Çalıştayda, ekonomik ve siyasal güç dengelerinin küresel finansal krizden nasıl etkilendiği tartışılırken, küresel finansal krizin mevcut güç dengelerini değiştirip değiştirmediği, değiştirme potansiyelinin olup olmadığı ve olası bir yeniden yapılanmanın nasıl olacağı ve Türkiye’nin konumunun ne olabileceği gibi sorulara cevaplar arandı.
Balıkesir Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü ve TİKA’dan Yrd. Doç. Dr. Sadık Ünay, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Şevket Tüylüoğlu, Marmara Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Şişman, Yalova Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gökhan Özkan, SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatör Yrd. Doç. Dr. Murat Çemrek, Erciyes Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Hakkı Büyükbaş, SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatörü Prof. Dr. Birol Akgün, Selçuk Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Abdülkadir Buluş, Melikşah Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Shatlyk Amanov, Kocaeli Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Yusuf Bayraktutan, Namık Kemal Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Rasim Yılmaz ise toplantıya konuşmacı olarak katıldılar.
“Küresel Kriz ve Değişen Güç Dengeleri” çalıştayının konusu şu şekilde belirtildi:
“Küreselleşme sürecinin hızlanması, ülkelerarası ekonomik ve siyasal ilişkilerin tarihte hiç olmadığı kadar birbirlerine bağımlı hale gelmesine de neden olmuştur. Üretimin, ticaretin, sermayenin ve bilginin mekânsal dağılımını da etkileyen bu süreçte, Çin ve Hindistan gibi bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerindeki yükseklik ve süreklilik dikkatlerin bu ülkelere doğru yönelmesine neden olmuştur Amerika konut piyasalarında. 2008 yılında ortaya çıkan finansal kriz, gelişmiş ve gelişmekte olan ya da azgelişmiş ayrımı yapmadan bütün ülkeleri derinden etkilemiştir. Krizin hangi aşamasında olunduğuna ilişkin tartışmalar sürerken, gelinen noktaya kadar gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik performanslarında önemli farklılıklar söz konusudur. Gelişmiş ülkelerde kriz sonrası büyümedeki toparlanma çok zayıf kalırken, yükselen ekonomileri çok yüksek büyüme performansları yakalamış bulunmaktadır. Karşılıklı bağımlılığın arttığı bir aşamada, ortaya çıkan küresel finansal kriz ile birlikte korumacılık tartışmaları da gündeme gelmiş bulunmaktadır. Ayrıca küresel krize karşı alınan ilk önlemlerin yetersizliği, cephenin genişletilmesi gereğini ortaya çıkarmış, ancak koordineli bir davranışla krizden çıkışın mümkün olacağı anlaşılmış ve dolayısıyla G-20 toplantıları önem kazanmaya başlamıştır. Ayrıca Goldman Sachs ve HSBC gibi finansal kuruluşların önümüzdeki dönemlere ilişkin yaptıkları analizlerde farklı ülkelere ilişkin iyimser projeksiyonlar çizmektedirler. Ekonomik ve siyasal gelişmeler, yeni bir dünya ekonomik ve politik düzeninin kurulmasının/oluşturulmasının arifesinde olduğumuz yönünde gibidir.”
Çalıştay iki ana bölümde çalıştı: Küresel kriz öncesi dönem ve küresel kriz sonrası dönem. Küresel kriz öncesi dönemin tartışıldığı bölümde, krizi ortaya çıkaran nedenler ve güç dengelerinin değişimi yönünde bir ibare olup olmadığı tartışıldı. Kriz sonrasının tartışıldığı bölümde ise, kriz atlatılabilir mi, atlatılabilirse nasıl atlatılır, yeni küresel sistem hangi ülkelerin kontrolünde olabilir, tek kutupluluk sona erdiğinde nasıl bir çok kutuplu düzen oluşturulabilir, Türkiye bu krizden nasıl yararlanabilir ve yeni küresel sistemden nasıl etkilenir gibi sorulara cevaplar arandı.
Temel Parametreler Değişiyor
Toplantıda ilk sözü alan SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatörü Prof. Dr. Birol Akgün 1648 Westfalia Anlaşması ile ortaya çıkan sistemde Batıyı hakim kılan parametreyi “ekonomik güç” olarak ifade etti. Akgün, 1648 sonrası dönemde hegemonya-ekonomi ilişkisini kurarak tarihi süreci inceledi. “Önümüzdeki 10 yıl içinde dünya sistemindeki temel parametreler değişecek” diyen Akgün, mevcut sistemin mevcut yapısıyla devam edemeyeceğini, güçlü olan aktörlerin süreci yönlendireceğini vurguladı.
Balıkesir Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü ve TİKA’dan Yrd. Doç. Dr. Sadık Ünay ise “güç kazanmak isteyen ‘finans’ konusuna önem vermeli” diyerek para nasıl ve hangi sistem içinde dolaşacak, bu akışının siyasi yansımaları nasıl olacak, sistemdeki boşluklar nasıl doldurulacak gibi sorulara iyi cevap verenin/verenlerin yeni sistemde kazanacağını belirtti.
Selçuk Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Abdülkadir Buluş; “Ortak para bölgelerinin ortaya çıkışı, finansal piyasalarda temel yapısal dönüşüm, petrol krizi, finansal serbestliğin ortaya çıkması, ulusal devletlerin gücünde bir aşınma yarattı” diyerek şu söze vurgu yaptı: “Bu kriz bizim iktisat teorisi ile ilgili bildiklerimizi şüpheye düşürdü”.
Yalova Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gökhan Özkan konuyu G-20 bağlamında değerlendirdi. Süreç içinde yapılan G-20 zirveleri ve diğer ekonomi konulu zirveleri açıkladı.
En Temel Olgu: Ekonomik Büyüme
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Şevket Tüylüoğlu ise iktisadın temel yasaları var mıdır diyerek şu açıklamaları yaptı: “Dünyadaki güç dengelerini değiştirmenin yolu, diğer ülkelere göre daha fazla ekonomik büyüme sağlamak ve bu ekonomik büyümeyi 5-10 yıl sürdürmekten geçer. Bir ülke güçlü olmak istiyorsa bünyesinde çatışma, iç savaş, terör unsurlarını barındırmamalı. Bence en temel olgu: ekonomik büyüme.”
SDE Uluslararası İlişkiler Programı Koordinatör Yrd. Doç. Dr. Murat Çemrek küresel ekonomik krizin 1929 krizi ile karşılaştırıldığında büyük ve derin bir kriz olmadığını ifade etti. Bir panik havasının olduğuna ve bu havanın krizi daha da derinleştirdiğini belirten Çemrek, küresel sistemde ekonomik olarak bir tıkanıklık olduğuna, yeniden yapılanma sürecinin hızlandırılması gerektiğine vurgu yaptı.
Kocaeli Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Yusuf Bayraktutan ise yeni küresel sistem inşasına, üretim, ticaret, finans konusuna değindi, ticaret sisteminin serbestleştirmesi ve üretimde karşılıklı bağımlılık konularını açıkladı.
Marmara Üniversitesi, İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Şişman “ABD artık sistemi yönetemiyor mu, yönetecek gücü yok mu?” sorusuna cevap ararken, kriz sürecinde bir hegemonya mücadelesinin olduğuna dikkat çekti.
Melikşah Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr.Shatlyk Amanov krizlerin aynı zamanda birer fırsat olduğuna işaret ederek konuya üç düzeyde baktığını açıkladı: küresel, bölgesel ve lokal. Amanov aynı zamanda iki tespitte bulunarak şunları kaydetti “Rusya, ABD ve diğer büyük güçlerin liderleri küresel konularda daha önceki liderlere göre diğer ülkelerle daha fazla istişare içindeler. Küresel krizle beraber algılama değişikliği var. Kalkınmakta olan ülkeler her daim gelişmiş ülkeleri takip edecek yorumu ortadan kalktı.”
Konuşmacıların sunumlarının ardında soru cevap bölümü ile toplantı son buldu.