Karzai, bu kararı, her şeyin başında, ‘kanın ve nizam tanımayan davranış ve ‘usulsüzlükleri önlemek’ için aldığını vurgulayarak sivil ölümlerine ve askeri malzemenin kötüye kullanılmasına engel olmak amacıyla imzaladığını belirtti.(Tıkla 1)
2001 yılında Taliban’ın devrilmesinden sonra, ülke güvenliğini sağlamada yetersiz kalan Afgan Yönetimi, büyük bölümü itibariyle ABD kökenli olan özel güvenlik şirketlerinin kurulmasına izin vermişti. Ülkede, bugün ulusal ve uluslararası kökenli olmak üzere, kayıtlı 52 özel güvenlik şirketinin olduğu söyleniyor. Ayrıca bunlar dışında herhangi bir denetime tabi tutulamayan ve üniformaya sahip olmayan büyük sayıda kayıt dışı özel güvenlik şirketlerinin de var olduğu biliniyor. Afganistan’da özel güvenlik şirketleri yaklaşık 40 bin kişiye istihdam sağlıyor. (Tıkla 2)
NATO güçlerinin konvoylarını ve üslerin korunmasında kullanılan özel güvenlik şirketleri, ayrıca, koalisyon güçleri ve Birleşmiş Milletler kadar yabancı yardım kuruluşları ve büyükelçiliklerin de güvenlik hizmetlerini gerçekleştirmekteydi. Ancak, Irak’ta olduğu gibi, Afganistan’da da bu şirketlerin çalışanlarının pek çok hukuk dışı olaya karıştığı biliniyordu. (
Tıkla 3) Bu şirketler adeta devlet içinde ayrı bir mekanizma kurarak hükümetten bağımsız hareket etmekte idi.
Seçim öncesinde, Afgan halkına özel güvenlik şirketlerinin faaliyetlerine son vereceğini vaad eden Karzai’nin imzaladığı kararname, elçilikler gibi, yabancı ülke ve kuruluşlara ait binalarda çalışan özel şirketlere izin verirken, askeri ikmal konvoylarının korunması dahil, diğer tüm güvenlik hizmetlerinin Afgan güvenlik kuvvetlerince karşılanacağını amirdir. Ayrıca, işlerine son verilen özel güvenlik şirketleri çalışanları, eğer uygun bulunurlarsa, Afgan polis gücüne katılabilecekler.
Özel güvenlik şirketlerinin kaldırılması ile birlikte yerel milis güçlerinin oluşturulması amaçlanıyor. Afgan İçişleri Bakan
Yardımcısı Münir Mangal’ın, Kabil’de düzenlediği basın toplantısında, “İçişleri Bakanlığının bünyesinde kurulacak yerel milis gücü, bulunduğu bölgenin güvenliğine yardımcı olacak. Birliğin sayısı zaman içinde 10 bin kişiye çıkarılacak. Birliğe alınan kişilere, bakanlığın uzmanları tarafından eğitim verilecek” şeklinde konuşması (Tıkla 4), güvenliğin tümüyle Afgan güçlerine devredilmesinin hazırlıklarının işaretlerini taşıyor.
Tüm bu gelişmeler, bir karmaşa ortamının hakim olduğu Afganistan’da, sanki Afgan Hükümetinin bir şeyleri kökten değiştirme çabası olarak yorumlanabilir. ABD yetkilileri tarafından Afgan güvenlik güçlerinin 4 ayda bu görevleri üstlenmelerinin çok zor olduğu öngörülse de, Karzai tüm ipleri artık kendi elinde tutmayı amaçlıyor izlenimi veriyor. Neredeyse Afgan güvenlik güçlerine alternatif ve hükümetten bağımsız bir yapı haline gelmiş olan özel güvenlik güçlerinin faaliyetlerine son verilmesi kararı gösteriyor ki Karzai ülkede egemenliği yerel otoritede toplamaya çalışıyor. Zaten son aylarda su yüzüne çıkan Karzai’nin ABD’den uzaklaştığı iddiaları da böylece bir kez daha güç kazanmış oluyor. Dolayısı ile ABD bu durumdan oldukça rahatsızlık duyuyor.
Ayrıca, ABD’yi rahatsız edecek bir diğer gelişme olarak, Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Pakistan Devlet Başkanı Asıf Ali Zerdari ve Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman’ın, 18 Ağustos tarihinde, Soçi'deki görüşmeleri gösterilebilir. Uyuşturucu ve güvenlik konuları üzerinde ikili ve toplu görüşmeler yapan liderler, bu konuda ortak hareket etmek hususunda görüş birliğine vardı. (
Tıkla5) Ayrıca, Medvedev ile ikili teması öncesinde, Karzai’nin yaptığı açıklamada, "Afganistan ile ilgili kaygınız için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Afganistan'ın dostlarının desteğine ihtiyacı var ve özellikle de Rusya gibi büyük ülkelerin." şakindeki söylemleri, ABD’yi rahatsız etmeye yeter gibi görünüyor. Çünkü Afganistan, geçmişte, sürekli şekilde Rusya ve ABD arasındaki nüfuz çatışmalarına sahne olmuş bir ülke.
Sonuç olarak, Taliban’la mücadele alanında adeta bir bataklığa dönüşen Afganistan’da, bir de Hükümetten gelen bu rahatsız edici rüzgarlar ABD için durumu içinden çıkılması çok zor bir hale sokmuş görünüyor. Her ne kadar, Başkan Barack Obama, iç siyasette olumlu görüntü sergilemek için, yani ABD seçmenlerini tatmin etmek için, 2011 yılında Afganistan’dan askerlerini geri çekme konusunda kararlı bir duruş sergilese de, bu hafta başında, Afganistan’daki NATO ve Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı General David Petraeus’un bu konuyu tekrar Başkan’la konuşacağı ve 2011 tarihi üzerinde temkinli olunması gerektiğini söyleyebileceği şeklindeki ifadeleri de dikkate alındığında, Afganistan’daki tablonun pek de iç açıcı olmadığını ve bunun devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Kaldı ki, yakın bir süre önce, 1,8 milyar varil petrol rezervini barındırdığı açıklanan petrol sahasına sahip bir ülkeyi (
Tıkla6) terk etmek de ABD için o kadar kolay bir tercih olmayacaktır. Gitmek mi zor kalmak mı? Obama’nın bu ikilemden hem ülkesi halkının beklentilerine cevap verecek hem de en az askeri ve finansal zararla bölgedeki varlığını sürdürecek içerikte bir çözüm yolu ‘yaratması’ şu aşamada hayli zor görünüyor.
(H. Gülin KOÇAK. SDE Asistanı)
--------------------------
Tıkla 6: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1016319&title=afganistan-siyah-altin-uzerinde-oturuyormus