Hollanda’da esrarın ticari bir ürün olması 25 yıl öncesine dayanmaktadır. Daha önceleri esrar kişisel kullanıma hizmet eden ve küçük ölçekte yetiştirilen bir bitki olarak görülmekte olan esrar, etken maddesi olan THC oranının %4-9 seviyelerinden %18’lere, hatta bazı örneklerde %30 seviyelerine çıkarılması ile önemli bir ticari ürün haline dönüşmüştür. Bu artış esrarın insan beynine olan zararları noktasındaki endişeleri de arttırmaktadır.
Özellikle İngiltere, Belçika, Almanya Fransa ve İskandinav ülkelerinden Hollanda esrarına yoğun talep vardır. Bu talebin artması fiyatlarda da artışa sebep olmaktadır. Tahminlere göre, Hollanda’da üretilen esrarın %80’i yurtdışına sevk edilmektedir.
[1]Bu ülkelerden sırf esrar içmek için günü birlik gelen onbinlerce insanın olduğu tahmin edilmektedir. Hollanda’da tüketilen esrarın büyük bir kısmı yabancılara satılmaktadır.
Son dönemde, Almanya ve Fransa’nın “esnek uyuşturucu politikasından vazgeç” baskısının Hollanda üzerine kısmen de olsa etkili olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Hollanda Hükümeti, esrarın satıldığı ve içildiği kafelere sınırlama getireceğini; 3 yılda bir yenilenen uyuşturucu satışı ruhsatlarının bazı yerler için artık uzatılmayacağını açıklamıştır. Ancak önemli bir gelir kapısı olan bu işten vazgeçmek istemeyen yerel idarelerin çoğu “hoşgörü” politikasının devam etmesi gerektiğini düşünmektedirler.
[2]
AB Adalet Divanı Kararı
AB Adalet Divanı 2010 yılının son günlerinde vermiş olduğu kararında, Hollanda’da faaliyet gösteren bir esrar kafesini, yabancılara esrar satışında bulunduğu için kapatan yerel belediyeyi haklı bulmuştur. Mahkeme kararında, ikamet sahibi olmayanlara esrar satışın yasaklayan uygulamanın uyuşturucu sorununu sınırlandırmaya yönelik bir tedbir olduğunu ve bu yönüyle haklı gerekçelere dayandığını belirtmiştir. Bu kararın Hollanda’daki uyuşturucu turizminin engellemesi yönünde ciddi yansımaları olacağı değerlendirilmektedir.
Almanya ve Belçika sınırına yakın bir Hollanda ilçesi olan Maastricht Belediyesi’nin 2005 yılında almış olduğu ‘yabancılara esrar satışı yasağı’ kararını kaldırmak üzere bu bölgede faaliyette bulunan esrar kafesi sahipleri hukuki yola başvurmuştu. Bu başvuruda, yasağın, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını öngören AB’nin tek pazar ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Yasal olmayan bir malın serbest dolaşımını isteyen bu görüş mahkeme tarafından pek ciddiye alınmamıştır.
Ortalama 120 bin nüfusa sahip Maastricht ilçesi, ilçe merkezinde bulunan 14 esrar kafesi yüzünden Alman, Belçikalı, Fransız uyuşturucu kullanıcıları başta olmak üzere yabancıların akınına uğramaktadır. Bu amaçla ilçeye gelenlerin sayısı günlük 10 bin, senelik ise 3.9 milyon civarındadır. Bu sayının da en az yüzde 70’i Hollanda dışından gelmektedir. Bu da bir taraftan ilçeye para kazandırırken diğer taraftan da toplumun rahatsızlık duymasına ve tedirgin olmasına neden olmaktadır. Düşünsenize, hemen yanı başınızdaki bir kafede yüzlerce adam esrar çekmekle meşgul.
[3]
Maastricht Belediyesi Başkanı vermiş olduğu bir beyanatta bir adım daha ileri giderek, esrar kafelerinin Almanya ve Belçika’da da açılmasını böylece bu ülkelerden kendi ilçesine yönelen kullanıcı trafiğinin duracağını belirtmiştir. Esrar kafelerini yaygınlaştırmak ve esrar kullanmayı serbest hale getirmek anlamına gelen bu teklif, hem AB’nin hem de uluslararası toplumun uyuşturucuyla mücadele politikalarıyla çelişki içindedir.
Sonuç
Avrupa Adalet Divanı’nın bu kararı kafe sahipleri için alarm zillerinin çalınması anlamına gelmektedir. Ancak, bu kafeler üzerinden ciddi maddi kaynak elde eden belediyelerin de Maastricht Belediyesinin yaptığı gibi bir yasaklama yoluna gitmesi gerekir. Bunun olması da beklenen bir gelişme değildir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[2] http://www.ntvmsnbc.com/news/466933.asp#storyContinues
[3] http://eulaw.typepad.com/eulawblog/2010/12/cannabis-coffee-shops-non-discrimination-and-public-policy-case-c-13709.html