Ancak 1950’li yıllardan itibaren Afrika’da bağımsızlık hareketlerinin başlaması Fransa’nın bu Kıtada doğrudan egemenliğini sürdüremeyeceğini gösteriyordu. Özellikle 1954-1962 yılları arasında devam eden ve 1 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan Cezayir bağımsızlık hareketi Fransa’yı en çok uğraştıran bir konu oldu. 1960’ların başında ise Fransa’nın sömürgesi olan 17 ülke bağımsızlığını kazandı. Bu ülkelerden bağımsızlığını ilk kazanan ise Kamerun’du. Fransa her ne kadar Afrika’da sömürgelerini kaybetmiş olsa da bu ülkelerle ilişkilerini kesmek istemedi. Fransa’nın yeni formülleri arasında, Britanya’nın uyguladığı Commonwealth benzeri bir yapılanma da söz konusuydu. Fransa’nın bu yeni politikasına “FransAfrika” adı verildi. Ancak bütün bu beklentilere rağmen geçen elli yıllık süre içersinde istenen sonuç elde edilemedi.
Sarkozy, 2007 yılında devlet başkan seçilmeden önce ileri sürdüğü vaatler listesi arasında Afrika’yı ilgilendiren maddelerde vardı. Sarkozy, Başkanlık koltuğuna oturmadan önce yaptığı açıklamada Afrika’yla geçmiş dönemden devralınan çarpık ilişkilerin terk edileceğini ve daha sağlıklı ilişkilerin kurulacağını belirtmişti.(1) Diğer yandan Fransa’nın Afrika’daki yakın müttefikleri olan Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun gibi ülkeler dünyada yolsuzluğun en yaygın olduğu ülkeler listesinde en üst sıralarda yer almakta. Bunun yanı sıra diğer müttefikler olan Kongo ve Togo’da ise 2007 ve 2008 yıllarında yapılan seçimlerde hile iddiaları yoğun olarak dile getirilmişti. Avrupa Birliği’nin kurucu üyesi olan ve şeffaflık, yolsuzlukla mücadele gibi kavramları dile getiren Fransa için bu yaşananlar rahatsız edici bir durumdu. Bu çarpık durum 2000’lerin sonunda Fransa’da yeni bir politika arayışı ihtiyacını doğurmuştur. Yeni dönemde, ilişkilerin sürdürüldüğü Afrika ülkelerine demokratik ve siyasi reformların yapılması doğrultusunda baskı yapılacak ve verilecek maddi ve teknik destek bu şarta bağlanacaktı. Yine 2007 yılı içersinde Sarkozy Libya’dan başlayarak Afrika turuna çıkacaktır…(2)
Sarkozy’nin Yeni Açılımı
Geçtiğimiz aylarda yeni Afrika politikası çerçevesinde önemli bir adım da geçtiğimiz mayıs ayı sonunda düzenlenen Asya-Fransa zirvesi ile atıldı. 25’incisi düzenlenen ve 38 Afrika ülkesinin katıldığı Konferansta, Afrika ülkelerinin BM Güvenlik Konseyi’nde temsil sorunu, çevre, küresel ısınma ve güvenlik gibi gündem maddeleri tartışıldı. Fransa özellikle Afrika ülkelerinden gelen, BM Güvenlik Konseyi daimi üyeliğinde bir Afrika ülkesine de yer verilmesi talebine sıcak bakmakta.(3) Bilindiği gibi Afrika kıtası dünya nüfusunun önemli bir bölümünü barındırmasına karşılık BM Güvenlik Konseyi’nde adil bir şekilde temsil edilememektedir (Konsey’in kararlarının büyük bir bölümünün Afrika’daki sorunlarla ilgili olduğu düşünüldüğünde bu talebin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmakta).
Geçtiğimiz günlerde ise, eski Fransız sömürgesi olan 13 ülke, Fransız Devrimi’nin yıldönümü olan 14 Temmuz kutlamalarına davet edildi. Sarkozy’nin bu daveti tartışmaları da beraberinde getirdi. Pek çok insan hakları örgütü, Afrika’nın otoriter liderlerinin, Barış eşitlik ve insan hakları gibi kavramların gündeme geldiği Fransız Devrimi yıldönümü etkinliklerine katılmasını yadırgadıklarını bildirdi. Ancak bütün bu eleştirilere rağmen Sarkozy Afrika politikasında kararlı gibi görünmektedir.
(Onur ÖZTÜRK, SDE Asistanı)
-------------------------------------------
(2) France in serach of new Africa policy
(3) 25.Fransa-Afrika Zirvesi Başladı.
(4) Fransa’nın yeni Afrika politikası