ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

65 Yıl Sonra Hiroşima ve Değişen Dengeler

06.08.2010 14:55:40

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bugün tüm insanlık, hiçbir ülkenin kendini emin ve korunaklı göremeyeceği bir tehlikenin ortaya çıktığı o acı günü hatırlamaktadır. Bir nükleer bombanın neler yapabileceğini canlı hedefler üzerinde tecrübe edilmesinin 65. yıl dönümü Japonya’nın Hiroşima kentinde anılmaktadır.

Bugün tüm insanlık, hiçbir ülkenin kendini emin ve korunaklı göremeyeceği bir tehlikenin ortaya çıktığı o acı günü hatırlamaktadır. Bir nükleer bombanın neler yapabileceğini canlı hedefler üzerinde tecrübe edilmesinin 65. yıl dönümü  Japonya’nın Hiroşima kentinde anılmaktadır.

Önceki anma törenlerinden farklı olarak, ilk defa sadece mağdurlar değil bombayı atanlarda da anma törenine iştirak etti. Tokyo Büyükelçisi'nin başkanlığında bir heyetle anma törenine katılan ABD’den, Japonlar hem özür beklediler hem de Nobel Barış Ödülü'nü alan Barak Obama’nın Hiroşima ve Nagazaki’yi ziyaret etmesini istediler. Ancak Afganistan’da işlerin kötüye gitmesi yüzünden ülke içinde desteği düşen Obama’nın, ABD’nin özür dilemesi anlamına gelecek böylesi bir ziyareti gerçekleştirme ihtimali çok zayıf. Kısacası ABD hata yaptığını kabul etmemeye devam edecek.

Japonya’nın yaşadığı trajediye baktığımızda, II. Dünya Savaşı sırasında ,1945 yılında, bundan tam 65 yıl önce ABD uçakları Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombalarını bıraktı. Yüz binlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına sebep olan nükleer bombalar sadece kullanıldığı andaki kayıplarla kalmadı; devasa bir mantar biçimindeki radyasyon bulutunun yol açtığı radyoaktif serpinti yüzünden senelerce sonra bile ölümlere, sakatlıklara ve ölümcül hastalıklara neden olmaya devam etti.

Japonya’ya düzenlenen bu saldırının hemen ardından, ABD Başkanı Truman yaptığı konuşmada, atılan bu bombaların her birinin 20 kiloton TNT’nin patlatma gücüne denk olduğunu, artık hem modern dünyanın teşekkülünde hem de karşı tarafın yok edilmesinde nükleer gücün kullanılabileceğini ve yeni bir çağa girildiğini dünyaya ilan etmişti.

Amerikalılar, bombaların savaşı beklenenden daha kısa bir sürede bitirdiğini ve bu açıdan daha fazla insanın ölmesine engel olduğu argümanını geliştirmişlerdi. Bugün ABD vatandaşlarının çoğu Truman’ın kararının doğru olduğunu düşünmekte. Aslında bunu  soruyu bu bombaların vurduğu şehirlere sormak gerekir ki aynı görüşte olmadıkları kesindir.

Neticede Japonya teslim oldu ve nükleer silahların gölgesinde yeni bir dünya düzeni kuruldu. ABD’den sonra nükleer silahlanma BM Güvenlik Konseyi’nin diğer daimi üyelerine de yayıldı ardından, İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore de bu silahları üretti. Şuan itibariyle, yüzde 90’ı ABD ve Rusya’nın elinde olmak üzere, dünya üzerinde toplam 22 bin 600 nükleer silah var. Bugün sahip olunan ileri teknoloji sayesinde nükleer silahlar, Hiroşima’ya atılan atom bombasının çok çok üstünde bir yıkım gücüne sahip.

ABD’nin Hiroşima açılımını, son yıllarda bayraktarlığını yapmaya çalıştığı nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarının bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.

Bu çabaların yanında, ABD’nin gözlerden kaçmayan Asya nükleer enerji açılımı da söz konusu. ABD yönetimi, Vietnam’la 14 nükleer santral kurulması için işbirliği fırsatlarını görüşmekte. Bu santrallerde kullanılacak nükleer yakıtın ise Vietnam’da üretilebilmesi konusunda ABD, diğer ülkelere göstermediği bir esneklik içinde. ABD’nin, Çin’le sınır sorunları yaşayan Vietnam’la böylesine bir yakınlaşma içine girmesi tabii ki komşusu Çin’i de rahatsız ediyor. Çin Halk Cumhuriyeti de Pakistan kartını devreye sokarak, Pakistan’a iki nükleer reaktör satılmasına onay verdi.

Pakistan, son dönemde gelişen ABD-Hindistan nükleer yakınlaşmasına Çin-Pakistan ittifakıyla cevap verdi. ABD, Hindistan’la yaptığı nükleer enerji işbirliğine Japonya’yı ortak etmek istiyor ancak Japonya, nükleer kontrol rejiminin dışında duran Hindistan’a teknoloji transferine sıcak bakmıyor. 

Dolayısıyla, Hiroşima’dan sonra gelinen noktada nükleer enerji, bölgede yaşanan güç mücadelesinin en önemli ayaklarından birisi haline gelmiş durumda.

(Ömer Ersoy, Araştırmacı)






SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya