1980 sonrasında uygar dünyada değişim açıkça görülmüştür. Bu rüzgârın son yıllardaki ismi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmuş, Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün gelmesiyle de değişim ivme kazanmış, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile de Türkiye’de değişim süreci perçinlenmiştir. Siyaset, kuşkusuz ki, toplumu yönetememe, sorunları çözememe ve insanları küstürme hüneri değildir. Siyaset, istikrarsızlığı ve iktidarsızlığı benimsemek de olamaz. Ülkenin önünü açamama, bölgesel ve küresel güç yapamama, iyi bir siyasetin kilometre taşları olamaz. Türkiye’de, özellikle koalisyon dönemlerinde, siyasetin çıkmaza girdiği veya parlamentonun işlevini yapamadığı sorgulanmaktadır.
Kronolojik olarak Parlamenterizm, Başkanlık ve Yarı-Başkanlık sistemlerinin hepsi de demokratik sistemlerdir. Parlamenterizmin beşiği olan İngiliz temsili rejiminde,kuvvetler arasında hukuken eşitlik ve denge bulunmakla birlikte uygulamada yürütme organının üstünlüğü vardır. İngiliz sisteminde iki ayrı Meclis görev yapar; Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası. Parlamenterizmde Bakanlar Kurulu, fiiliyatta yalnızca yürütme görevini değil, yasama yetkisini de tekeline aldığı için eleştirilmektedir. Parlamenter rejim, düalist, monist, aklileştirilmiş ve çağdaş diye dörde ayrılabilir. Türkiye 1909 yılından beri parlamenterizmi benimsemiştir.
ABD’nin Başkanlık sistemi, hükümetin ve siyasetin istikrarını temin etmektedir. Bununla birlikte ABD’nde bulunan sosyal-siyasal sistemle Türkiye’deki sosyal-siyasal sistem arasında şu farklar/özellikler sayılabilir; Türkiye’deki demokrasi ve uzlaşma kültürü ABD kadar pekişmemiştir. Türkiye’de STK’ları yeterince güçlü değildir. Türkiye’de valiler seçimle iş başına gelmiyorlar. Türkiye’de her şey merkezden çözülmekle hantal bir bürokrasi oluşmuştur; merkeziyetçi değil de, yerinden yönetim esas alınmalıdır. ABD’de federal bir yapı vardır; milletvekili seçiminde iki dereceli dar bölge sistemi uygulanmaktadır; iki parti sistemi vardır; Başkan iki turlu bir sistemle seçilmektedir. Yargı, yasama ve yürütme kadar güçlüdür; yasama gücü tamamen bağımsız olup, yürütmenin Meclise yasa tasarısı sunması söz konusu değildir; Meclis, sadece yasama ve denetim işlevi görmektedir. Bakanlar (sekreterler) Meclis dışından Başkan tarafından atanmaktadır.
Türkiye’de Başbakan, ABD Başkanı’na göre daha güçlüdür. Bütçenin uygulamasında ABD’de Kongre, Türkiye’de ise Hükümet yetkilidir. Orijinali Fransa’da uygulanan Yarı-Başkanlık sisteminin özellikleri şunlardır; Cumhurbaşkanını halk seçer, yönetim parlamenterizmde olduğu gibi iki başlıdır; güçlü Cumhurbaşkanı ve Başbakan. Fransa’da iki meclis vardır; 491 üyeli Millet Meclisi ve 315 kişilik Senato..
"Başkanlık Sistemi Tartışmaları" konulu analizin PDF versiyonu için Tıklayınız...