Verheguen'den AB’ye Türkiye Açılımı
Avrupa Birliği’nde geçen hafta stratejik belge ve aday ülkeler için ilerleme raporları yayımlandı. Birliğe üye olmamızı isteyenler ilerleme raporunu haksızlık olarak nitelendirirken üyeliğimize karşı olanlar da raporun hafif bile kaldığını iddia ettiler. Ancak biri vardı ki, yaptığı açıklamalar ile gerçekten, herkesi şaşırttı. Bu kişi, AB Komisyon Başkan Yardımcısı ve sanayiden sorumlu üyesi ve eski Genişlemeden sorumlu komiser Günter Venheugen’di. Geçtiğimiz hafta içerisinde; “ Bizim Türkiye’ye, Türkiye’nin bize olduğundan daha fazla ihtiyacımız var. Stratejik önemine paha biçilemez. Enerjiden değil bütün bölgenin güvenliğinden söz ediyorum. Türkiye’nin batılı devletler topluluğuna bağlanma dışında bir yol izlemesi ne demektir, biliyor musunuz? Böyle bir riski göze alamayız. Ama dediğim gibi önce Türkiye’nin şartları tam anlamıyla yerine getirmesi gerekir. Avrupa Birliği açısından büyük stratejik öneme sahip olması, Türkiye’nin üyelik şartlarının yumuşatılmasına gerekçe oluşturamaz.” (
Tıkla -1 )
Gündeme bomba gibi oturan bu sözler, aslında demokratikleşmediğimizi söylese de olumlu bir mesaj içeriyor. Çünkü Türkiye’nin Avrupa Birliği dışında alternatifleri olduğunu fakat Avrupa Birliği’nin Türkiye gibi bir üye devleti bulamayacağından bahsediyor. Bu sözleri her gün birilerinden duyuyoruz. Ancak bunun bir Avrupalı tarafından farkına varılması Türklerin çok hoşuna gitmiştir. Tabii bu sözlerin önem arz ettiği kesin ama her şeye rağmen çok da fazla abartılmaması gerektiği de başka bir önemli olgu. Bu tür açıklamalar, insanların hükümet tarafından yapılan reformlara daha sıcak bakmasına ve hatta katkıda bulunmasına sebebiyet vermektedir. Akil Adamların bahsettiği “Kısır Döngü” de aslında tam bu noktadır.
Verheugen’in dile getirdiği çok doğrudur. Türkiye artık gerek Suriye ile gerek Ermenistan ile ilişkilerini düzelterek bölgesel güç konumuna gelmeye çalışmaktadır ve Avrupa Birliği’ne yöneldiği kadar bu bölgelere yönelse, çok daha çabuk sonuçlar alabilir. Ancak bu coğrafyada Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen ülkemizden daha önemli ikinci bir ülke yoktur.
Verheugen “imtiyazlı ortaklık” önerisine de bir yorum getirmiş ki bunda da: “Türkiye zaten imtiyazlı ortağımız. Türkiye, Avrupa Birliği’ne diğer üçüncü ülkelerden çok daha sıkı bağlı. Aramızda gümrük birliği var. Türkiye’ye, şimdikini aşacak ama tam üyeliğin altında kalacak daha ne verebiliriz, bilmiyorum?” (
Tıkla -2 ) Türkiye’nin de kabul etmediği ve etmeyeceği imtiyazlı ortaklık önerisi demek ki Avrupa’da da doğru düşünebilen bazı kesimlerce onaylanmıyor. (
Tıkla – 3 )
Aslına bakılırsa, bu tür olumlu yaklaşımlar bizleri Avrupa Birliği’nin güvenilir bir örgüt olduğuna inandırmaktadır. Aksi halde Türklerin düşüncesi ne yaparsak yapalım ‘Avrupa Birliği’ne üye olamayacağız’, ‘bizi kabul etmeyecekler’ gibi yorumlar oluyor. Verheugen’in bu açıklaması üyelik süreci için önemli bir açıklama ve Türk Hükümeti’ni de Avrupa Birliği yolunda daha çok heveslendirecek bir açıklamadır.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, Avrupa Birliği Balkanlar Masası, Kıdemli Araştırmacı, 20.10.2009)