İzmir Zirvesini müteakiben EİT’in organları Liderler Zirvesi, Bakanlar Konseyi, Daimi Temsilciler Konseyi ve Bölgesel Planlama Konseyi olarak belirlenmiştir. Bu kadar katmanlı yapısına ve bürokrasisine rağmen, örgütün küresel politikadaki önemi göz önüne alındığında, EİT bir “tabela örgütü” olarak kalmış ve hangi düzeyde yapılırsa yapılsın şimdiye kadarki bütün toplantılar birer iyi niyet bildiriminden öteye gidememiştir.
23-24 Aralık 2010’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ev sahipliğinde İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen EİT 11. Liderler Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Gül, Teşkilatın Dönem Başkanlığını İranlı mevkidaşı Mahmud Ahmedinejad’dan devraldı. Zirve konuşmasında EİT’in geniş kapsamlı işbirliği çalışmaları açısından yüksek potansiyeline vurgu yapan Ahmedinejad, dirayeti ve yetenekleri sayesinde Gül’ün dönem başkanlığında üye ülkelerin artan işbirliği ile EİT’in uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirilebileceğini ifade etmiştir. Zirvenin gündem maddeleri, üye ülkeler arasındaki elektrik bağlantısı, Afganistan’ın yeniden yapılandırılması, uyuşturucuyla mücadele, EİT’in on yıllık çalışma programı ile diğer bölgesel ve uluslararası örgütlerle ilişkileri olarak belirlenmiştir. Zirvenin en önemli konularından 2015 Vizyon Belgesi, üye ülkeler arasındaki işbirliğinin yol haritasını çizmektedir.
EİT’in üç kurucu üyesinden biri olan Türkiye, Avrasya kıtasının ortasında sahip olduğu jeostratejik konumu ile bu coğrafyanın barış, güvenlik, istikrar ve refahın sağlanması bakımından “pivot” rolü üstlenmektedir. Türkiye’nin dönem başkalığında EİT, bölgesel diyalog ve işbirliği mekanizmalarının oluşturulmasıyla enerji, iletişim ve ulaşım gibi alanlarda kapsamlı işbirliği projelerini hızla hayata geçirerek bölgesel kalkınmayı desteklemeyi amaçlanmaktadır. EİT kapsadığı 8 milyon kilometrelik alan ve yaklaşık 400 milyon nüfus ile kalkınma kadar işbirliğini de sürekli ve istikrarlı kıldıkça küresel ekonomik ve siyasi dengeleri etkileyebilecek kudrete sahiptir.
EİT Zirvesindeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Gül, İzmir Anlaşmasıyla belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için 2005’de Astana’daki Bakanlar Konseyi toplantısında kabul edilen 2015 Vizyon Belgesi’nin hedeflerine ulaşılması için 5 yıl kaldığını belirtmiştir. Gül, gerekirse ilave önlemlerle 2015 Vizyon Belgesi’nin hedeflerini pek çoğunu kendi dönem başkanlığı sırasında gerçekleştirmeyi amaçladığını ifade etmiştir. Bu bağlamda, Gül, EİT Ticaret Anlaşmasını (ECOTA) henüz imzalamayan beş üyenin bir an evvel anlaşmayı imzalayarak hükümlerini uygulamaya başlamasının gerekliliğinin altını çizmiştir. Böylece 2005’de %6 olarak gerçekleşen EİT bölgesi iç ticaretinin 2015’de %20’ye yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi yolunda 2008’den bu yana İstanbul’da faaliyet gösteren EİT Ticaret ve Kalkınma Bankası, ülkeler arasındaki ekonomik işbirliğinin hızlanmasında önemli katkılar sağlamıştır.
İstanbul’daki Zirvenin en akılda kalan resmi, şüphesiz Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Gül, Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’yi kendisinin kullandığı makam aracıyla Cuma namazına götürmesi olmuştur. Namaz çıkışında bu sefer şoför koltuğuna Cumhurbaşkanı Gül’ün oturmasıyla protokol kalıplarının yıkıldığı bu kısa yolculuk, aynı medeniyet havzasından beslenen ülkeler arasında ortak kimlik sayesinde ortak menfaatlere de vurgu yapan yeni ilişkilerin gelişmesini sağlayacaktır. Türkiye Başbakanı ve Cumhurbaşkanı’nın geliştirdikleri yeni diplomatik teamül çerçevesinde gerçekleşen bu enstantane, Kuzey İrlanda’da silahları susturan 10 Nisan 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma (Belfast) Antlaşması’ndan sonra tarihe “Hayırlı Cuma Diplomasisi” olarak geçer ve diplomasi ders kitaplarında Zirve Diplomasisi bölümünde en azından bir kutucuk olur. Belki bu sayede EİT “tabela örgütü” olmaktan çıkıp üyeleri açısından anlamlı bir organizasyona dönüşür.
(Amine YAZICI, SDE Asistanı & MURAT ÇEMREK, SDE Uzmanı)