Panelistler ise SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, SDE Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, SDE Uzmanı Dr. Murat Yılmaz, Demokrat Yargı Eş Başkanı ve AYM Raportörü Doç. Dr. Osman Can oldu.
Panelde anayasa değişikliği hakkında 12 Eylül’de gerçekleştirilecek referandumun, demokrasinin kurumlaşmasında ve vesayet düzenine son verilmesindeki önemine dikkat çekilen konuşmalar yapıldı. Ayrıca dinleyicilerin paketin içeriğiyle ilgili sorularına da cevap verildi.
* * *
Ege Manşet Gazetesi’nde 23 Ağustos’ta yayınlanan aşağıdaki yazı, panelin bölgedeki etkilerini anlatmaktadır.
[i]
İzmir "12 Eylül; Bu Sefer Demokrasi Panelini" Konuşuyor...
Geçtiğimiz pazar günü "12 Eylül; Bu Sefer Demokrasi" konulu panel İzmir Tepekule Kongre Merkezi'nde yapıldı.
Panele Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, Demokrat Yargı Eş Başkanı Doç. Dr. Osman Can, Stratejik Düşünce Enstitüsü Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu ve Aydın Polat ile SDE Uzmanı Dr. Murat Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.
Manzara muhteşemdi. Ramazan ayı ve pazar günü olmasına rağmen yaklaşık beş yüz seçkin İzmirli paneli izlemeye gelmişti.
Panele CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Dr. Hakan Tartan bir kutlama telgrafı gönderdi. AK Parti cenahından sadece Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın telgrafı okundu.
Panele İzmir Milletvekilleri ilgi göstermedi. Muhtemelen Sayın Vekillerimiz o saatlerde denizde serinliyorlardı.
Ak Parti birkaç ilçe başkanı dışında panele katılmadı. İl yönetiminden de katılım düşüktü.
Panel SDE – Stratejik Düşünce Enstitüsü ile Kasiad, Ege Manşet Gazetesi ve Yıldız FM sponsorluğunda gerçekleşti.
Tepekule Kongre Merkezi gerçek anlamda "Bu Sefer Demokrasi"yi konuştu.
SDE Uzmanı Dr. Murat Yılmaz'ın “Hayır diyenler 13 Eylül'den sonra utanacaklar" tespiti izleyiciler üzerinde derin etki yaptı.”
Hayır diyenlerin neden hayır dediklerini de üç maymun hikayesi ile özetledi.
Şöyle ki:
Bir maymun içinde muz asılı olan kafese kapatılır. Maymun muzu görünce hemen alıp yemek için muza yönelir ve bakıcısından bir ton dayak yer. Daha sonraki zamanlarda da ne zaman muza yönelse, bir ton dayak yer, sonunda anlar ki muz orada duracak ve yenmeyecek, yemek istersen bir ton dayak hazır!
Daha sonra kafese ikinci bir maymun gelir o da muzu görünce hemen muza yönelir, diğer maymunun aman ha muza yaklaşma sözlerine aldırmadan muza yaklaşır ve ikisi birden bir ton dayak yerler. Bir müddet sonra her iki maymun da terbiye olur ve muza yaklaşmazlar!
Sonra kafese üçüncü maymun getirilir. O da tavanda asılı muzu görünce hemen muza yönelir. Bu manzarayı gören diğer maymunlar durur mu hemen yeni gelen maymunun üzerine atlar müdahale ederler. Aksi halde üçü bir den bir ton dayak yiyeceklerdir...”
Hikaye bu...
Muz ve demokrasi... İlk gelen maymunlar CHP ve MHP son gelen ise AK Parti'dir...(Kimse alınmasın olay teşbihten ibarettir.)
İşte CHP ve MHP üçümüz birden dayak yeriz düşüncesiyle kendisinin de istediği bir konuda “Hayır” söylemlerinin arkasına takılıp gidiyor.
Demokrat Yargı Eş Başkanı ve Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can ise konuşmasında oylayacağımız maddelerin ne anlama geldiğini açıkladı.
12 Eylül 2010 tarihinde “evet” oylarının ağırlık kazanması ile birey, insan olarak değer kazanacak. “Hayır” çıkarsa vatandaşın cansız varlıklardan daha değersiz olduğu şu anki haliyle kalacağını vurguladı.
Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay'ın sunumunda en dikkat çekici olay Yavuz Sultan Selim zamanında Yeniçeri'lerin ayaklanma nedenini anlattığı “hoşafımızın yağı kesildi” hikâyesi idi.
Yavuz Sultan Selim bir gün Yeniçeri'lerle birlikte öğle yemeği yemek için yemekhaneye gelir. Yemekler dağıtılırken görür ki kepçe bir tanedir. Aşçı aynı kepçe ile önce çorbaya, sonra yahniye ve daha sonrasında da hoşafa daldırırmış.
Yavuz Sultan Selim bu manzarayı görünce “tiz her yemeğe ve hoşafa ayrı kepçe kullanılsın” diye emir buyurmuş.
Yavuz Sultan Selim zamanındaki Yeniçeri ayaklanmalarının nedeni işte bu kepçelermiş. Kepçeler çoğalınca yahniden çıkan kepçe, hoşafa dalmayınca hoşafın üstündeki yağ tabakası da kalkmış.
Yeniçeri işte bu nedenle “hoşafımızın yağı kesildi” diyerek ayaklanmış ve Yavuz Sultan Selim'in demir yumruğu ile karşılaşmış.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak oylama ile her yemeğe ayrı kepçe konulması kararlaştırılıyor. Ama Yeniçeri benzeri kuruluşlar “hoşafımızın yağı kesilecek” diye bas bas bağırıyor.
Prof. Dr. Beril Dedeoğlu'nun yaptığı sunumdaki tespitler de harikulade idi. Sayın Dedeoğlu yurt dışında katıldığı akademik toplantılarda yaşadığı sorunları ön plana çıkardı. Türkiye'nin ne kadar boş söylemlerle uyutulduğu gerçeğini dışarıdan görünen Türkiye'nin görüntüsünü ortaya koydu.
Dış dünyada Türkiye'nin karşılaştığı birçok haksızlık olduğunu ancak içerdeki demokratik sistemin doğru işlememesi nedeniyle bu haklardan da mahrum kaldığımızı anlattı.
Demokrat Yargı Eş Başkanı Osman Can'ın oylayacağımız Anayasa'nın mükemmel olmadığını ancak 12 Eylül 2010 tarihinden sonra yeni ve gerçek anayasa yapılabilmesinin önünün açılacağını belirtti.
12 Eylül 2010'da evetler çok çıkarsa, kendilerinin Ak Parti'yi yeni anayasa yapması için zorlayacaklarını söyledi. Eğer AK Parti 12 Eylül 2010'dan sonra yeni anayasa yapmaz ise tarihten silineceğini ifade etti.
Panel çok başarılı geçti. İzmir böylesine güzel bir konuda ev sahipliği yaptığı için şanslı.
Türkiye'nin incisi İzmir'e yakıştı doğrusu...
[i] http://www.yerelgundem.com/yazarlar/yusuf_inan/izmir_12_eylul_bu_sefer_demokrasi_panelinikonusuyor.html