Stratejik Düşünce Enstitüsü ve Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle Afyonkarahisar’da “Referandumda Neyi Oyluyoruz” Paneli düzenlendi. SDE’nin İstanbul’da başlayıp Ankara, İzmir, Van ve Şanlıurfa’da devam eden panel serisinin sonuncusu Karahisarlılar’dan yoğun ilgi gördü. SDE uzmanlarının “Yetmez, ama evet” ifadesinde birleştiği panelde CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe de söz aldı.
Haber Gün FM ve Gazete3’ün internet sitelerinde şöyle yer aldı:
Yetersiz ama “evet”
Strateji Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay ve SDE Uzmanları, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Anemon Hotel’de düzenlenen “Referandumda Neyi Oyluyoruz” konulu panelde, 12 Eylül’de referanduma gidecek olan 26 maddelik anayasa değişiklik paketini yorumladılar.
12 Eylül’de halk oylamasına sunulacak olan anayasa değişiklik paketindeki maddelerin tek tek ele alındığı ve referandumun her yönüyle değerlendirildiği panelde Strateji Düşünce Enstitüsü uzmanları, yapılması düşünülen anayasa değişikliğinin ‘yetersiz’ olduğunu ancak mevcut anayasaya kıyasla ‘desteklenmeye değecek ölçüde’ olduğunu ifade ettiler.
12 Eylül’de referanduma gidecek olan anayasa değişiklik paketinin halk nezdinde tam olarak bilinmemesinden doğan bir ihtiyaçla Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Anemon Hotel’de “Referandumda Neyi Oyluyoruz” konulu bir panel düzenlendi. Strateji Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay ve SDE Uzmanları; Prof. Dr. Birol Akgül, Doç Dr. Ramazan Yelken ile Doç. Dr. Yusuf Tekin’in konuşmacı olarak katıldığı panelde, anayasa değişiklik paketindeki maddeler tek ele alındı ve referanduma dair bilinmesi gerekenler tarafsız bir şekilde değerlendirdi.
“HALKIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU, NEYİ OYLAYACAĞINI BİLMİYORDU”
Panelin açılış konuşmasını Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, yaptı. Yaklaşan referandum öncesinde halkın, “evet-hayır” ikilemi arasında kaldığını ve yaklaşık 52 milyon seçmenin büyük çoğunluğunun neyi oylayacağını tam olarak bilmediğini belirten ATSO Başkanı Hüsnü Serteser, 12 Eylül’ün Türkiye açısından bir dönüm noktası olduğunu ve bu noktada, halkın neyi oyladığını bilerek oylamasının daha yararlı olacağını söyledi. Bu düşünceden hareketle söz konusu paneli düzenlediklerini kaydeden Başkan Hüsnü Serteser, panelin yararlı olmasını diledi.
“SDE, BİR STK’DIR VE HİÇBİR PARTİ İLE HİÇBİR İLİŞKİSİ YOKTUR”
ATSO Başkanı Hüsnü Serteser’in bu konuşmasının ardından panele konuşmacı olarak katılan, Strateji Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay ve SDE Uzmanları; Prof. Dr. Birol Akgül, Doç Dr. Ramazan Yelken ile Doç. Dr. Yusuf Tekin masalardaki yerlerini aldı. Panelin ilk konuşmasını ise panelin moderatörlüğünü yapan SDE Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay yaptı. Öncelikle Strateji Düşünce Enstitüsü’nü tanıtarak konuşmasına başlayan Prof Dr. Yasin Aktay, “Biz bir sivil toplum kuruluşuyuz ve hiçbir parti ile hiçbir ilişkimiz yok. Genel olarak profesyonel düşünce kuruluşuyuz” dedi.
