ENGLISH
21.05.2012
Ana Sayfa » SDE KURUMSALGeri Dön «

“Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye” Konferansında 2. Oturum

12.10.2010 13:34:04

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SDE tarafından, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen “Değişen Küresel Güç Dengeleri ve Türkiye” uluslarası konferansının 2. Oturumu sona erdi.

“Türkiye’nin Değişen Dünya Vizyonu” konulu oturumda şu sorulara cevap arandı: Küresel sistemdeki tarihsel değişimlerin ışığında, bugünkü dünya sisteminde dönüşümü sağlayacak yapısal ekonomi-politik şartlar ne derecede oluşmuştur? Tarihsel perspektiften incelendiğinde, geleceğin dünyasının “nasıl” şekilleneceğini öngörebilir miyiz? Dünyanın askeri-politik merkezi başka bir noktaya mı kayacaktır, yoksa çoğullaşacak mıdır? Muhtemel jeopolitik senaryolara göre, Türkiye’nin dünyadaki konumu ne olacaktır? Bölgesel bir güç, küresel bir bağımsız aktör veya kendi ekseninde yeni bir ağırlık merkezi (kutup) olma senaryolarının gerçekleşme şartları ve şansı nedir?

“Türkiye’nin Değişen Dünya Vizyonu” oturumunun konusu; Soğuk Savaş sonrasında daha barışçıl ve adaletli bir dünyanın kurulabileceğine yönelik artan iyimser beklentiler, 1990’lardaki etnik ve kültürel çatışmaların artışı, 2000’li yıllarda ise 11 Eylül ve benzeri terör saldırıları ve bu saldırıların ardından yaşanan Afganistan ve Irak savaşlarının da etkisiyle yerini kötümser senaryolar, güvenli olmayan ama istikrarlı bir yapı sergileyen iki kutuplu bir yapının yerine istikrarlı bir uluslararası sistem kurulamaması, bugün Amerikan eksenli hegemonyanın yapısal unsurlarının giderek zayıfladığı, küreselleşme sürecinin doğal bir sonucu olarak yeni siyasal aktörlerin yükselişe geçtiği bir döneme girilmesi ve bu dönemin nasıl şekilleneceği, 1970’li ve 80’li yıllarda “Merkez-Çevre Düalizmi”; 90’lı yılların başlarında ise “Tarihin Sonu” veya “Medeniyetler Çatışması” gibi modellerle açıklanan küresel sistemin yapısı oldu.

İkinci oturumun konuşmacısı Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Kemal Karpat oldu. Karpat şunları kaydetti:
 
“Bugün Türkiye bir dönüm noktasına gelmiş durumda. Köklü bir değişim geçirerek, değişimin bilincine vardı. Bu durumda Türkiye’nin kendisini yeni koşullara göre ayarlayacağı anlamına gelmektedir.”
 
“Avrupa’nın ilk kez 17. yy’da Westfalia Antlaşması ile ortaya attığı milli devlet kavramını ancak Cumhuriyetle beraber elde edebildik. Türkiyeli mi, Türk mü gibi bir takım kavramlar gündeme geldi. Bunları incelediğimizde sözcüklerin bir anda farklı anlamlara geldiğini görüyoruz. Burada da önemli olan kişinin kendini nasıl gördüğüdür.”
 
“Osmanlı Devleti de Türkiye Cumhuriyeti de yok olma korkusu içinde yaşamışlardır. Savunma korkusuyla girişilen dış siyasetten kurtulma yolundayız. Yok olma korkusu zihnimizden silinerek, geleceğe güvenle bakmamız gerekmektedir. Bu anlamda ekonomik ve siyasi anlamda söz sahibi olmamız gerekmektedir.”
 
“İttihat ve Terakki döneminde milli bir orta sınıf yaratılmaya çalışılmıştır. Bu sınıf devlete bağlı olarak yaratılmıştı. 1945’lerde toprak kanunu çıkartılana kadar orta sınıf sesini duyuramamıştır. Ancak bu kanundan sonra Türkiye için demokrasi gelişmeye başlamıştır.”
 
“Laiklik pozitivist noktaları vurgulamış, maneviyatı ve ruhaniyeti bir kenara itmiştir. Bundan sonra çok köklü değişmeler olmuş, din hürriyeti, insan hakları hürriyeti olarak değerlendirilmiştir. Bu anlamda da insan hakları adına din serbestisi getirilmiştir. Bu durumdan belki de en rahatsız olan kesim Batı olmuştur.”
 
