Dolayısıyla tüm Schengen ülkelerinin ortak sorunu haline gelen dış sınırların etkili bir şekilde korunması meselesi, AB’nin öncelikli olarak ortak projeler ve girişimler üretme alanına girmiştir. Yasadışı göçmenlere yönelik biometrik veri bankası ‘Eurodac’, ortak iltica ve göç politikası geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve üçüncü ülkelerle imzalanan ‘geri kabul anlaşmaları’ bu kapsamda atılmış adımlardır.
AB’nin dış sınırlarının korunmasında ulusal birimler arasındaki işbirliğinin yönetimi ve koordinasyonunu sağlamak ve güçlendirmek amacıyla kurmuş olduğu Frontex bu girişimlerin en yenisidir. AB Konseyi’nin 26 Ekim 2004 tarihli kararıyla kurulan Frontex’in yönetim merkezi Varşova’dadır. Ajans, AB’nin dış sınırlarında görevli ulusal sınır muhafaza birimlerinin teknik ve personel kapasitelerini geliştirmek üzere çalışmalar yürütmektedir. Sınır kontrolündeki nihai sorumluluk ve yetki şimdilik ilgili üye devlete ait olsa da Frontex’in ileride AB’nin dış sınırlarından sorumlu yegâne teşkilat olması hayal değildir. Buna yönelik tartışmalar AB kurumlarında ve üye ülkelerde yapılmaktadır.
FRONTEX’in Operasyonel Gücü
Frontex’in operasyonel yönünü güçlendirmek amacıyla, talep eden üye ülkenin sınırlarında o ülkenin sınır koruma görevlileriyle beraber çalışacak Frontex ekiplerinin görev yapabilmesine imkân tanıyan düzenleme 2007 yılında kabul edilmiştir. Böylece, Frontex bünyesinde kurulması benimsenen ‘Sınır Acil Müdahale Timleri’ üye ülkelerden herhangi birisinde acil ve beklenmedik bir göç baskısı oluşması durumunda, o ülkeye geçici bir süre için görevlendirilebilecektir.
Frontex bu yetkiyi aldıktan sonra üye ülkelerden sınır güvenliği ile ilgili konularda kolluk birimlerinde çalışan personelin irtibat bilgilerini talep etmiş ve bu bilgileri bir havuzda toplamıştır. Şu an için kendisine bildirilen uzman sayısı 500-600 civarındadır. Bu görevliler herhangi bir üye ülkenin Frontex’ten yardım talebi üzerine o ülkeye görevlendirilebilmekte ve yerel sınır muhafızlarıyla birlikte sınır güvenliği ile alakalı her türlü görevi yerine getirebilmektedir. Frontex’e iletilen yardım talebine en geç 5 gün içinde Frontex İcra Müdürü tarafından olumlu ya da olumsuz yanıt verilmek zorundadır.
‘Sınır Acil Müdahale Timleri’nin silah taşımalarına ve belirli şartlarda silah kullanmalarına da izin verilmektedir. Görevleri sırasında işledikleri ya da kendilerine karşı işlenen suçlardaki cezai prosedürler, ev sahibi ülkenin kendi sınır muhafaza görevlilerine uyguladığı prosedürlerin aynısı olmalıdır.
İlk Görev Yeri: Yunanistan-Türkiye Sınırı
Yunan Hükümeti geçtiğimiz ayın sonlarında Frontex’e başvurarak Sınır Acil Müdahale Timi’nin kendi ülke topraklarında görevlendirilmesini talep etmiş ve bu talep Frontex yönetimince uygun görülmüştür. Bu çerçevede Kasım ayının başından itibaren Bulgaristan, Almanya, Romanya, Avusturya, Macaristan, Slovakya ve Danimarka’dan toplam 175 personel Yunanistan-Türkiye sınırında 24 saat esasına göre çalışmaya başlamıştır. Bu görevlendirme, Frontex Sınır Acil Müdahale Timi için bir ilktir.
Müdahale Timi sınır bölgesindeki Orestiada şehrinde Meriç nehri boyunca 12 kilometrelik bir alanda konuşlandırılmıştır. Yunanistan, yasadışı göçmenlerin çoğunlukla, Türkiye ile arasında var olan 12 kilometrelik bu kara sınırından giriş yaptığını ileri sürmektedir.
Yasadışı göçmenlere ve iltica başvurusu yapanlara karşı sergilediği sert tutumdan dolayı eleştiri alan Yunanistan, Batı Avrupa ülkelerine yönelen yasadışı göçte en önemli basamaklardan birisidir. Yunanistan’da 2010 yılının ilk yarısında toplam 45 bin yasadışı göçmen yakalanmıştır. Geçen yıla göre önemli bir artış anlamına gelen bu rakam Yunan Hükümeti’ni Frontex’e yöneltmiştir.
Düzensiz göçün Yunan topraklarında durdurulması AB’nin önceliklerinden birisidir. Bunun için Yunanistan’ın BM’nin göç birimi tarafından eleştirilen iltica ve göç politikalarına karşı AB kurumlarından çok da fazla ses çıkarılmamaktadır. Ancak, uluslararası hukukça korunan iltica hakkına gerçekten sahip olup da Yunanistan üzerinden AB topraklarına girmek isteyen kişilerin karşı karşıya kalacakları mağduriyetlerin de hesaba katılması gereklidir.
Türkiye’nin Konumu
Avrupa Birliği, Frontex'in yasadışı göçle mücadele çalışmalarına Türkiye'nin de katılım sağlamasını arzu etmektedir. Bu çerçevede Türkiye-Frontex arasında varılacak bir işbirliği anlaşması üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Bu noktada, Yunanistan’ın Ege’deki kıta sahanlığı konusunda Türkiye ile yaşadığı sorunlara Frontex’i, dolayısıyla AB’yi de ortak etmek isteyebileceği düşünülebilir. Ancak sınır muhafaza görevi bulunan Frontex’in böyle bir siyasi probleme müdahil olmak istemeyeceği ve istemediği de ortadadır. Türkiye ile Frontex arasında imzalanması öngörülen işbirliği anlaşması üzerindeki müzakereler Yunanistan’ın itirazlarına rağmen neticelenebilecek mi? Bunu zaman gösterecektir.
Diğer taraftan Yunanistan, yasadışı göçü durdurmakta ciddi sorun yaşamasını ve özellikle 12 kilometrelik bir alanı kontrol edememesini gerekçe göstererek AB’nin desteğini istemiştir. Konuya Türkiye ölçeğinde bakacak olursak, doğusundaki ülkelerle bu rakamın en az yüz katı uzunluğunda dağlık ve sarp sınırlara sahip Türkiye’nin, yasadışı geçişlere karşı bu sınırlarını tam olarak kontrol edilebilmesinin ne kadar zor bir görev olduğu daha iyi anlaşılabilecektir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)