“ANAYASALAR, DEVLETİ VAR EDEN TOPLUMSAL SÖZLEŞMELERDİR”
Daha sonra anayasa ile ilgili bazı değerlendirmelerde bulunan Prof Dr. Yasin Aktay, anayasaların bir toplumsal sözleşme olduğunu belirterek, “Aslında devleti meşru kılan şey, Anayasa’dır. Anayasa yoksa Anayasa’da tanımlanmış hiçbir görev, teşkil yoktur. Anayasa nasıl olmalıdır? Anayasa, toplumsal sözleşme olmalıdır. Peki, Anayasalar bir toplumsal sözleşme ise kiminle kimin arasında bir sözleşmedir? Devlet ile vatandaş arasında bir toplumsal sözleşme midir? Hayır. Sözleşme, vatandaşlar arasında bir sözleşmedir ve devleti var eden bir sözleşmedir” diye konuştu.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEM YOKKEN BİZ ÇALIŞMA YAPMIŞTIK”
Türkiye’nin daha çağdaş bir anayasaya kavuşması noktasında öteden beri çalışma yaptıklarını dile getiren Prof Dr. Yasin Aktay, “Daha bu yılın başında, Anayasa ile ilgili değişiklik gündemde değilken bir çalışma yaptık. Türkiye’ye lazım olan yargı reformunun ne olması gerektiğine ilişkin bir rapor yayınladık. Bu raporun hazırlıkları uzun sürdü. Bütün partilerle bu konuda görüştük. Türkiye’nin geleceği ve toplumsal barışı için anayasa, nasıl olması gerekiyor, bunun standartlarını tespit eden bir metin hazırladık. Üç-dört ay sonra bu, AK Parti tarafından meclise getirildi” ifadelerini kullandı.
“MUHALEFET ŞERHİMİZİ SAKLI TUTARAK DESTEKLİYORUZ”
AK Parti tarafından meclise getirilen anayasa değişikliğinin yeterli olmadığını ancak desteklenebilecek ölçüde olduğunu aktaran Prof Dr. Yasin Aktay, “Açıkçasını söylemek gerekirse biz daha fazlasını bekliyorduk. Yetmiyor, ama evet. Bu destek, bir partiye yönelik değil. Muhalefet şerhimizi saklı tutarak verilen bir destek. AK Parti’nin kefili değiliz. Anayasa yapma sürecinde ilk defa devlet ile vatandaş arasında doğrudan bir bağ oluştu. Yeni Anayasa yapma sürecinin bir amacı da devleti güçlü kılmak. Devlet, yabancı bir güç değil, onu oluşturan vatandaşların gücü olarak görülebilir” dedi.
“ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELER ÇOK ÖNEMLİ”
Anayasa değişiklik paketinde yer alan özel yaşamın gizliliği ilkesine dikkat çeken Yasin Aktay, “Bugünlerde pek çok vesileyle özel hayatımızın didik didik edildiğine ilişkin endişeler herkeste var. Herkes, dinlendiğini düşünüyor. Şu anda devlet, eskisine nazaran daha az kişiyi dinliyor. Şu anda mahkeme kararı olmadan dinleme yapılmıyor. Şu anda ortaya çıkan ses kayıtları kim tarafından yapılıyor? Bunlar devlet tarafından yapılmıyor, hükümet tarafından yapılmıyor. Bunlar, gizli, korsan yapılan şeyler. Suç olarak yapılan şeyler. Kimin yaptığı ortaya çıkarılırsa bunlar cezalandırılır. Şu andaki durumumuz, eskisine göre daha iyi. Tek merkezden dinleniyor, o da Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı” diye konuştu.
“KENAN EVREN'İN MANEVİ ŞAHSİYETİNİN MAHKÛM EDİLMESİ GEREKİYOR”
12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açacak olan anayasanın geçici 15. maddesi ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Strateji Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay, “Mevzu, darbeciliğin kendisinin yargılanmasıdır. Gelecekteki darbecilerin önünün kesilmesidir. Bunun içinde 27 Mayıs da var, 28 Şubat da var. Ayrıca, 12 Eylül, 12 Eylül günü olup biten bir konu değil. En az 3-4 yıl bu darbenin etkileri sürdü. Burada konu, rövanş değil, adalet. Kenan Evren'in manevi şahsiyetinin mahkûm edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’DE BUGÜNE KADAR BEŞ KEZ REFERANDUM YAPILDI”
SDE Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay’ın bu değerlendirmelerinin ardından, SDE Uzmanı Prof. Dr. Birol Akgün Türkiye’nin referandum geçmişini ve daha önce yapılan referandumların genel sonuçlarını değerlendirdi. Türkiye’deki ilk referandumunu 1961 Anayasası’nın kabulünde yapıldığını belirten Prof. Dr. Birol Akgün, daha sonra 1982, 1987, 1988 ve 2007 yıllarında dört referandum daha yapıldığını kaydetti. Prof. Dr. Birol Akgün, anayasa değişikliğine ilişkin 12 Eylül’de yapılacak olan referandumun, Türkiye’deki altıncı referandum olarak kayıtlara geçeceğini söyledi.