“Eskiden Osmanlı’nın lafını etmek, kendini Osmanlı görmek siyasi bir hareketti ve hoş karşılanmıyordu. Ancak Osmanlı’yı bugünkü Türkiye’den ayırsanız, Türkiye havada kalır. Son 25- 30 yılda Osmanlı geçmişimiz ile bağdaşlaşabildik, onu kültürümüzün bir parçası olarak gördük. Tabi ki bu görüşlerimiz Osmanlı’yı yeniden diriltme manasına gelmiyor. Osmanlı olmasaydı, bugünkü anlamıyla Türkiye olmazdı.”
 
Karpat aynı zamanda Türkiye tarihinde önemli, demokratik gelişmemize katkı sağlamış önemli noktalara değinerek sözlerini tamamladı.
 
Karpat’ın konuşmasının ardından SDE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Büyükelçi (E) Nüzhet Kandemir oturumun moderatörlüğünü gerçekleştirdi. Bu oturumun müzakerecileri ise USAK Başkanı Büyükelçi (E) Özdem Sanberk, RAND Corporation Avrupa Güvenliği bölümünden Stephen Larrabee oldu.
 
USAK Başkanı Büyükelçi (E) Özdem Sanberk, Türkiye’nin dış politikasına Kurtuluş Savaşı’ndan itibaren tarihi geçmişini açıklayarak, Türkiye’de son yıllarda dış politika açısından değişen noktalar üzerinde durdu. Sanberk şunları kaydetti:
 
“Türkiye’nin dış politikası hep barış üzerine kurulmuş, çevresinde istikrarlı bir barış arayışı üzerinde durulmuştur. Türkiye’nin temel dış politika ilkelerinin ortaya konulması hedefini Adalet ve Kalkınma Partisi gerçekleştirmiştir. Türkiye somut hamlelerle etrafında barış çemberi kurmak doğrultusunda önemli adımlar atmaktadır.”
 
“Türkiye ekonomik olarak büyüme hızını krizlere rağmen devam ettirmektedir. Ekonomik anlamda bu iyileşme dış politikasını da olumlu etkilemektedir. Bununla birlikte Türkiye bugün çok daha demokratik bir ülke konumundadır.”
 
RAND Corporation Avrupa Güvenliği Araştırmalarından sorumlu kürsünün Başkanı Stephen Larrabee, şuan uygulamadaki Türk dış politikasının Özal döneminde ekonomik seviyeyi arttırmak için gerçekleştirilmiş reformların devamı olarak görmek mümkün olabileceğine değinerek Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu reformları devam ettirerek ekonomik öneminin arttığını belirtti. Ekonomik öneminin artması ile beraber de Ortadoğu’da, Avrasya’da, Balkanlar’da Türkiye’nin öneminin arttığına değindi.
 
Larrabee, Türkiye’nin şuan Ortadoğu’da aktif siyaset izlemesinin Batı’dan uzaklaşması olarak yorumlanmasının son derece yanlış bir değerlendirme olduğuna dikkat çekti. Bu durumun Soğuk Savaş sonrasında Türkiye’nin değişen güvenlik ihtiyacına göre verdiği bir kararın sonucu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin son dönemde izlemiş olduğu bu siyasetin Türkiye’yi bağımsızlaştırdığına, daha esnek ve akışkan güvenlik ortamına adapte olup, dış politika alanını genişletmekte olduğu anlamına geldiğine vurgu yaptı.
 
Larrabee konuşmasında şunları kaydetti:
 
“Amerikan hükümeti ve askeri analistleri Türkiye’nin artık çok farklı bir Türkiye olduğunun farkında değiller. Onlar Türkiye’yi ABD’nin her dediğini yapan, onun sözünden çıkmayan Türkiye olduğunu sanıyorlar ve istiyorlar. Artık Türkiye’nin farklı hedefleri var. Nihai olarak baktığımızda Türkiye çok daha bağımsız bir aktör olacak.”
 
Larrabee aynı zamanda Bush ve Obama dönemi Türkiye ABD ilişkilerini değerlendirerek sözlerini tamamladı.
Müzakerecilerin konuşmalarının ardından gerçekleştirilen soru cevap kısmı ile oturum son buldu.
 
 
 



SDE KURUMSAL KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya