Seçimlerde 25 bin kişiden fazla gözlemci katılacak. Bunun yanı sıra Azerbaycan’a seçimler için 581 gözlemci geldi. En kalabalık grup ise AGİT’den (168 gözlemci).
AGİT grubunun sayıca fazla olması ve güvenilirliği sebebiyle, seçimden sonra yabancı çevreler ve yerel medya dikkatle AGİT’in yapacağı açıklamalara ve genel değerlendirmeye odaklanacaktır.
Azerbaycan Devleti, yabancı basın mensupları için Uluslararası Bilgi Merkezi projesini başlattı ve Azerbaycan'daki seçim döneminde uluslararası gazetecilerin çalışması için tüm ortam ve koşulları hazırladı. Seçim sürecinde basın mensuplarına sürekli güncellenen bilgiler verilecek, ayrıca seçim ile ilgili milletvekili adayları ve devlet kuruluşlarının temsilcileri ile temas kurulması için resmi akreditasyon almakta yardım edileceği belirtildi.
[1]
125 üyeli Meclise MSK tarafından en çok milletvekili adaylığı kaydedilen parti iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi’dir (YAP). MSK bu partiden 111 adayı kaydetti.
YAP`dan sonra gelen ve hakim iktidara muhalif olan “AHCP (Azerbaycan Halk Cephesi Partisi) – Musavat” bloğuna ait aday sayısı ise sadece 38. Ana muhalefet partileri Musavat Partisi (MP) ve Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP) seçimlere ortak girme kararı almıştı.
Muhalefet olarak kendilerini ifade eden kesimin ve partilerin aday sayısı ise oldukça düşüktür. Çok ilginçtir ki adayların yarısı ise seçimlere bağımsız olarak katılmaktadır.
Fakat görünürde bağımsız adlandırılan adayların büyük çoğunluğu iktidar partisinin politikasını ve ideolojisini destekleyen kişilerden oluşuyor.
[2] Kendilerini bağımsız milletvekilleri gibi tarif edenler Milli Meclis`te yasaların kabulünde hakim partinin isteği doğrultusunda oy kullandılar.
[3]
Bu seçimlere katılan siyasi figürlerin en önemli özelliklerinden biri de çok sayıda basın mensubunun milletvekili adayı olmasıdır. Bu anlamda basının meclise dahil olması önümüzdeki dönem Azerbaycan Meclisi’nin daha renkli görüntülere sahip olacağının da göstergesidir. Bu konuda göze çarpan en önemli siyasi figürlerden birinin cesur çıkışları ile tanınan
Ganire Paşayeva olması rastlantı değildir.
[4]
Azerbaycan`da görüştüğümüz basın mensupları ise 2010 Meclis seçimlerinde, 2005’de yapılan seçimlere oranla ilginin ve katılımının az olduğu yönünde görüş belirttiler. En basit örnek ise milletvekili adaylığı konusunda aday adaylarının katılımının dahi 2005 yılına oranla neredeyse yarı yarıya düşmesidir.
Bu anlamda Türkiye’de alışık olduğumuz seçim atmosferini ve mitingleri Azerbaycan’da görmek çok zor. Siyasi kültür anlamında halkla buluşma, yeterli diyalog, TV reklamları ve adayların mitingler düzenleyerek seçim atmosferlerine girmesi pek sık rastlanan propaganda yöntemleri değil.
Seçimlere katılımın az ve muhalefetin güçsüz olmasının da psikolojik ve ekonomik nedenleri vardır. Bunlar;
· Geçtiğimiz yıllara oranla muhalefet partilerinin siyasi yetersizliği,
· Muhalefet iddiasında olan mevcut partilerin ekonomik yetersizliği (finansman eksikliği),
· Halkın muhalefete bakış açısı ve nasıl olsa seçimlerde iktidar partisinin %80’e yakın başarı sağlayacağı inancıdır.
Azerbaycan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hatem Cabbarlı seçimlerde meclisin yarı yarıya yenilenebileceğini söyledi. Ancak Cabbarlı'ya göre seçimler ülkede önemli bir kırılmaya yol açmayacak.
[5]
Bağımsızlığın ilk on yılında, Karabağ sorunu ve siyasi iç çekişmeler sebebiyle çok zor günlerin yaşandığı Azerbaycan’da, 7 Kasım’da yapılacak seçimlerden sonra Azerbaycan Meclisi’nin yeni dönemde, Türk – Azeri ilişkilerine ve Türk – Ermeni yakınlaşmasına nasıl reaksiyonlar göstereceği şimdiden merak konusudur. En önemlisi ise “Karabağ Sorununun” hallolunması konusunda takınacağı tavrın ne olacağıdır.
Bunun yanı sıra var olan gaz ve petrol rezervlerinin dış politika da ve enerji hatları üzerindeki belirleyici rolü, hakim parti ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından hangi strateji doğrultusunda şekilleneceği bölge ülkeleri ile Rusya ve A.B.D tarafından da dikkatle izlenecektir.
Sosyal anlamda ise, Azerbaycan’ın sahip olduğu zengin enerji kaynaklarının gelir anlamında halka ulaşması, aslında altyapı anlamında Ruslardan miras kalan “sosyal devlet” anlayışının önümüzdeki dönemde Azerbaycan halkına pozitif olarak yansıması açısından önemlidir.
(Emrah Altınkaya, Fatih Üniversitesi Ulus. İlişkiler Y. Lisans Öğrencisi)