Avrupa Parlamentosu, Swift Bilgilerinin ABD’ye Verilmesi Konusunda Yapılan Müzakerelerde Pozisyonunu Güçlendirdi
Geçen Temmuz ayında AB Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu’na Swift ağından ABD’ye veri aktarılması konusunda müzakereleri yapma ve neticelendirme görevi vermişti. AB Parlamentosu’nun devre dışı bırakıldığı bu süreç; kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği ve hukuki açıdan Avrupa Komisyonu’nun böylesi bir anlaşmayı sonuçlandırma yetkisinin olup olmadığı konularında hararetli tartışmalara sebep olmuştur. AB Bakanlar Konseyi, AB Parlamentosu’ndan gelen baskılar neticesinde anlaşmanın gelecek yıl tekrar müzakere edilmesine karar vermiştir. Bu karar, her türlü anlaşma akdinde son sözü söyleme hakkını AB Parlamentosu’na veren Lizbon Sözleşmesi’nin o tarihe kadar kabul edilmiş olması gerektiği düşünüldüğünde, önemli bir gelişmedir. Swift bilgilerinin Belçika’daki SWIFT şirketince ABD Hükümetine terörün finansmanıyla mücadele gerekçesiyle verildiğinin ortaya çıktığı 2006 yılından bugüne yoğun tartışmaları beraberinde getirmektedir. Şu anda Avrupa Konseyi, ABD’nin terörle mücadelede kullanmak üzere bu bilgilere ulaşmasına onay veren geçici bir anlaşma üzerinde çalışmaktadır. Bu anlaşma 12 aydan daha uzun bir süreyi kapsaması beklenmemektedir.
Bilindiği gibi merkezi Belçika’da bulunan SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) şirketi, tüm dünyada para transferi mesajlarının bir ülkeden diğerine iletilmesini sağlayan bu anlamda da her gün milyonlarca para hareketine ilişkin kişisel bilgilere vakıf olan önemli bir şirkettir. 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının ardından Başkan Bush’un onanıyla devreye giren gizli bir program kapsamında Al-Kaide bağlantılı para transferlerinin tespit edilebilmesi gerekçesiyle SWIFT şirketinden kişisel bilgiler CIA tarafından alınmaya başlanmıştır. Şirketin veri bankasının ABD topraklarında olması, şirketin bu gizli bilgi paylaşımına ikna edilmesinde ABD’nin elini güçlendirmiştir. 2006’da basın organları tarafından bu durumun kamuoyuna ifşa edilmesi özellikle Avrupa Birliği’nde tartışmanın fitilini ateşlemiştir. Belçika makamları bunu bildiklerini zımnen kabul ederken kişisel verilerin korunmasının devlet kurumları arasındaki bilgi paylaşımını kapsadığını ancak SWIFT şirketinin devlet kurumu değil, özel sektör olduğunu belirtmişlerdir. Bu elbette geçerli bir mazeret değildir. Zira ortada özel hayatın gizliliğinin korunması konusunda bir tartışma vardır. Kişisel veriler sadece devlet kurumlarının koruması altında değildir. Müşterilerinden bu tür verileri toplayan tüm özel sektör şirket kuruluşları da aynı sorumluluk altındadır. AB bunun farkında olacak ki, bilgi paylaşımı anlaşması şirketle değil, AB ile ABD arasında yapılmaktadır.
AB’deki tutum bu veri akışının devam etmesi, ancak sıkı kontrol altında tutulması yönündedir. AB kamuoyunda, CIA’nin şüphelileri/tutsakları taşımak için AB topraklarını kullanarak sayısız gizli uçuş tertiplediğine ilişkin haberler halen tazeliğini korumaktadır. ABD bu sınırlandırma ve kontrol mekanizmasına tepki göstermekle birlikte, bir uzlaşı bulmayı da istemektedir. Aksi halde programın son bulma ihtimali de ortaya çıkabilecektir. Guantanamo askeri hapishanesi, gizli tutsak taşıyan gizli uçuşlar gibi bazı uygulamalarla uluslararası terörizmle mücadelenin uluslararası hukukun dışına taşmasına pek fazla sesini çıkaramayan AB’nin, bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenmektedir. (
Tıkla-1)
(Savunma – Güvenlik – Terör Masası, 24 Eylül 2009)