BM Sistemi ve Afrika
Birleşmiş Milletler (BM) bilindiği gibi bütün dünya ülkelerinin üye olduğu ve devletlerarası pek çok sorunun görüşüldüğü bir platform olma özelliğini taşımaktadır. Ancak az gelişmiş veya gelişmekte olan pek çok ülkenin BM sisteminde eleştirdiği durum, uluslararası boyut kazanan hemen her sorunda Afrika ülkelerinin neredeyse hiçbirinin çözüm sürecine dahil edilmeyişleridir. Bunun yanında örgüt içi güç dengesizliği sebebiyle pek çoğu az gelişmiş konumda olan Afrikalı ülkeler, Genel Kurul’da veya Güvenlik Konseyi’nde kendi lehlerinde kararlar çıkarmakta zorlanmaktadırlar.
Geçtiğimiz hafta ABD’de toplanan Birleşmiş Milletler 64. dünya liderleri Genel Kurul toplantısında da iki Afrikalı liderin sert tonlarda dile getirdiği eleştiriler tam da bu sorunla alakalıdır. İlk olarak Libya lideri Muammer Kaddafi, ağır üslubu bir yana bırakılacak olursa, küresel mali krizde ve küresel ısınma sorununda BM ülkelerinin genel çıkarları gözetmeyip sorunların çözümünde aciz kalındığını söylemiştir. BM sistemine hakim olması gereken açıklık ve adalet prensiplerinin belirli aktörler tarafından ihlal edildiğini ifade etmiştir. Aynı şekilde Cezayir lideri Abdulaziz Bouteflika da nükleer silahsızlanmanın ve küresel mali dengenin ancak büyük devletlerin çıkarları sözkonusu olduğunda önem kazandığından şikayet etmektedir. Her iki Kuzey Afrika liderinin ortak olarak dile getirdiği ortak sorun, mevcut uluslararası sistemi ifade eden Birleşmiş Milletlerin acilen geniş çaplı bir revizyona tabi tutulma ihtiyacıdır. (Tıkla-1)
Gerçekten de Güvenlik Konseyi’ndeki daimi ve geçici üyelik sistemi, 192 ülkenin üye olduğu Birleşmiş Milletler’de gerçek anlamda düzen kurma ve sorun çözme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Zira önemli kararların pek çoğu Güvenlik Konseyi’nde alınmakta ve Genel Kurul’un gücü sembolik bir değere indirgenmektedir. Özellikle elliden fazla sandalyeye sahip olan Afrika devletleri için BM çatısı altında Afrika Birliği Örgütüyle özel ve güçlü bir ilişki türü tesis edilme ihtiyacı kendini hissettirmektedir. Bu ihtiyaç en çok kıta genelinde yaşanan sınır çatışmaları, fakirlikle mücadele ve kıtanın doğal kaynaklarının kıta dışına ihraç edilmesi konusunda görülmektedir. Birleşmiş Milletler dahilinde Afrika devletlerinin hayati sorunlarda oy haklarının güçlendirilmesi ve bu ülkelerin uluslararası toplum içinde eşit birer aktör olarak tanınması gerekmektedir.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 25 Eylül 2009)