“BEŞ REFERANDUMUN DÖRDÜ EVET, BİRİ HAYIRLA SONUÇLANDI”
Daha önce yapılan beş referandumun dördünün evet, sadece Turgut Özal döneminde (1988) yerel seçimlerin bir yıl öne alınıp alınmaması için yapılan referandumun hayırla sonuçlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Akgün, “Beş referanduma genel olarak bakıldığında, demokrasiyi güçlendiren, demokrasinin önünü açan bir izlenim varsa referandumda evet oyu çıkıyor” dedi. Akgün, anayasa değişikliğinin; temel hak ve hürriyetlerin çerçevesinin geliştirilmesi, hukuk devleti ilkesinin anayasal düzeyde güçlendirmesi ve yapılan demokrasinin genişletilmesi şeklinde üç grupta değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.
“ŞU ANDAKİ DÜZENLEMELER YETMEZ, AMA EVET DİYORUM”
SDE Uzmanı Doç. Dr. Ramazan Yelken ise Anayasa’nın geçici 15. maddesi, 20. madde ve askeri yargı üzerinde yapılan düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapılacak referandumun üç anlam taşıdığını belirten Doç. Dr. Ramazan Yelken, “Birincisi, halk iradesinin öne çıkıp çıkmaması anlamını taşıyor. Şu andaki düzenlemeler yetmez, ama evet diyorum. Ama bu değişiklikler bir sonraki defa kökten, sivil bir değişikliğin kapısını açacak. Bizim temsilcimiz olan meclis, iradesini ortaya çıkaracak. Türkiye’de darbecilik döneminin sona erecek. Hukuk dışı kurum ve kuruluşların iktidara el koyma dönemi bitecek” dedi.
“REFERANDUMDAN EVET ÇIKARSA HESAP SORACAĞIM”
Kendisinin de fişlenmiş bir kişi olduğunu belirterek, fişlemelerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ramazan Yelken, “Sürü kontrolünün devamını sağlamanın en kolay yöntemi fişlemedir. Biz fişliyiz zaten. Bizleri Ergenekon sanıkları olarak fişlemişler. Şimdi ortaya çıktı. Balyoz Darbesi olmayacak bir şey miydi, çok yakındı. 12 Eylül darbesinin Bayrak Harekât Planı yazılan bir şeydi ve uygulandı. Bu maddelerin geçmesiyle bitmiyor iş, bunların uygulanması kavgası verilecek. Ve benim ilk işim, hakkımdaki bütün fişlemeleri çıkarın diyeceğim. Bunların hesabını soracağım. Bu herkes için geçerli” diye konuştu.
“DAVA AÇILMIŞ DEĞİL Kİ ZAMANAŞIMI OLSUN… SAATE BASMADIK DAHA”
Doç. Dr. Ramazan Yelken, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açacak olan anayasanın geçici 15. maddesi ve bu maddeye ilişkin zaman aşımı tartışmalarıyla ilgili yorumları ise şöyle değerlendirdi: “Geçici 15’inci madde, Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri gibiydi. Şimdi değişecek. Hukukçular iyi bilirler. 12 Eylül hakkında dava açılmadı ki. Dava açılmış değil ki zamanaşımı olsun. Saate basmadık daha. Bu madde zamanı durdurmuş olacak. Ben davacı olacağım. Hukuksuz uygulamaların yapılmasının önü alınacak. Çocuklarımız benzer durumlarla karşılaşmayacak”
“PAKET İÇERİSİNDE ELEŞTİRMEMİZ GEREKEN ŞEYLER DE VAR
Anayasa değişiklik paketi içerisinde eksiklikler olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Uzman Doç. Dr. Yusuf Tekin ise, “Ben mevcut Anayasa’yı eleştiriyordum. Ama bu değişiklik paketi içinde keşke şunlar da olsaydı diye hayıflanmıyor değilim. Her alanda yetki sahibi olan bir Cumhurbaşkanımız var. Ama hesap vermiyor, sorumsuz. Tek başına yaptığı işlerde hiçbir yargı merciine başvuramıyoruz. Bunu Kenan Evren yaptığı zaman kötüydü de, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül yaptığı zaman iyi mi oluyor? Bunlar, eleştirmemiz gereken şeyler” dedi.
