Katolik dünyasının dini başkenti olan Vatikan aynı zamanda bağımsız bir monarşik devlet statüsündedir. 44 kilometre kare ile dünyanın en küçük devleti olan Vatikan 176 ülkeyle diplomatik ilişkilere sahiptir. Vatikan’ı yöneten Papa hem Katoliklerin dini lideri hem de Vatikan’ın devlet başkanıdır. Katolik dünyası için taşıdığı önem dolayısıyla her yıl milyonlarca ziyaretçinin akınına uğrayan Vatikan’ı farklı kılan diğer bir husus da kendine ait güçlü bir bankaya sahip olmasıdır.
Kardinaller Kurulu’nca idare edilen Vatikan Bankası, bu dini devletin ekonomik gücünü temsil etmektedir. Ancak Banka son dönemde karapara soruşturmalarına konu olmakta ve hakkında çeşitli iddialar ortaya atılmaktadır. Kendisine bağlı kiliselerde meydana gelen çocuklara yönelik cinsel sömürü skandallarıyla baş etmeye çalışan Vatikan’ın bozuk olan uluslararası imajı, İtalyan polisinin yürüttüğü karapara soruşturmalarıyla daha da kötüye gitmektedir.
İtalyan polisi Vatikan bankasına ait 23 milyon Avroya Pazartesi günü el koymuştur. Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Ettore Gotti Tedeschi ve Genel Müdürü Paolo Cipriani başlatılan karapara soruşturmasının hedefindedir.
Soruşturmaya tepki gösteren Vatikan, yaptığı yazılı açıklamada Bankanın başına Papa tarafından geçen sene getirilen Tedeschi’ye sahip çıkmıştır. Ancak İtalyan savcılar, İtalyan yetkili makamlara bilgi verilmeksizin Vatikan Bankası ile diğer bankalar arasında gerçekleştirilen para transferlerinin arkasında kimler olduğunu araştırmaya başlamış durumdadırlar. İtalyan makamlarının bu yaklaşımı aslında Vatikan Bankasına özel bir tutum değildir. Bunu, ülkede organize suçlara karşı etkili bir yöntem olarak benimsenen suç gelirleriyle mücadele anlayışının ve bu doğrultuda karapara ile mücadele mevzuatına yapılan önemli değişikliklerin bir sonucu olarak görmek gerekir.
Şu an başlatılan tahkikat, Vatikan Bankası’nın karşı karşıya kaldığı ilk adli işlem değildir. Geçen yıl Roma savcılığının başlattığı soruşturma kapsamında, İtalyan Mali İstihbarat Birimi, Vatikan bankasından (Istituto Opere di Religione) İtalya’nın en büyük bankası olan Unicredit’e 2006-2008 döneminde yapılan toplam 160 milyon Avro’luk para transferinin kara para ile mücadele mevzuatına aykırı olarak gerçekleştirildiğini açıklamış ve bu yönde bir tahkikat yapmıştı.
Vatikan Bankası asıl büyük soruşturmayı ise, 1982 yılında, Vatikan’a yakınlığı ile bilinen Roberto Calvi’nin başında olduğu Ambrosiano Bankası’nın 1,3 milyar Dolar şüpheli borçla batması üzerine görmüştür. Vatikan Bankasının büyük hissedar olduğu Ambrosiano’nun başında Vatikan’a yakın bir isim oturmaktaydı. Bu isim, skandalın ortaya çıkmasının ardından hemen ülkeyi terk eden ancak kısa bir süre sonra Londra’da bir köprünün altında ölü bulunan Roberto Calvi’den başkası değildi. Bu dönemde Bankanın organize suç örgütleriyle, özellikle İtalyan mafyasıyla derin bağlantıları olduğu ileri sürülmüştür.
Banka içinde ya da aracılığıyla yapıldığı ileri sürülen karapara aklama işlemlerine yönelik yürütülen son soruşturma gerçeklerin ortaya çıkarılması bakımından oldukça önemlidir. Ancak Vatikan’ın sırlar odası görünümüyle kapalı bir kutu olması ve hem Roma hem de Katolik dünyası için sahip olduğu ağırlık nedeniyle, İtalyan makamların bu soruşturmada ne kadar ilerleyebileceği meçhuldür.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)