Bugün Google, dünyada en çok kullanılan arama motoru haline gelmiş durumdadır. Google üzerinden her gün yüz milyonlarca arama yapılmaktadır. Sadece arama değil bunun yanında blog, fotoğraf ve video paylaşım, doküman oluşturma, haber takip ya da google grupları gibi çok farklı hizmetleri de bünyesinde barındırmaktadır. Google’ın başarısı internet gibi uçsuz bucaksız bilgi okyanusundan çok kısa sürede istenen bilgileri bulup kullanıcının önüne getirebilmesidir. Google bu kabiliyetini arttırdıkça daha fazla kullanıcıya ve dolayısıyla daha fazla güce ulaşmaktadır. Şirket, 2006’da hızlı bir pazarlık süreci sonunda Youtube’u da bünyesine katmıştır.
Kime Vergi Ödeyeceğini Kendisi Seçiyor
Google, 2009 yılında yaklaşık 2 milyar Dolar gelir vergisi ödemiştir. Google’ın ödediği bu vergi, ABD ile resmi Google ofisinin var olduğu ülkelerle sınırlıdır. Dolayısıyla, başta ABD ev Avrupa ülkelerinin dahil olduğu bu 20 küsur ülkenin dışında kalan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu diğer ülkeler Google’ı ancak internet sayfasından görebilmektedir. Bu ülkelerde Google, ev sahibine yakalanmayan, kontrat yapmaktan, fatura ya da kira ödemekten kaçan kötü kiracı pozisyonundadır.
Google Karşı Tepkiler Büyüyor
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın Google’ın bu tutumuna duyduğu haklı tepkinin derecesini “Google, Türkiye Cumhuriyeti ile bir mücadeleye girişti” sözlerinde hissetmek mümkündür. Küreselleşmenin bayraktarlığını yapan çok uluslu şirketler de artık devletlerin karşısına önemli bir sorun olarak çıkabilmektedir. Türkiye’deki durum özetle şudur; Google, Türkiye’de resmi bir ofis açmadan, dolayısıyla kendini hiçbir mali ve hukuki yükümlülük altına sokmadan Türkiye’deki faaliyetlerinden kazanç sağlamaya devam etmek istemektedir.
Türkiye’de, Google’ın bağlı kuruluşu Youtube’a zaman zaman hâkim kararıyla getirilen erişim yasakları da Google-Türkiye arasındaki gerginliğinin bir diğer ayağını oluşturmaktadır. Ancak yine Google yönetiminin bildirdiğine rakamlara göre, şirketin faaliyette bulunduğu her 4 ülkeden birisinde çeşitli seviyelerde sansüre ya da erişim engeline konu olduğu görülmektedir. Yani Türkiye’nin tutumu aslında ender görülen bir tavır değildir.
Son olarak Brezilya savcıları, Google’ın sosyal iletişim sitesi olan ‘orkut’ hakkında; küçüklerin cinsel istismara konu olmasını teşvik etmek, başkalarına hareket etmek ve organize suçları savunmak amacıyla kullanıldığı gerekçesiyle dava açmışlardır. Google’ın İP (İnternet Protokol) adreslerini saklaması gerektiğini belirtmektedirler. Google konuyla ilgili sessiz kalmayı tercih etmektedir.
[1]
Tekelleşen Google Risk Oluşturuyor
Google sadece vergi yükümlülüğünden kaçma anlamında değil, faaliyet gösterdiği ülkelerin ulusal mevzuatları ile marka ve telif haklarına aykırı davranışlarda bulunması ve tekelleşmesi dolayısıyla da sıkça eleştirilmektedir.
Bu kapsamda Google’a karşı Avrupa Adalet Divanı’nda ve diğer birçok ülkede çeşitli davalar açılmıştır. ABD’de de Micrasoft ya da IBM’de yaşanan tekelleşme tartışmalarından da nasibini almaya başlayan Google, kendisini savunurken ‘kamu yararı’nı öngören bir şirket olduğunu ve kendisine güvenilmeye devam etmesi gerektiğini söylemektedir. Ancak, internete girerken bile adeta adres satırı gibi kullanılmaya başlanan Google’ın piyasa rekabet koşullarını alt üst etmesi endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.
Google’ın Çin Seferi
Anavatanında ya da Avrupa’da yaşanan telif hakları ve serbest piyasa koşullarını zorlaması merkezinde devam eden bu tartışmaları bir kenara bırakıp uzak doğuya gittiğimizde Google’ın, siyasi ve güvenlik yönü de olan ayrı bir tartışmanın içinde olduğunu görüyoruz.
Bu çerçevede, güncel bir örnek olarak Google’ın Çin Hükümetiyle yaşadığı ve ABD’nin de müdahil olduğu problemin, Google ve Çin arasında ciddi bir krizin yaşanmasına sebep olduğunu görmekteyiz.
Başta Google olmak üzere Facebook, Youtube ve Twitter gibi internetin en çok kullanılan sitelerinin Çin’e girmesiyle, sosyal ve kültürel değişim ile ticaret açısından digital bir ipek yolu kurulduğunu söyleyen birçok Batılı düşünür vardır. Bu tür sitelerin ülkesindeki muhaliflerin sesi ve matbaası olarak işlev görmesinden rahatsızlık duyan Çin ise tabii ki bu görüşü paylaşmamaktadır.
Çin’e 2006 yılında giren Google, Çin kullanıcısına hizmet vermeden önce Çin Hükümetinin sansür politikasına uyacağını taahhüt ederek, arama sonuçlarını sansürlemeyi kabul etmiştir. Ancak Google, gmail sunucularını hiç bir zaman Çin topraklarına taşımamıştır. Bunun sebebi, gmail hesabı kullananlar hakkında Çin devletinden gelebilecek bilgi taleplerinin karşılanmak zorunda kalınmamasıdır.
Çin’le İpler Geriliyor
Çin’le Google arasındaki kriz, Google şirket ağına 2009 yılında koordineli bir şekilde yapılan siber saldırı sonrası patlak vermiştir. Google yönetiminden yapılan açıklamada, Çin’den kaynaklanan bu saldırı sonucunda bilgisayar korsanlarının bazı hashas bilgileri çaldığı ve Çin’deki insan hakları aktivistlerine ait gmail hesaplarını ele geçirmeye teşebbüs ettikleri belirtilmiştir.
Bu gelişme üzerine Google, 340 milyon internet kullanıcısı olan ve hızla gelişen Çin pazarından çekileceğini açıklamış, ayrıca bundan böyle, Çin denetimi dışında kalan Hong-Kong’daki sunucuları vasıtasıyla arama sonuçlarını Çinli kullanıcılara sansürsüz vereceğini duyurmuştur. Google ayrıca ABD Hükümetinden Çin’in sansür politikasını, ticareti engellediği gerekçesiyle Dünya Ticaret Örgütü’ne taşımasını istemiştir. ABD henüz böyle bir adım atmamıştır ancak yapılan bu siber saldırı hakkında Çin hükümetinden resmi bir açıklama beklediğini diplomatik kanaldan muhatabına iletmiştir.
Google’ın bu kararına karşı Çin Hükümeti, Google’ın Çin yasalarına uyma konusundaki yazılı taahhüdünü bozduğu ve ticareti siyasete alet ettiğini ileri sürmüştür.
Devlet kontrolündeki Çin medyası ise Google’ı, ABD istihbaratıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle suçlamaktadır. Çin medya kaynaklarına göre, Google yöneticileri ABD istihbaratıyla yakın ilişkiler geliştirmiş durumdadır ve google üzerinden Çinli kullanıcılarca yapılan araştırmalar ABD istihbarat servislerine verilmek üzere arşivlenmektedir.
[2]
Google’ın ABD istihbaratıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu hakkında net bir sonuca varmamız mümkün olmamakla birlikte, diğer ABD şirketleri gibi Google’ın da ABD’nin ilgili birimlerine bilgi sağlamadığını düşünmek imkânsızdır.
Google, her ne kadar Çin’i terk edeceğini söylemiş olsa da geçen hafta Çin Hükümeti Google’ın çalışma lisansını yenilemiştir. Bu hamle Çin ile Google arasındaki uyuşmazlığı tamamen ortadan kaldırmasa da şimdilik suların durulmasını sağlamış görünmektedir. Dünyanın şu an için en büyük üçüncü ekonomisi ve nüfus bakımından en büyük pazarı olan Çin’den ayrılması şu an için Google için mümkün görünmemektedir.
Google da zaten yapmış olduğu açıklamada, Çin kanunlarına bağlı olduklarını söylemiş, Çin Hükümeti de uluslararası imajını zedeleyecek olumsuz bir durumdan kaçındığını bu hareketiyle göstermiştir. Çin Hükümet yetkilileri bu konuyla ilgili yaptıkları her resmi açıklamada, Google’la yaşadıkları sorunun Çin-ABD ilişkilerini etkilemeyeceğine inandıkları söylemektedir.
Ancak, Google’ın Çin dâhil birçok ülkede yasalara bağlı kalmaksızın hareket edebileceğini düşünmesi ve bu tutumunu bilgi toplumunda sınırsız bilgi erişimi kapsamında değerlendirmeyi sürdürmesi, uluslararası problemlere sebebiyet vermeye devam edecek gibi görünmektedir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] http://abcnews.go.com/Technology/wireStory?id=11218558
[2] http://economictimes.indiatimes.com/articleshow/5706922.cms