Sadık Zunuzi: “Şimdiye dek, Batı üzerinden birbirimizi okumaya çalıştık. Bu da onlar gözüyle, onların istediği şekilde birbirimize bakmamıza neden oldu. İran devrimi bir anlamda dünya sistemine baş kaldırmaktı. Devrimden sonra rejim ihracı olgusu ortaya çıktı. Eğer başarılı olursa 1 buçuk milyon insanı etkileyebilirdi. İran ırak savaşında 8 yıl boyunca dolaylı da olsa tüm Arap ülkeleri İran’la savaştılar. Çünkü İran sistemini İslam perspektifinden planlarken, diğer Arap ülkeleri sistemlerini Batıya göre planlamışlardı.”
A Cabbari: “11 Eylül sürecinde yaşananlarda şüpheli durumlar var. Bu şüpheli durumları anlayıp cevaplar aramak gerekir. 11 Eylül olaylarından sonra herhangi bir uluslararası komisyon toplanıp, durumu değerlendirmedi. Bir komisyonun toplanıp 11 Eylül’ü değerlendirmesi gerekiyor. 11 Eylül’ü dört ya da beş teröristin gerçekleştirdiğine inanmıyoruz ama bir şekilde kabullendik. 11 Eylül’ü planlayanlar, değişim isteyenlerdir.”
Birol Akgün; “11 Eylül olaylarının kimler tarafından yapıldığı, planlandığı asla açığa çıkmayacak. Bu yüzden kimin yaptığından çok 11 Eylül olaylarının uluslararası sisteme etkilerinin ne olduğunu tartışmalıyız. Kısa vadede bakıldığında bu olay Amerikan hakimiyetini bir süreliğine uzattı. Amerika bu olaylar neticesinde dünyanın çeşitli yerlerinde askeri operasyonlar yapabildi. Ancak orta ve uzun vadede bakıldığında Amerika bu savaşlardan zararlı çıkmış, ikna gücünü yitirmiştir. 2008 mali krizini de tetikleyen Amerika’nın savaşlarda harcadığı paralardır. Soğuk Savaş sonrasında yaşanması gereken çok kutupluluk, 11 Eylül olayları sonucunda gerçekleşmiştir. ABD artık dünyayı tek başına şekillendiren bir güç olmaktan çıktı. Türkiye açısından sonuçları değerlendirdiğimizde ise, İdeolojik, siyasi, ekonomik, kültürel olarak Türkiye’nin iyi bir dönemde olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin amacı Amerika’nın bıraktığı boşluğu doldurup, kendi çıkarlarını gerçekleştirmek değildir. Tam tersine her ülkenin kendi çıkarlarını gerçekleştirebileceği, daha adil bir düzen istemektedir. 11 Eylül istenmeyen savaşlara yol açmıştır ancak diğer yandan dünya düzeninin yeniden şekillenmesine de yardımcı olmuştur.”
Yılmaz Çolak da, 11 Eylül sonrasında yaşanan gelişmeleri “medeniyet” kavramını baz alarak değerlendirdi. Bir kesimin 11 Eylül olaylarını Batılı yaşama, Batılı kültüre bir saldırı olarak algıladığını ifade eden Çolak, süreç içerisinde “Türk modeli” ve “medeniyetler ittifakı” kavramlarının ortaya atıldığını açıkladı. Demokratik düzene uyum sağlamış, Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin, İslam dünyasına bir model olarak sunulduğunu ifade ederken, bu modelin “Türk modeli” kavramı ile anlam bulduğunu belirtti. Çolak Medeniyetler ittifakı kavramının Türk dış politikası açısından tehlikeli bir söylem olduğunu, dışlayıcı bir yapısı olduğunu da ifade etti ve “Türkiye “medeniyet” kavramını kullanarak aktif bir dış politika geliştiremez” dedi.
Konuşmacıların ardından soru cevap kısmı ile toplantı son buldu.