“MİTİNGLERDE BİLE PAKETİN İÇERİĞİ YETERİ KADAR ANLATILMIYOR”
“Dünyanın hiçbir anayasasında bizimki kadar ayrıntılı düzenlemeler yok” diyen Doç. Dr. Yusuf Tekin ayrıntıya indikçe uzlaşma sağlanmasının mümkün olmadığını belirterek, “Bu durum, demokrasi açısından eksik bir adım. Ancak demokratikleşme yolundaki mesafeyi kısaltacak bir adımsa yetmez ama evet diyoruz” ifadelerini kullandı. Referandum çalışmalarının seçim havasına büründürüldüğünü kaydeden Doç. Dr. Tekin, “Parlamentoda grubu bulanan partiler, tabiri caizse oy istiyorlar. Bu, doğru bir durum değil. İkinci bir husus, mitinglerde bile paketin içeriği yeteri kadar anlatılmıyor. Paketle ilgili kamuoyunu bilgilendirici bir çalışma yapılmıyor” diye konuştu.
“İDEAL BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL AMA OLUMLU”
Mitinglerde bazı yanıltıcı söylemlerinde oluştuğunu dile getiren Doç. Dr. Yusuf Tekin, “İktidar partisi, bu değişiklikle dünyanın en demokratik ülkesi olacağımızı varsayıyor. Oysa öyle bir şey yok. Bu, daha bir başlangıç. Aynı şekilde muhalefetin de yanlış söylemleri var. Diyorlar ki bu 26 maddenin hepsi birden oylandığı için hayır diyeceğiz. Burada bir haksızlık var. 1982 ve 1961 Anayasaları’nın hepsini bir anda oyladık. Buna baktığımız da çok da eleştirilecek bir durum yok. Genel olarak baktığımızda bu Anayasa değişikliği ideal bir Anayasa değişikliği değildir. Ama en azından bir kısmının değişmesi de olumludur” dedi.
UZMANLAR, KATILIMCILARIN SORULARINI YANITLADI
Panelistlerin 15’er dakikalık süreyle yaptıkları bu değerlendirmelerin ardından, panelin ikinci kısmı olan soru cevap bölümüne geçildi. SDE uzmanları yaklaşık bir saat süren bu bölümde, katılımcıların yönelttikleri soruları özetleyici bir şekilde yanıtladı. Panelin son bölümünde söz isteyen CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, uzmanların değerlendirmelerine ilişkin kendi yorumlarını açıkladı. Milletvekili Ünlütepe’nin panel kuralları çerçevesinde sorgulayıcı açıklamaları panele ayrı bir renk kattı.
“2005’DEN SONRA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ DAHA FAZLA DEŞİFRE EDİLDİ”
Anayasa değişiklik maddeleri arasında yer alan özel yaşamın gizliliği ile ilgili yeni düzenlemelere ilişkin bazı dipnotlar sunan ve bu konuda uzmanları sorgulayan Milletvekili Ünlütepe, “Şimdiki Meclis Başkanımız, o zamanki Adalet Bakanı, Jandarma’nın, MİT ve Emniyet’in toptancı bir şekilde dinleme talebi iletilince Jandarma’nın yazılı emir yoluna gitti. Yargıtay 9'’uncu Ceza Dairesi bu kararı bozdu. Adalet Bakanı MİT’in ve Emniyet Müdürlüğü’nün dinlemelerinde aynı yola gitmedi. Bunun anlamı nedir? Dinlemeye devam edecekler. 2005 yılından sonra özel hayatın gizliliği daha fazla deşifre edildi” dedi.
“FİŞLEMELERİ SAVUNMAK AHLAKÇA MÜMKÜN DEĞİLDİR”
“Önemli olan hukuku herkese eşit uygulamaktır” diyen Milletvekili Ünlütepe, “Hepimiz dinleniyoruz. Bir üniversite öğretim üyesi hakkında dinleme kararı alınıyor, üniversitenin santrali dinleniyor. Fişlemeleri savunmak ahlakça mümkün değil. Ama şimdi devam ediyor. Hiçbir darbe savunulamaz. O darbeden en fazla zarar gören CHP’dir. Bir darbe yapıldıktan sonra halkoyuyla kabul edilirse o suç olmaktan çıkıyor. Elbette yargılansınlar. 2005 yılında yapılan değişiklikle zaman aşımı 30 yılla sınırlandırıldı. Ancak geçici 15’inci maddeyle ilgili önerge verdik. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oylarıyla reddedildi” diye konuştu.
“SİYASİ MAHKEMELER HER DÖNEM ZARAR VERMİŞTİR”
Anayasa’nın oluşumunda Venedik Kriterleri’nin esas alındığına dikkat çeken Milletvekili Halil Ünlütepe, “Venedik Kriterleri der ki, Anayasa maddeleri halkoyuna giderse maddeler mümkünse grup grup halkoyuna gidilir. Niçin burada bir gruplaşmaya gidilmedi? 1982 Anayasası’nı eleştirirken neden onun oylanma biçimini örnek alıyoruz?” ifadelerini kullandı. Milletvekili Ünlütepe konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Siyasi mahkemeler her dönem zarar vermiştir. 27 Mayıs, 12 Eylül mahkemeleri siyasidir, kararları siyasidir. Şimdiki özel mahkemeler. Her şeyin doğalına gitmek zorundayız”
DOÇ DR. YELKEN’İN “SAMİMİYETSİZ” SÖZCÜĞÜ GERGİNLİĞE YOL AÇTI
CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, “Venedik Kriterleri der ki, Anayasa maddeleri halkoyuna giderse maddeler mümkünse grup grup halkoyuna gidilir” ifadesini doğru bulmadığın belirten Doç. Dr. Ramazan Yelken’in “Mecliste bu maddeler sizin önünüze geldi. Siz neden o zaman oylamadınız? Bu düşünceyi oldukça samimiyetsiz buluyorum” şeklinde karşı yanıtı, panelin yapıldığı salonda kısa sürelik bir gerginliğe yol açtı. Yaşanan bu gerginlik, Strateji Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Prof Dr. Yasin Aktay’ın araya girmesi ile tatlıya bağlandı.
“HALİL ÜNLÜTEPE, DOĞRUYA DOĞRU, YANLIŞA YANLIŞ DER”
Yaşanan gerginlikle ilgili söz hakkı isteyen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, ‘Halil Abi’ diye hitap ettiği CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin konuşmasının yapıcı bulduğunu belirterek, “Halil Ünlütepe’ye demokratik ve yapıcı tavrından dolayı teşekkür ediyor. Kendisi doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir insan. Keşke aynı yapıcı tavrı CHP’li diğer milletvekilleri de gösterseydi. Keşke sandık yasağını koymasaydılar” diye konuştu.
PANELE YOĞUN KATILIM SAĞLANDI
Yaklaşık 3 saat süren panele, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Sait Açba ile Halil Aydoğan, CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Baro Başkanı Mümtaz Akıncı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Belkıs Özkara, AK Parti İl Başkanı Mehmet Zeybek, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Hüsnü Serteser, ATSO Başkan Yardımcısı Mustafa Gül, Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Mühsürler, akademisyenler, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, ilçe ve belde belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
* * *
Kocatepe Gazetesi’nin internet sitesi ise paneli okuyucularına şöyle duyurdu
http://www.kocatepegazetesi.com/haberdetay.asp?id=42311
4 evet, 1 hayır
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, referandum paneli düzenledi:
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası ile Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün ortaklaşa düzenlediği 12 Eylül Referandumu panelindeki 4 konuşmacı “Yetmez, ama evet” sloganında birleşti. Panelde farklı görüşleri dile getirmek için CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe söz aldı.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası ile Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün Anemon Otel'de düzenlediği 12 Eylül Referandumu panelinde, Anayasa değişikliği paketinin yeterli olmadığı, ancak demokratikleşme yolunda bir adım sayılabileceği üzerinde duruldu.
Panelin açış konuşmasını yapan Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, “Ticaret ve Sanayi Odası olarak kamuoyunu nasıl aydınlatabiliriz, aydınlar da dahil olmak üzere, diye düşünürken Stratejik Düşünce Enstitüsü'nün değerli başkanı ve uzmanları, bize bu konuda yardımcı olabileceklerini söylediler. Biz de bu toplantıyı düzenleme kararı aldık” dedi.
Vatandaşların referandum konusunda yeteri kadar bilgili olmadığını hatırlatan Serteser, “51 milyon, bu referandum konusunda oy kullanacak. Bunların yaklaşık iki milyon seçmeni yurtdışında yaşıyor. Yurdumuzda yaşayan 24 milyon erkek, 25 milyon kadın oy kullanacak. Bir evet-hayırdır gidiyor. Neyi oylayacağımızı ne acıdır ki bilmiyoruz. Aslında Türk milleti okuyan bir millet değil. Okuyan millet olmadığı gibi araştıran millet hiç değil. Sürü psikolojisiyle kendini idame ettiren bir millet. Ama bunun değişmesi lazım. Umarım bu toplantı hepimize faydalı olur. 12 Eylül, Türkiye için bir dönüm noktası” diye konuştu.
Anayasa yoksa devlet de yok
Paneli yöneten SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, Anayasaların devleti meşru kılan metinler olduğunu belirtti. Aktay, “Anayasa yoksa, Anayasa'da tanımlanmış hiç bir görev, teşkil yoktur. Anayasa nasıl olmalıdır? Anayasa, toplumsal sözleşme olmalıdır. Sözleşme olduğu zaman pek çok şeyi tamamlıyor. Sözleşme nedir? Bir çok arkadaşımız Ticaret Odası'ndan olduğu için belki de sözleşme kavramına az çok aşinayız. Taraflar vardır, o taraflar herhangi bir konuda sözleşme yaparlar. Beraber herhangi bir iş yapmak isteyenler sözleşme yaparlar. Sözleşmede esas olan şey iradedir. Anayasalar bir toplumsal sözleşme ise kiminle kimin arasında bir sözleşmedir? Devlet ile vatandaş arasında bir toplumsal sözleşme midir? Hayır. Sözleşme, vatandaşlar arasında bir sözleşmedir ve devleti var eden bir sözleşmedir. Sözleşme olduktan sonra devlet başkanı olur. Bizde en son toplumsal sözleşme ne zaman imzalanmış, bir askeri darbeden sonra imzalanmış. Bir metin vardı, bu metin zorla bize verilmişti. Toplumsal bir sözleşme imzalayacaksak insanların mümkün mertebe buna katılması gerekiyor. Ancak o şekilde kimseyi dışlamadan, herkes kendi hakkına riayet ederek daha iyi bir metne ulaşabilir” dedi.
Çalışmalar, 2010'un ilk aylarında başladı
Türkiye'nin çağdaş bir Anayasa'ya kavuşması için çaba sarf ettiklerini hatırlatan Aktay, “Türkiye'nin daha çağdaş bir anayasaya kavuşması noktasında çalışmalarımızı öteden beri sürdürüyoruz. Daha bu yılın başında, Anayasa ile ilgili değişiklik gündemde değilken bir çalışma yaptık: Türkiye'nin ihtiyacı olan yargı reformu. Türkiye'ye lazım olan yargı reformunun ne olması gerektiğine ilişkin bir rapor yayınladık. Bu raporun hazırlıkları uzun sürdü. Bütün partilerle bu konudra görüştük. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Meclis'teki gruplarını ziyaret ettik. AK Parti'nin grubunu ziyaret ettik, BDP'nin grubunu ziyaret ettik” ifadelerini kullandı.
“AK Parti'nin kefili değiliz”
Aktay, şöyle devam etti:
“Türkiye'nin geleceği ve toplumsal barışı için anayasa, nasıl olması gerekiyor, bunun standartlarını tespit eden bir metin hazırladık. Üç-dört ay sonra bu, AK Parti tarafından Meclis'e getirildi. Açıkçasını söylemek gerekirse biz daha fazlasını bekliyorduk. Yetmiyor, ama evet. Bu destek, bir partiye yönelik değil. Muhalefet şerhimizi saklı tutarak verilen bir destek. AK Parti'nin kefili değiliz. Anayasa yapma sürecinde ilk defa devlet ile vatandaş arasında doğrudan bir bağ oluştu. Yeni Anayasa yapma sürecinin bir amacı da devleti güçlü kılmak. Devlet, yabancı bir güç değil, onu oluşturan vatandaşların gücü olarak görülebilir.”
6'ncı referanduma gidiyoruz
İkinci panelist Prof. Dr. Birol Akgün ise konuşmasına referandumun tarihçesinden başladı ve Türkiye'nin referandum geçmişi hakkında bilgi verdi. Akgün, “Türkiye'deki ilk referandumun 1961 Anayasası'nın ka-bulünde yapıldığını görüyoruz. Yüzde 61'lik bir oranla o Anayasa kabul edilmişti. 1982'de askeri darbenin ardından yapılan Anayasa, yüzde 91'lik oyla kabul edildi. Üçüncü halkoylaması, 1988'de yapılmış. Daha sonra 1988'de bir kez daha referanduhm yapılmış. 2007'deki oylamanın ardından 12 Eylül 2010'daki halkoylaması, 6'ncı referandum olarak karşımıza çıkıyor.
Biliyorsunuz, internet hızla yaygınlaşıyor. Dijital demokrasi uygulamasına geçilebilir. Belki doğrudan demokrasi yöntemlerini gündelik hayatımızda uygulama imkanı bulacağız. Elektronik oylama dediğimiz uygulamaların bazı ülkelerde uygulandığını görüyoruz” dedi.
Akgün, “Bu Anayasa değişikliğini 3 grupta toplamak mümkün. 1982 Anayasası'ndaki temel hak ve hürriyetlerin çerçevesini geliştiren veya yeniden düzenleyen maddeler var. Türkiye'de hukuk devleti ilkesini Anayasal düzeyde güçlendiren ilkeler var. Yapılan düzenlemelerin bir de demokrasiyi genişleten maddelerinden söz etmek lazım” diye konuştu.
Akgün, “Bizim ülkemizdeki 5 referanduma pratik anlamda bakarsanız, şunu görüyorsunuz: Demokrasiyi güçlendiren, demokrasinin önünü açan bir izlenim varsa referandumda evet oyu çıkıyor” saptamasını yaptı.
“Halk iradesi ortaya konacak”
Doç. Dr. Ramazan Yelken ise 12 Eylül'deki referandumun halk iradesinin ortaya konulması bakımından önemli olduğunu bildirdi. Yelken, “Bu referandum, bence 3 anlam taşıyor. Birincisi, halk iradesinin öne çıkıp çıkmaması anlamını taşıyor. Şu andaki düzenlemeler yetmez, ama evet diyorum. Ama bu değişiklikler bir sonraki defa kökten, sivil bir değişikliğin kapısını açacak. Bizim temsilcimiz olan Meclis iradesini ortaya çıkaracak. Kurucu Meclis falan hikaye. Kurulmuş Meclisler tarafından yapıldı Anayasalar. Anayasa hiç bir zaman mükemmel olmaz. Türkiye'de darbecilik döneminin sona ermesini gerçekleştireceğiz böylece. Hukuk dışı kurum ve kuruluşların iktidara el koyma dönemi bitecek benim için” yorumunu yaptı.
Sürü kontrolü için fişleme
Kendisinin de “fişleme mağduru” olduğunun altını çizen Yelken, “Sürü kont-rolünün devamını sağlamanın en kolay yöntemi fişlemedir. Biz fişliyiz zaten. Bizleri Ergenekon sanıkları fişlemişler. Şimdi ortaya çıktı. Balyoz Darbesi olmayacak bir şey miydi, çok yakındı. 12 Eylül darbesinin Bayrak Harekat Planı yazılan bir şeydi ve uygulandı. Balyoz Harekat Planı da Bayrak Harekat Planı'nın kopyası. Bu maddelerin geçmesiyle bitmiyor iş, bunların uygulanması kavgası verilecek.
Benim ilk işim: Benim hakkımdaki bütün fişlemeleri çıkarın diyeceğim. Bunların hesabını soracağım. Bu herkes için geçerli” dedi.
Bundan sonrası için önlem
Yelken, şöyle devam etti:
“Geçici 15'inci madde, Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri gibiydi. Şimdi değişecek. Hukukçular iyi bilirler. 12 Eylül hakkında dava açılmadı ki. Dava açılmış değil ki zamanaşımı olsun. Saate basmadık daha. Bu madde zamanı durdurmuş olacak. Ben davacı olacağım.Bir daha benim çocuklarıma hukuksuz uygulamaların yapılmasının önü alınacak.”
Tekin: “Yetmez, ama evet”
Paneldeki son konuşmacı Doç. Dr. Yusuf Tekin'di. Tekin, hocası Mümtaz Soysal'ı eleştirdiği konuşmasında “Ben Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum. Anayasa derslerini Mümtaz Soysal Hoca'dan aldım. Yüksek lisans ve doktora yaparken de beraber oturup eleştiriler yapmıştık. 1982 Anayasası'nı anlatırken Mümtaz Soysal Hoca'nın bize anlattıklarını anlatıyordum. Kaderin garip bir cilvesi. Biz hâlâ 1982 Anayasası'nı eleştirirken Mümtaz Soysal Hocam, savunmaya başladı” dedi.
Değişiklik paketinin yeteri kadar geniş çerçeveli olmadığını aktaran Tekin, “Ben bu Anayasa'yı eleştiriyordum. Ama bu değişiklik paketi içinde keşke şunlar da olsaydı diye hayıflanmıyor değilim. Her alanda yetki sahibi olan bir Cumhurbaşkanımız var. Ama hesap vermiyor, sorumsuz. Tek başına yaptığı işlerde hiçbir yargı merciine başvuramıyoruz. Bunu Kenan Evren yaptığı zaman kötüydü de, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül yaptığı zaman iyi mi oluyor? Bunlar, eleştirmemiz gereken şeyler. Parlamenterler cumhuriyetlerde tabiri caizse cumhurbaşkanı, bir tören selamlayıcısıdır. Dünyanın hiçbir anayasasında bi-zimki kadar ayrıntılı düzenlemeler yok. Anayasalar bir toplum sözleşmesi ile bu kadar ayrıntı olmaz. Ayrıntıya indikçe konsensüs sağlanması mümkün olmuyor. Bu, demokrasi açısından eksik bir adım. Ama demokratikleşme yolundaki mesafeyi kısıltacak bir adımsa yetmez, ama evet diyoruz” ifadelerini kullandı.
Sanki genel seçim çalışması
Türkiye'de referandum çalışmasından ziyade bir genel seçim havasında çalışmaların yürütüldünü vurgulayan Tekin, iktidar ve muhalefet partilerinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak yanlış ifadelere başvurduklarına dikkat çekti. Tekin, oylama usülüne karşı getirilen eleştirilere “Diyorlar ki bu 26 maddenin hepsi birden oylandığı için hayır diyeceğiz. Burada bir haksızlık var. 1982 ve 1961 Anayasaları'nın hepsini bir anda oyladık. Buna baktığımız da çok da eleşti-rilecek bir durum yok.
Bu Anayasa değişikliği ideal bir Anayasa değişikliği değildir. Ama en azından bir kısmının değişmesi de olumludur” yanıtını verdi.
Ünlütepe, soru-cevapta söz aldı
Paneldeki konuşmacıların sunumlarını bitirmelerinin ardından soru-cevap kısmına geçildi. Bu bölümde söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, fişlemelerin 2005 yılından itibaren arttığını kaydetti. Ünlütepe, “Ceza Muhakemeleri Kanunu, 2005 yılında yapıldı. Dinlemelerin nasıl yapılacağı düzenlendi. Bu komisyonda ben de üyeydim. Bugün üç istihbarat örgütümüz vardır. Jandarma, MİT ve Emniyet. Bir kişinin dinlenebilmesi, ancak o yargı çevresindeki kararla olur. Benimle ilgili bir dinleme karar çıkacaksa Afyonkarahisar'da çıkar. Toptancı bir kararla dinleme yapılmaz. Şimdiki Meclis Başkanımız, o zamanki Adalet Bakanı, Jandarma'nın, MİT ve Emniyet'in toptancı bir şekilde dinleme talebi iletilince Jandarma'nınkini yazılı emir yoluna gitti ve Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi bu kararı bozdu. Sayın Adalet Bakanı MİT'in ve Emniyet Müdürlüğü'nün dinlemelerinde aynı yola gitmedi. Bunun anlamı nedir? Dinlemeye devam edecekler. 2005 yılından sonra özel hayatın gizliliği daha fazla deşifre edildi” dedi.
“Geçici 15'nci madde önergemiz reddedildi”
Ünlütepe, şöyle konuştu:
“Önemli olan hukuku herkese eşit uygulamaktır. Hepimiz dinleniyoruz. Bir üniversite öğretim üyesi hakkında dinleme kararı alınıyor, üniversitenin santrali dinleniyor. Fişlemeleri savunmak ahlakça mümkün değil. Ama şimdi devam ediyor. Bu Anayasa'nın geçici 15'inci maddesi üzerindeki düşüncelerinez saygı duyuyorum. Hiçbir darbe savunulamaz. O darbeden en fazla zarar gören CHP'dir. CHP kapatılmıştır. Bir darbe yapıldıktan sonra halkoyuyla kabul edilirse o suç olmaktan çıkıyor. Elbette yargılansınlar. 2005 yılında yapılan değişiklikle zaman aşımı 30 yılla sınırlandırıldı. Geçici 15'inci maddeyle ilgili önerge verdik. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oylarıyla reddedildi.
Anayasa'nın oluşumunda Venedik Kriterleri esas alındı. Venedik Kriterleri der ki, Anayasa maddeleri halkoyuna giderse maddeler mümkünse grup grup halkoyuna gidilir. Niçin burada bir gruplaşmaya gidilmedi? 1982 Anayasası'nı eleştirirken neden onun oylanma biçimini örnek alıyoruz? Siyasi mahkemeler her dönem zarar vermiştir. 27 Mayıs, 12 Eylül mahkemeler siyasidir, kararları siyasidir. Şimdiki özel mahkemeler... Her şeyin doğalına gitmek zorundayız. Pek çok düşüncenize katıldığımı söylemek istiyorum.” (Kocatepe)