Bu oturumda şu sorulara cevap arandı: Krize yol açan sebep liberal ekonomik sistemin doğasından mı kaynaklanmaktadır, yoksa piyasa aktörlerinin yanlış ve sorumsuz davranışlarının mı bir sonucudur? Eğer sorun sistemde değil de aktörlerde ve kurumlarda ise, bunların yapısı ve davranışı nasıl düzenlenmelidir? Aşırı küreselleşmiş bir ekonomi yönetiminde istikrar sağlayacak politik tercihler nelerdir? Türkiye’nin de içinde yer aldığı yükselen piyasa ekonomileri, istikrarlı bir büyüme ve sürdürülebilir kalkınma politikaları için diğer ülkelere ne kadar örnek oluşturabilir? Yakın ve orta vadede Türkiye ekonomisinin istikrar içinde büyüme ve gelişme potansiyeli nedir?
Oturumun konusunu da genel hatlarıyla şu şekilde özetlenebilir: Ekonomik küreselleşme süreci bir yandan gelişmekte olan pek çok ülke için gelişme ve kalkınma yolunda önemli fırsatlar sunarken, diğer yandan ülkelerin kendi ekonomileri üzerindeki egemenliklerini zayıflatma ve küresel krizlere karşı daha kırılgan hale getirme gibi tehditleri de beraberinde getirmektedir. 1997’de Asya’da başlayan krizler zinciri, 1999’da Rusya’yı, 2001’de Türkiye ve Arjantin gibi ülkeleri sarsmış ve nihayet 2008’den itibaren ise başta kapitalist sistemin merkezi olan ABD ve AB olmak üzere tüm dünyayı etkileyen küresel boyutlu tarihsel bir krize dönüşmüştür. Bunun sonucu olarak tüm dünyada bugün neo-liberal ekonomik modele yönelik inanç ve güven sarsılırken, kapitalizmin yeniden biçimlendirilmesi veya alternatif ekonomi paradigmalarının geliştirilmesi tartışmaları hız kazanmıştır. Diğer yandan özellikle Çin, Brezilya, Hindistan ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin küresel krizden daha az etkilenmeleri ve hızla yüksek büyüme trendine geçmeleri dünyanın dikkatinin bu ülkeler grubuna çevrilmesine neden olmuştur.
Bu oturumun ilk konuşmasını TC Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erdem Başçı gerçekleştirdi. Başçı içinde bulunduğumuz dönemde konuşulması gereken konunun istikrar olduğunu belirtti. Başçı aynı zamanda son 3 yıl içinde küresel finans krizi öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler finans istikrarı kavramını ön plana çıkardığına değindi.
“Krizlere Rağmen Gelişmeyi Sürdürmek” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Marmara Üniversitesi, İşletme Bölümünden Prof. Dr. Burak Arzova yaparken, müzakereciler SDE Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yaşar Akgün, Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, Hak-İş Başkan Danışmanı Dr. Osman Yıldız, Maine Farmington Üniversitesi’nden Prof. Dr. Shahrokh Waleck Dalpour ve TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül oldular.
Doç. Dr. Yaşar Akgün, küresel güç kavramının kapsamına güç sağlayıcı olarak pek çok alanın girdiğini ifade etti ve ekonomik açıdan gücün ne anlam ifade ettiğini anlattı. Aynı zamanda Türkiye’de ekonomik olarak son 30 yılda neler yaşandığını kronolojik olarak, olaylar arasında bağlantı kurarak ifade etti. İletişim devrinin ekonomi üzerindeki etkisi ve uluslararası sermaye kullanımının ekonomiyle ilişkisini açıkladı ve kur savaşlarından bahsetti.
Prof. Dr. Vedat Akgiray, Türkiye’nin kendine özgü bir sistem oluşturması gerektiğini dolayısıyla fiyat istikrarı, finansal istikrar ve kriz kavramınının önemine değindi. Krizlerin sebeplerinin devamlı olarak gündeme geldiğini, bu sebeplerin bir takım sonuçlar doğurduğundan bahsedildiğini, ancak o sebeplerin bugünkü sonuçlara nasıl gittiğinin pek konuşulmadığını ancak asıl bahsedilmesi gerekenin de bu konu olduğundan belirtti. "Servet Batı’dan Doğu’ya doğru gidiyor" diyen Akgiray, ekonomik düşünce tarzımızın köklerini düşünmemiz gerektiğini, kaynakların ve varlıkların sistem içinde tekrar dağılımının söz konusu olduğunu kaydetti.
Dr. Osman Yıldız, konuyla ilgili Türkiye’deki sendikalardan ve küresel düzeyde yönetişim kavramı ile uluslararası sendikal faaliyetlere değindi. Küresel yönetişimin adil ve demokratik şekilde yeniden kurulması gerektiğine dikkat çeken Yıldız, aynı zamanda G20 zirvelerinin yönetişime etkisine ne ölçüde vurgu yaptığını ifade etti. Son olarak da endüstriyel ilişkiler sisteminin değiştirilmesinin şart olduğunu açıkladı.
Prof. Dr. Shahrokh Waleck Dalpour, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Dünya Ticaret Örgütü gibi yapılarla Türkiye arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Türkiye’deki satın alma gücü politesi kavramına değindi. Herhangi bir ekonomik politikanın anlam kazanması için gereken faktörleri açıkladı.
Şakir Ercan Gül ise dünya bankacılık sistemine değindi.
Konuşmaların ardından soru cevap kısmı ile “Değişen Küresel Güç Dengeleri Ve Türkiye” başlıklı uluslararası konferans son buldu.