Bu oturumun konuşmacısı Sabancı Üniversitesi, İstanbul Politikalar Merkezi Başdanışmanı Joost Lagendjik oldu. Lagendjik son 5 yılı değerlendirdiğinde Avrupa’nın Türkiye’ye daha çok stratejik açıdan baktığına değinirken bu durumun Avrupa Komisyonu içinde geçerli olduğunu ifade etti. Konferansta konuşulan konularda ortak bir görüş olduğunu bunun da AB Türkiye birlikte çalışabilirlerse iki tarafında kazanç sağlayacağı olduğunu söyledi. Türkiye’nin stratejik önemini yok saymak imkansız diyen Lagendjik, AB sürecindeki Türkiye’den bir takım beklentiler, korkuların, çekincelerin olduğunu ifade etti. Bunlardan ilkini İslam’a karşı bir tavır olarak değerlendirdi. Diğer konunun ise düşünce ve fikir özgürlüğü olduğunu ifade etti. Türkiye’de gazetecilerin hapiste olmasından dolayı bile Türkiye’nin AB üyeliğine olumsuz bakacak grupların olduğunu belirtti.
Lagendjik aynı zamanda Türkiye’nin iç politikasında da halledilmesi gereken bazı noktalar olduğuna dikkat çekti. Bu konuların başında ise Kürt problemi olduğunu söylerken, Avrupa’nın Türkiye’den Kürt meselesi ile ilgili beklentileri olduğunu ifade etti.
AB üyelik sürecinde Türkiye ile yürütülen müzakerelerin zaman zaman durduğunu, sürecin zorlu bir süreç olduğunu da belirtti. Ancak sürecin en çok durmuş gibi gözüktüğü anlarda bile aslında durmadığını, sadece durmuş gibi göründüğünü, siyasetten kaynaklanan çeşitli nedenlerle müzakerelerin durmasının mümkün olmadığını belirtti. Müzakerelerin askıya alınabilmesi için Komisyon’da 3 te 2 oranında bir oy çıkması gerektiğini, bu oy oranının Komisyon’dan çıkabilmesi de mümkün olmadığını süreci durdurabilecek tek ülkenin ise Türkiye olduğunu açıkladı. Avrupa’daki ekonomik krizin etkisinin de büyük oranlarda olduğunu belirten Lagendjik hem mali hem finansal politikalar açısından cevabı alınmamış sorular olduğuna dikkat çekti.
ODTÜ, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Nuri Yurdusev’in moderatörlüğünü gerçekleştirdiği oturumun müzakerecileri ise Sabancı Üniversitesi, İstanbul Politikalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Fuat Keyman, California Üniversitesi, Hukuk Bölümü’nden Prof. Dr. Hilal Elver, La Trobe Üniversitesi, Diyalog Merkezi’nden Dr. Michalis Michael, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Prof. Dr. Mehmet Altan oldu.
Prof. Dr. Fuat Keyman Türkiye’nin dış politikasının ana ekseninde ne olmalıdır sorusunun cevabını, Türkiye-AB ilişkileri ana eksen alınmalıdır ve bu açık bir şekilde dile getirilmeli, bu doğrultuda adımlar atılmalıdır şeklinde verdi. Türkiye-AB ilişkilerini küresel bağlama oturtmak gerektiğini, 11 Eylül’den sonraki paradigma değişikliği ile beraber Türkiye’nin rolünün arttığını belirtti.
Keyman konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin en büyük hatası Türkiye-AB ilişkilerine süreç temelli olarak bakmasıdır. Sürece, süreç olarak değil, katkı ekseni ile bakmalıdır. Önceden ideolojik kültürel temelli bir katkıdan bahsedebiliyorken, artık ekonomik temelde katkımız artmıştır. Yani Türkiye AB’ye özellikle üç alanda katkı sağlayabilir: kültürel, ekonomik, enerjik… bu katkıyı gerçekleştirirken de ikna edici olmalıdır.”
Prof. Dr. Hilal Elver şunları ifade etti:
“Hayatımızda hep Avrupa Topluluğu vardı. Acaba Türkiye Avrupa Topluluğu ile birlikte mi olmalı yoksa Türkiye daha liberal politikalar mı izlemeli? Türkiye ile ilgili Avrupa’nın büyük sıkıntıları vardı. İyi bir anayasamız yoktu, demokratik bir ülke değildik… Ortada bir islamfobisi var. Eskiden bu konu koşulamıyordu, 11 Eylül’den sonra bu konu konuşulmaya başlandı."
"Avrupa Topluluğu bu bağlamda Türkiye’nin önüne farklı engeller çıkartmaya başladı. Gerçek manada problem diyebileceğimiz konunun Kürt meselesi noktası olduğunu söyleyebilirim. Türkiye tüm gerçek sorunları çözse bile Avrupa Topluluğu yeniden karşımıza başka bir problemle çıkacaktır. Bu şartlar altında da Avrupa Topluluğu’na alınabileceğimizi düşünmüyorum."
Dr. Michalis Michael özellikle Türkiye-AB ilişkilerinde Kıbrıs açmazına değindi. Süreci engelleyen özellikle 3 konu olduğuna vurgu yaptı: Ermeni meselesi, Kürt Meselesi ve Kıbrıs meselesi. Bu konularla ilgili açıklamalarda bulundu…
Konuşmaların ardından soru cevap kısmı ile oturum sona erdi.