Avrupa’nın göbeğinde 1992’de başlayan yaklaşık 3 yıl süren bu soykırım neticesinde yüz binlerce Bosnalı sivil şehit edilmiş ve on binlercesi tecavüze maruz kalmıştı.
1995 yılına gelindiğinde artık Sırp saldırılarının sonuna yaklaşıldığı, BM’nin, barışı korumakla ilgili sorumluluklarını yavaş yavaş hatırlamaya başladığı döneme geçilmekteydi. Bu kapsamda BM, Bosna şehirlerinden olan Srebrenika’yı güvenli bölge ilan etmiş ve burayı, olası Sırp hücumlarına karşı koruması için Hollanda askerlerine emanet etmişti. Ancak hepimizin yakından bildiği gibi Sırp askeri ve paramiliter unsurlar, Hollanda askerlerinin hiçbir müdahalesiyle karşılaşmadan şehre girmiş ve Avrupa’da yaşanan en büyük soykırımlardan birisi olarak kayıtlara geçen sistematik ve planlı bir vahşete imza atmışlardı.
Srebrenika’da 8 bin masum kişi öldürülmüş ve bunların bir kısmı bugün dahi ortaya çıkarılamamış toplu mezarlara gömülmüştür. Bunlar yapılırken, ne oradaki 160 kişilik Hollanda askeri Birliği ne BM ne NATO ne de AB hiçbir varlık gösterememiş, sadece Sırp General Ratko Mladic’in katliam emirleri veren sesi duyulmuştu. Ve böylece BM açısından bir barışı koruyamama misyonu da böylece tamamlanmıştı. Hollanda bu olayla ilgili kendini savunurken, askerlerinin o şehirde yalnız bırakıldığını ve BM’nin gerekli hava desteğinin vermediğini söylemektedir.
Üstünden 15 yıl geçmesine rağmen konu hem Hollanda’nın hem de Bosna’nın gündeminde sıcaklığını korumaktadır. Geçen haftalarda Hollanda savcılığı, Srebrenika’da görev yapan Hollandalı barışı koruma askerlerinin cezai sorumluluklarını araştırmak üzere bir ön soruşturmanın başlatıldığını duyurdu. Bu önemli bir gelişmedir. Katliamda ölen Bosnalıların hayattaki yakınlarının müracaatı üzerine başlatılan bu soruşturma 15 yıl önce yaşananların mesuliyeti tartışmalarını tekrar gündeme taşımıştır.
Yine bu konuda daha önce, 2010 Mart ayında Hollanda Temyiz Mahkemesi, Srebrenika katliamında Hollanda Hükümeti ve BM’nin sorumluluğu ile ilgili olarak önüne gelen dosya hakkında bir karar vermişti. Kararda BM’nin cezai ve tazminat davalarına karşı mutlak surette bir dokunulmazlığı olmadığını, göreviyle ilgili dokunulmazlığıyla temel insan haklarının korunması arasında bir denge kurulması gerektiği belirtmiş ancak yine de bu olayla ilgili BM’nin dokunulmazlığının söz konusu olduğuna hükmedilmişti.
[1]
Bazı çevreler, bu konuyla ilgili davaların BM ya da Hollanda hükümeti aleyhine sonuçlanması halinde dünyanın çeşitli ülkelerinde vazife gören BM barışı koruma misyonlarının akamete uğrayacağını ve bundan sonra hiç bir devletin bunlara katkı göstermek istemeyeceğini ileri sürmektedir.
Ancak bunun böyle bir etkisi olacağını düşünmeyi gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Srebrenika’da işlenen ve uluslararası hukuk açısında da soykırım olarak kabul edilen katliama, görevi oradaki insanları korumak olmasına karşın göz yumduğu iddiaları göz ardı edilebilecek bir olay değildir. Ve bunun mahkemede doğrulanması, ileride başka coğrafyalarda, örneğin Afrika’da olabilecek bu tür hadiselerin önünü alabilecektir. BM Barışı Koruma misyonlarının gerçekten barışı koruyup koruyamadığı konusunda da BM içinde kapsamlı bir araştırmanın yapılmasına vesile olacaktır. Ancak bu durum, Hollanda’nın BM barışı koruma misyonlarına bir daha asker göndermemesine yol açacaksa da varsın açsın diye düşünüyorum.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://www.haguejusticeportal.net/eCache/DEF/11/659.html