Sudan Sorunu ve ABD
ABD Başkanı Barack Obama’nın Sudan politikası şekillenmeye başlıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler ve Sudan özel temsilciliğinin ortaklaşa deklare ettiği yeni yaklaşım, önceki yönetimin aksine Ömer el-Beşir hükümeti ile daha yakın irtibatlı bir süreci işaret etmektedir. George Bush döneminde alınan yaptırım kararlarının gerektiğinde uygulanması, ülkenin demokratikleşmesi, insan hakları ihlallerinin şeffaf biçimde incelenmesi, el-Kaide terörünün ülkedeki altyapısının yok edilmesi ve Güney Sudan sorununun 2011’de yapılacak referandumdan önce siyasi çözüme kavuşturulması kararları ana başlıkları içermektedir. (Tıkla-1)
Yaklaşık yirmi yıldır iktidarda olan el-Beşir, Batılıların bu ülkeyle ilgili şikayetlerinde hedef alınan başlıca figür haline gelmiştir. Ülkedeki Arap-siyahi çatışmasında barışı sağlayıcı önlemleri alamaması ve dahası kendine bağlı milisler aracılığı ile isyancı gruplardan yaklaşık 300 bin kişinin ölümüne sebep olması dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde alınan tutuklama kararı, halen ülkenin Batı dünyası ile arasındaki en önemli sorunu teşkil etmektedir. Sudan’ın siyasi gerilimle değil de işbirliği aracılığıyla Batı çizgisine çekilmesi ABD’nin çizdiği yeni vizyonun esasını oluşturmaktadır. ABD yönetiminin birden bire böyle bir karar alması, Obama’nın ılımlı politikalarının bir yansıması olarak düşünülebilir. Fakat bu vizyon belgesinin açıklanmasının, on gün önce Çin hükümeti ile Sudan arasında Sudan petrolüne dair kapasite artırımı anlaşmasının ertesine denk gelmesi manidar gözükmektedir. Sudan petrolünün şu anda en büyük alıcısı yaklaşık %70’lik oranla Çindir. Bunu Malezya ve Kanada petrol şirketleri takip etmektedir. Bu sebeple ABD’nin yeni dönemde, bu ülkeyle siyasi gerilimleri bir yana bırakarak, kendi şirketlerini Sudan petrolüne ortak etme amacını taşıdığı yorumları sıklıkla yapılmaktadır. Ayrıca Rusya’nın geçtiğimiz hafta Moskova’da bir Sudan zirvesi düzenleyerek sorunun çözümüne müdahil olması, ABD’yi bu yola sevketmiştir, denilebilir. Zira Beyaz Saray, muhtemel bir çözüm durumunda sürecin dışında kalmak istememektedir. Bir de Sudan rejiminin değişme ihtimali dikkate alınmaksızın yeni petrol anlaşmalarında ABD şirketlerinin dışlanması, Obama Amerikası için en kötü senaryolardan biri gibi görünmektedir.
ABD sözkonusu vizyon belgesi ile Sudan sorununun çözümünün çok da zor olmadığını göstermiştir. Geleneksel olarak uyguladığı havuç ve sopa politikası ile yeniden devreye girerek bu ülkeyi hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlamak istemekte ve bunu da kendi iradesi doğrultusunda gerçekleştirmek istemektedir. Ancak bu kez ABD’nin karşısında Çin ve Rusya gibi ciddi rakipler bulunduğu için Sudan sadece ABD’nin müdahil olduğu yerel bir sorun olarak görülmemekte, buna karşılık büyük güçlerin ekonomik rekabet sahası olmaya başlamaktadır.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 20 Ekim 2009)