ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » SDE KURUMSALGeri Dön «

“Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye” Uluslararası Konferansı 4. Oturum

12.10.2010 13:38:01

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SDE tarafından, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen “Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye” konulu uluslararası konferansın ikinci gününün ilk oturumunda (4. Oturum) “İKÖ – İslam Dünyası ve Türkiye” ilişkileri tartışıldı.

Bu oturumda şu sorulara cevap arandı: . İKÖ yeni uluslararası ilişkilerde bu aktif rolünü daha güçlü bir temsil organı olarak sürdürebilecek midir? Geleceğin dünyasında İKÖ’nün rolü ne olabilir? Medeniyetler ittifakı tezlerinin daha fazla konuşulduğu bir dönemde İKÖ’nün Doğu-Batı yakınlaşmasındaki rolü ne olabilir? Bu çerçevede, İKÖ içinde Türkiye’nin rolü ne olabilir?
 
Toplantının konusu şu şekilde özetlenebilir: İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan modern uluslararası sistemde İslam dünyasının bir temsil mekanizmasından yoksun olması, Müslümanları ilgilendiren hususlarda ciddi bir temsil yoksunluğunu ortaya çıkarıyordu. Bu temsil yoksunluğu Müslüman toplumların dünyanın en dezavantajlı kesimlerini oluşturmalarına yol açarken, aynı zamanda dünya düzeni açısından da ciddi riskler barındırıyordu. Çünkü temsil sadece güç oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda temsil edilen kitlelerin kontrolünü de sağlayan bir denge oluşturuyordu. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmesi üzerine siyasal olarak bağımlı olsalar da bütün İslam ülkelerinin ortak bir tepki vermekten geri kalamamaları sonucunda kurulmuş olan bir örgüttür. Uzun zaman edilgen ve işlevsiz bir örgüt olarak kalan İKÖ, son zamanlarda küresel politikalarda daha aktif bir rol üstlenmeye başlamış ve yeni bir küresel aktör haline gelmiştir.
 
Günün açılış konuşmasını SDE Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Köni gerçekleştirdi. Köni şunları kaydetti:
 
“Anadolu’da yetişen sermayenin yeni alanlar bulması gerekiyordu. Bu yeni alanlarda Anadolu sermayesinin yayılma alanları anlamına geliyor. Bu yayılma alanları özellikle Afrika’da hayat buluyor. Birçok Afrika ülkesine bu nedenle elçilik açıldı.”
 
“Sıfır problem, dostluk yaklaşımları çok önemli fakat şunu sormamız gerek, Arap ülkeleri Türkiye’nin bu politikalarını nasıl değerlendiriyorlar? Türkiye’nin bu politikalarından korkuyorlar mı? Türkiye’nin bu politikalarını gerçekleştirmesi demek, dengelerin de değişmesi demek, bu denge değişmelerinden çekinen ülkeler kimler? Ortadoğu’daki ülkeler 123 milyar dolarlık silah almış durumdalar. Şimdi bu kadar silahla kiminle savaşacaklar, olaylara bir de bu açıdan bakmak lazım.”
 
“Batı’da şöyle bir fikir var: demokrasiler savaş yapmaz. Şimdi demokrasiler savaşmıyor, şimdi iç savaşlar var. Bir ülke tam demokratik değilse, içindeki liberal grupları serbest bırakıyor. İç savaş ya etnik, ya dini konularda oluyor. Afrika’da 26 ülkede iç savaş var. Terör, etnik çatışmalar var ve bu etnik çatışmalara katılan devletler de başarılı olamıyor. Amerika’da etnik çatışmaların olduğu yerlerde başarılı olamadılar.”
 
“Krizlere rağmen gelişmeyi sürdürmek çok önemli. Bir ülke nasıl yönetilirse yönetilsin, eğer ekonomik durumu iyi ise siyasi iktidar mutlaka kazanacaktır. Geri kalanlar edebiyattır.”
 
“İKÖ – İslam Dünyası ve Türkiye” başlıklı oturumun konuşmacıları Leeds Üniversitesi, Sosyal Siyaset ve Sosyoloji Bölümü’nden Salman Sayyid ve El-Shorouk Gazetesi’nden M. Fahmy Howeidy oldu.
 
M. Fahmy Howeidy, Türkiye’nin şu anda İslam dünyasında çok önemli bir rolü olduğundan bahsetti. Özal döneminden itibaren Türkiye’nin Arap dünyasına dönük bir takım çalışmalar olduğunu, ancak o dönemde tam anlamıyla başarı yakalanamadığını, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin ise bu başarıyı yakaladığından ve bunun meyvelerini toplamaya başladığından bahsetti.
 
"Mısır’ın Arap dünyası üzerindeki rolü azaldı" diyen Howeidy, Türkiye’nin Arap dünyasına lider olabilecek bir zamanda ve konjektürde olduğunu ifade etti. Howeidy aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi ve İslam arasında da kendine has başarılı bir bağ kurduğuna da değindi. Sadece o alanda da değil aynı zamanda Laiklik ile İslam’ın da aynı anda yürütülebileceğini tüm dünyaya gösterdiğini açıkladı.
 
"Arap dünyası için Türkiye güzel bir örnek teşkil ediyor" diyen Howeidy, “Türkiye, İslam dünyasının kalbinden İsrail’i tanıdığı gün çıkmıştı. Mavi Marmara olayında 9 kişinin şehit olması ve Türkiye’nin son dönemde izlediği politikalarla Arap dünyasının kalbine geri yerleşti” dedi. Arap dünyasında Türkiye’nin oynadığı ekonomik rolün de çok önemli olduğunu belirtirken, Türkiye’nin yaptığı yatırımların belli alanlarda yoğunluk gösterdiğini bu alanların çeşitlenmesi gerektiğini bildirdi. Gelecekte Türkiye’yi bekleyen büyük vasıflar var görüşünü ileri süren Howeidy, Türkiye’nin Batı ile Doğu arasında bir seçim yapması gerektiğini ileri sürerek sözlerini tamamladı.
 
Leeds Üniversitesi Sosyal Siyaset ve Sosyoloji Bölümünden Salman Sayyid ise geçtiğimiz yıllara baktığımızda özellikle son 200 yıla bakıldığında Avrupa medeniyetinin daha merkezi olduğunu, içinde yaşadığımız dünyayı da bu görüşün şekillendirdiğini ifade etti. Şimdi ise Batı sonrasının nasıl şekilleneceğinin konuşulması gerektiğini öne sürdü. "Karşımızdaki dünya Batı tarafından şekillendirilmişti" diyen Sayyid, “Kavramsal kültürel bakış, pek çok açıdan hiyerarşinin şekillenmesini ve kolonyalizmin boyutlarını oluşturuyor” dedi.
 
Bu oturumun moderatörlüğünü SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay gerçekleştirirken, oturumun müzakerecileri, Suriye Büyükelçiliği Siyasi İşler Müşaviri Dr. Muhammed Velid Rıdvan, El Ahram Siyasi ve Stratejik Çalışmalar Merkezi’nden Dr. Hassan Abou Taleb, TC Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Kenan Gürsoy ve Arap Birliği’nden Büyükelçi Mohamed El Fatah Naciri oldu.
 
Dr. Muhammed Velid Rıdvan, Türk-Arap –İslam ilişkilerini genel bir şekilde değerlendirdi. Aynı zamanda Türkiye tarihinde Arap dünyası ile ilişkileri de tarihsel perspektifte analiz etti. İsrail’in İnönü döneminde tanınması ile Arap ülkeleri ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bozulduğunu, daha sonra Özal döneminde bir takım adımların atıldığını, ancak Özal döneminde Arap dünyasına Arap penceresinden bakıldığı için başarılı olunamadığını ifade etti. Bununla birlikte Ak Parti hükümetinin başarılı olduğunu, hatta şimdiye kadar Türk liderlerden hiç birinin Tayyip Erdoğan kadar çok sevilip benimsenmediğini de sözlerine ekledi.
 
Dr. Hassan Abou Taleb, İKO içinde Türkiye’nin rolü üzerine konuştu. İKO’nun bazı Müslüman azınlıkları olan ülkeleri de kapsadığını ifade etti. İslamafobianın nasıl çıkıp nasıl yayıldığının değerlendirilmesi gerektiğini de açıkladı. İslam dünyasındaki mezhepler arasında büyük ayrılıklar olduğunu ifade eden Taleb, en büyük felaketlerde bile bir araya gelemediğimizden, asıl tartışılması gereken konunun da İslam’ın farklı mezheplerinin nasıl bir arada hareket edebileceği konusunun olması gerektiğini söyledi.
 
İKO’nün asıl kuruluş amacının İsrail’e karşı İslam kutsallığının korunması olduğunu belirtirken, bu rollerini yerine getirmediğinden bahsederek sözlerini tamamladı.
 
Konferansta etkileyici bir konuşma yapan Prof. Dr. Kenan Gürsoy da şunları kaydetti:
 
“Türkiye kendi tarihi geçmişinin ona kazandırdığı tecrübeler ile hareket etmektedir. İnsan hakları açısından kendisini doğru ifade etmek ihtiyacı ile hareket etmektedir. Vatikan açısından baktığımda, Batı dünyası kendini daha da çok İslam’a kapatma halinde. Bu bizim anladığımız anlamda İslam mı, yoksa kafalarında yarattıkları İslam’a karşı mı kapatıyorlar sorusu İslamafobiyi karşımıza çıkartıyor. Kafalarında yarattıkları İslam’ın gerçek bir İslam olmadığını biliyorlar. Ancak o zaman da kendimizi de sorgulamamız gerekiyor. Batı dünyasında özellikle Katolikliğin çok hakim olduğu bir yerde bulunuyorum. Vatikan’ın İslam karşıtı olarak net bir ifadesi de bulunmuyor. Ancak Katolik, bağımsız basın bir İslam karşıtlığını tırmandırmaktadır. Konuşulduğu zaman neden siz kendinizi doğru şekilde ifade etmiyorsunuz sorusu gündeme geliyor. Karşılarında bir muhatap bulamadıklarını ifade ediyorlar. Hangi makamla ilişkiye geçeceklerini, hangi İslam’ı muhatap olarak değerlendirmeleri gerektiğini soruyorlar.”
 
Büyükelçi Mohamed El Fatah Naciri şunları kaydetti:
 
“Bugün konuşmamız gereken konu Arap-Türk ilişkileri. Özellikle bu ilişkileri doğru yere doğru bir şekilde koymalıyız. Özellikle Türk basını, Arap basını ve Dünya basınında Türkiye neden Doğuya doğru yöneliyor, Türkiye’nin Arap dünyasındaki rolünden dolayı bir endişe mi var gibi soruları gündeme getirmiştir. Bu endişeler doğru değildir.”
 
“Sovyetler Birliği’nin yok olmasından sonra büyük bir boşluk oluştu. Irak’ın Kuveyt’i işgali, Amerika ve Arapların aynı kulvarda yer alması yolunu açtı. Bu önemli bir gelişmeydi. Sovyetler Birliği’nin sona ermesi komünizmin sonunu teşkil etmiyordu. Bence bu liberal demokrasiler üzerinde büyük bir kriz etkisi yarattı. Bu da liberal demokrasiyi krizle karşı karşıya getirdi. Bu kriz kimlik krizi, ekonomik sorunları irdeleyememe krizi olarak karşımıza çıktı. Burada küreselleşme ve dünya güç dengeleri üzerine konuşmak gerekirse bölgesel problemlerin özellikle bölgesel güçlere büyük etkileri oldu. Türkiye’de bu açıdan önemlidir. Türkiye bu rolü ile çok tabi bir süreç içinde ilerlemektedir. Amerik’nın Irak savaşında başarısızlığı, Afganistan’ı işgali bu problemlerin güç kullanılarak çözülemeyeceğini göstermiştir. Özellikle sağın yükselişi ve İslamofobianın Avrupa’da yayılması bizi birinci dereceden etkilemektedir. Bu bölgede yaşayan insanlar hiçbir çözümde Avrupa ve Batı dünyasının rolünü görememekte, aksine bütün problemlerin sebebinin onlar olduğunu bilmektedir.”
 
Müzakerecilerin konuşmalarının ardından 4. oturum soru cevap bölümü ile son buldu.
 
 


 




SDE KURUMSAL KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya