ve daha çok kendi sorunlarının çözümüne odaklandıkları göz önüne alındığında, Sanayi Stratejisi Belgesi ile Türkiye, yeniden kurulan uluslararası ekonomik düzende nerede yer almak istediğini dünyaya duyurması açısından da önemlidir.
 
Son olarak, Türkiye’nin 2001 sonrası tecrübe ettiği ekonomik ve siyasal dönüşüm, yapısal reformlar yapabilme kabiliyetini önemli ölçüde artırmış ve Türkiye, artık AB veya IMF gibi kuruluşların önerilerinden bağımsız bir şekilde ekonomik ve siyasal birçok reformu başarılı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Sanayi Stratejisi Belgesi ile çerçevesi çizilen ve eylem planı ile ayrıntıları belirlenen yapısal reformların takvimine sadık kalarak uygulamak, belgenin kendisini hazırlamak kadar önem arz etmektedir. Dünya ile bütünleşmiş ve çevresi ile barışık bir Türkiye, Sanayi Stratejisi Belgesinde hedeflediği yapısal reformları gerçekleştirerek bir yandan ekonomik ve siyasal istikrarını sürdürebilecek, diğer yandan küresel ve sektörel rekabetçiliğini artırarak, Avrasya’nın katma değeri yüksek, bilgi ve teknoloji yoğun üretim üssü haline dönüşebilecektir. Hedef, Türkiye’nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmesi ise; zaman, Sanayi Stratejisi Belgesinin eylem planına sadık kalarak ve aksatmadan belirlenen yapısal reformları hayata geçirme zamanıdır.

(Doç. Dr. Muhsin Kar, SDE Ekonomi Programı Koordinatörü)




EKONOMİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya