ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » İç PolitikaGeri Dön «

“İdrakimize Giydirilmiş Deli Gömleği”: Türk Eğitim Sistemi

20.10.2010 12:58:33

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Toplumsal yaşam da toplum-doğa ve toplum-insan ilişkilerin oluşturduğu yapıların süreklilik göstermesi ve zamanla kalıplaşması toplumsal kurumları oluşturur. Toplumsal kurumlardan olan eğitim kurumunun asli unsuru toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Türk toplumunda eğitim sistemi her zaman değer verilen toplumsal kurumlardan olmuştur. Eğitim, bireyin yaşadığı toplumun kültürüyle birlikte kalıcı izler bırakmış ve insanların beklendik davranışları öğrendiği toplumsal kurumların içinde yer almaktadır.

 
Yeteneklerini keşfettiği, aynı zamanda sistematik bir toplumsallaşma sürecidir. Öğretmen – öğrenci, değerlendirme sistemi, mezuniyet başarı sıralaması gibi kendi içinde bir düzen hakimdir. Eğitim kurumu bir toplumun felsefesine ve ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte oluşturulmalıdır. Toplumda bireyin gelişimi ve sistemli ilerleme sergilemesi amacını taşımaktadır. Tüm hayatını içinde barındıran bir yaşam alanı olan bu süreç bireyi bulunduğundan daha iyi konuma getirme amacını gütmektedir.
 
Eğitimin genel anlamda sosyal katılımı gerçekleştirici, planlı –amaçlı bir yapısı vardır. Eğitim geleneksel anlamda ele alındığında aslında kendi içinde bir hiyerarşiyi barındırmaktadır Eğitimin düalist bir yapısı vardır:
 
Alt Sınıf: Öğrenci –Ezilen (Hükmedilen, pasif, kural bekleyen)
Üst Sınıf: Öğretmen-Ezen (Hükmeden, aktif, kural koyan)
 
Eğitim bireyi her daim ‘boş kap’ gibi görür. Sosyal hayata hazırlayan bu eğitim süreci ‘öğreticinin üstünlüğü’ üzerine kurulur. Öğretmen merkezli kalıplaşmış bu eğitim anlayışı bireyin öğrenip öğrenmemesiyle ilgilenmenin ötesinde Milli Eğitim müfredatını uygular. Eğitim kültürlenme yoluyla gelişmekte ve toplumun beklentilerine cevap aramaktadır.
 
Sosyalleşme ise bireyin topluma uyumunu sağlamakta ve birlikte kültürlenme (eğitimin kendi kültürünü)  ile öğrenme sürecini yansıtmaktadır.

Eğitim Toplumsallığı:
 
Eğitim yetişme ve yetiştirme süreçlerini içinde taşır. Bireysel temelli görülse de toplumsallığın talepleri doğrultusunda şekil almaktadır. Toplum tiplerinin kendine özgü eğitim sistemleri vardır. Geleneksel eğitim kuşaktan kuşağa aktarılıyordu. Modern eğitim ise somut yarardan çok eleştirel yeteneğe sahip soyut kavramaya dayanmaktadır.
 
Eğitimin Toplumsallığının Özellikleri;
 
- Toplumsal kurum olan eğitim kurumu değişime karşı direnç gösterir.
- Eğitim kurumu, diğer (Eğitim aynı zaman da aile, din, boş zamanlar kurumlarına bağlı olarak şekillenmiştir.) toplumsal kurumlarla yoğun bir ilişki içerisindedir ve birbirlerine bağlıdır.
- Toplumsal kurumların öncelik sırasının zaman içerisinde değişebildiği görülmektedir. Bu kurumlardan olan eğitim de aile ve din kurumları yerine ikame etmektedir.
 
Resmi ve örgütlü bir toplumsallaşma kurumu ise eğitim ve bunun içinde yer alan öğretmenlerdir. Okul yaşamı insana sadece bilgi beceri değil, toplumsal sorumluluklarını da öğretir. Bu nedenle çocuğu etkileyen ilk organizasyon eğitimdir. Yani okula başlayan bir çocuk, kendisine yabancı birçok yüzle karşılaşır. Eğitimin başlamasıyla birlikte toplumun temel yapısı anlatılmaya ve öğretilmeye başlanır. Uygulanan çeşitli kurallarla çocuklara diğer insanlarla olan ilişkilere olan ilişkilerinde karşılaşacakları güçlükler gösterilmeye ve toplum halinde yaşamanın yasaları anlatılmaya başlanır. Birey ve grup olarak beklentileri anlamaya çalışır ve toplumun parçası olurlar.
 
Eğitimin İşlevleri:
 
Eğitimin açık ve gizli fonksiyonları bireyin toplumsallaşmasında büyük önem taşır. Açık fonksiyonları bireyin okuma, yazma ve aritmetik yeteneğini geliştirir. Gizli fonksiyonları ise toplumsallaşma sistemini anlamasına ve benimsenmesini kolaylaştırır. Evde sadece ailesiyle norm ve değerleri öğrenirken, okulda daha geniş bir bilgi birikimine sahip olur. Toplum halinde yaşayan insanların aynı ihtiyaç ilkelerine sahip olma beklentisi, sosyalizasyon sürecini düzenleyerek sosyal bireyin meydana getirilmesini sağlamaktır. Eğitim kurumunda en önemli işlevi toplumsallığa vurgu yapmasıdır. Toplumsallığının sağlanabilmesi için kültürün aktarımın sürecinin sağlıklı bir şekilde sağlaması gerekmektedir.
 
Eğitim kurumu öncelikle okul düzeyinde ele alındığında bireyi, eğitim, vatandaşlık sorumluluğunu benimseten, meslek, bilgi ve birikim kazandıran bir süreçtir. Kişinin öğrenme nosyonunu kazanmasını sağlamaktır. Bilgi toplumunda her şey bu temel üzerine kurulmuştur. Eğitim fonksiyonu, düşünmeyi, fikir üretmeyi, kendi hakkında söz sahibi olma özgürlüğünü insanların elinden almıştır. Bir başka şekilde söyleyecek olursak eğitim kendi ideolojisinin yürütücüsü olma beklentisi içindedir. Arkadaşlık ilişkilerinin sağlanması, statü kazanılması vb. tutum ve davranış kalıplarının değişimini sağlar.
 
Yapısal Öğeler Açısından: 
 
Çevre: Bir toplumun kısaca fiziksel, kültürel bağlarını ifade eder. Yer, iklim, toprak, bitki örtüsü, akarsular vb. öğeler fiziksel ortamı oluşturur. Bu öğeler toplumda eğitim sisteminin oluşmasında farklılığa neden olur. Köy, şehir, site, mahalle eğitiminin bununla birlikte şekil almasını sağlar. Köyde daha çok pratiğe dökülebilen ve yapılan işleri aksatmayacak şekilde oluşmaktadır.
 
 
Aktörler: Yapısal öğeler açısından bakıldığında eğitim, aktör bakımından öğrenciler ve öğretmenlerden oluşmaktadır. Ancak bu roller başka rollerle birlikte yer alır. Eğitim alan ve eğitim veren bulunur. Okul yapısını düşündüğümüzde Müdür, Müdür yardımcısı, Rehberlik servisi, hizmetçiler, memurlar diğer aktörlerdir. Eğitimin okul aile birliğini ve sınıflar grup-örgüt yapılarına örnek gösterilebilir. 
 
Tabakalaşma: Eğitim toplumsal yapısı bir hiyerarşi üzerine kurulur. Üst sınıf ve alt sınıf ayrımı vardır. Eğitim veren kişi üstün, aydın ve nitelikli, eğitim alan öğrenci ise tabir-i caizse boş kap olarak görülmektedir. Eğitim hep bir sıra düzeni üzerine kurulur. Eğitim kademeli olarak sürdürülür. Tabakalaşmanın temelinde sıra ve sıralama hakimdir. Aynı zamanda kendi içinde eğitim verenlerin uzman öğretici, kadrolu, başöğretmen, sözleşmeli gibi sınıflandırılmalar vardır. 
 
Organizasyon: Aktör, çevre ve tabakalaşma gibi yapısal öğelerin hareketini ifade eder. Ders araç-gereçlerinin nasıl kullanılacağı, tüzükler, disiplin kuralları, not sistemi, e-okul sistemiyle (bilgisayar üzerinden öğrenci, veli bilgilendirilmesi) bilişime aktarılması Organizasyon belirgin öğeleridir. Geleneksel eğitim ve modern eğitim sistemi farklı anlayış-algılayışa sahiptirler. Eğitimin yapı analizini yaparken okul sistemi ve bunun kurumsal yapısı olarak “Milli Eğitim İdeolojisi’ni”[1] görebiliriz.
 
Okul Sistemi:
 
Okul yapısı, öğrenci ve öğretmenin değişen yaşam süreci içerisinde herkesin hayatına yer etmiştir. Eğitimin müfredat üzerine yapılan planlı programlı bir yapısı vardır. Eğitim, bireye beklenilen mesleki eğitim becerilerini kazandırmayı ve bulunduğu durumdan daha iyi bir konuma (örneğin ekonomik) ulaştırmayı hedefler.
 
Eğitim ve öğretim çerçevesinde toplandığı alt kurumu okuldur. Eğitim okul etrafında şekillenen mekan ve insan üzerine şekillenmektedir.
 
Mekan: Okul Bahçesi, Laboratuarlar, Sınıf, Konferans Salonları…
Birey: Müdür, Müdür Yardımcısı Öğretmenler, Öğrenciler…
 
Mekan ve bireyin birleşmesiyle karşılıklı olarak etkileşimi okul birlikteliği eğitimin genel yapısı yani üst kurumunu oluşturur. Eğitim okul üzerinde kreşler, anaokulları, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim gibi şekillenmeler alır. Eğitim sistemini temeli olan ilköğretimin 8 yıl zorunlu olması eğitime atfedilen önemi gösterir. Eğitim okul dışına da taşınmıştır dershaneler, özel eğitimler bilgi toplumuna ulaşılması aşaması olarak görülmüştür. 
 
Milli Eğitim İdeolojisi:
 
Milli eğitim yapısının ve eğitim algılayışının sorgulanmadığı dönemde yer etmiş olan “eti senin kemiği benim” paylaşma ilkesine bağlı kalmıştır. Okullaşma artmıştır. Eğitim kendi ideolojisine bağlı olarak ele alınmıştır. Kışla eğitim sistemi vardır. Tek tip eğitim, forma ve marşa dayanan bir algılayış vardır. Bu sistem Ulus-devlet anlayışın bir tiplemesidir. Ailede başlayan eğitim sürecinin devam ettiricisi olan okullar devletin ideolojik aygıtıdır. Ortalama insan yetiştirmeyi hedef alır. 
 
Farklılıktan çok müfredata uygun bir anlayış geliştirilmiş eğitim “ezberci” eğitime dayanmaktadır. Sorgulamanın ve eleştirel aklın işlev kazandığı günümüzde bu yapı giderek kendini sorgular bir hale gelmiştir. Bu süreçler artık eğitimin varlığının sorgulandığı ve somut yarardan çok eğitimli bireyin bulunduğu düzeyden daha iyi bir konuma gelmesi soyut hedeflerde belirlenmiştir. Ivan Ilıch’in ifade ettiği gibi “Okulsuz Toplum”[2] kavramında okulun bize gösterildiğinden daha fazlası olduğu gizli ve göz ardı edilen işlevlerinin olduğunu ifade etmektedir. Mümkün yapı analizine örnek olarak milli ideoloji yapısını ele alabiliriz. İsmail Kaplan’ın Milli Eğitim İdeolojisi kitabında ifade ettiği gibi bayrak, marş, andımızın anlamından çok bir prosedürün yerine getirilmesinden öte olmadığı göstermiştir. İdeolojilerin[3] içi boşaltılmış neyin niçin olduğu sorusuna göre kurulmamıştır. Toplumun sorunlarından çok bulunduğumuz durum değil, ideal olan ve ulaşılması hedeflenene duruma göre şekil almıştır. 
 
Eğitimin asıl hedeflemesi gereken sosyal sermayeyle birlikte hareket etmek olmalıdır. Pierre Bourdieu ‘nun[4] ifade ettiği sosyal sermayeden uzak bir eğitim anlayışının yerine öğrenimin ve belli ezber kavramlarının üzerinden yapılanan bir hale gelmelidir. Çocuk’un kültürel sermayeye uygun yetişmesi, hem de öğretim sisteminin kendine faydalı hale getirilmesi önemlidir. Öğrenci nesne olarak görülmektedir. Eğitim sistemin yeniden gözden geçirilip eksik yanlarının tespit edilmesi çok önemlidir. Ve bu eksikliği hissetmesi gerekenler de bu sistemi yürütenlerdir. Belirlenmiş bir müfredata bağlı olarak yürütülen sistemin ve sisteme uygun olmanın eleştirilmesi elzemdir. Birey ihtiyaçlarının göz ardı edilmeden düşünme ve sorgulama yetisine sahip karakter gelişiminin de yer aldığı bir yapıya dönüştürülmelidir. Eğitimle birlikte geçen yılların verimsiz bir dolu yıl olmaktan uzaklaştırılarak iş bulma ve iş kurma yeterliliğine sahip bir zihniyet üzerinden eğitim ve birey arasında kırılan zincirler yeniden oluşturulmalıdır. Eğitim sisteminin yıllarca  “yetiştirilme değil büyütülme” sınırında kaldığı bir kısırlıkla ideolojilerin idrakimizi sınırlandırdığı ve hareket alanımızı daralttığı tanımında eğitim alanlar, birer özne haline gelmelerinden ötesinde hiçbir şey ifade etmemektedir.
 
(Fatma DEMİR, SDE Asistanı) 


[1] Kaplan, İsmail, Türkiye’de Milli Eğitim İdeolojisi ve Siyasal Toplumsallaşma Üzerindeki Etkisi, İletişim Yayınları, İstanbul,2009.
[2] Illich, Ivan , Okulsuz Toplum, Çeviren: Mehmet Özay, Özgün Dili: İngilizce; Özgün Adı: Deschooling Soçiety, Benseno Yayınlar, İstanbul,2005
[3] “İdeolojiler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” Cemil Meriç
[4] Pierre Bourdieu’nun“sosyal sermaye” (social capital) kavramını “Toplumsal yaşamda ahlak, sivil erdem, güven, kurallar ve kurumlar, sosyal normlar, değerler ve inançlar gibi kavramlarla ifade edilen unsurların tamamı”olarak açıklamıştır. 



İÇ POLİTİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya