ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Nükleer Enerjiye Evet

14.07.2010 14:22:06

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Nükleer enerji, 1950’lerin başından itibaren başta elektrik olmak üzere tıpta ve çeşitli bilimsel uygulamalarda kullanılan önemli bir enerji kaynağıdır. Günümüzde, doğal gaz, kömür ve petrol gibi sınırlı tabii enerji kaynaklarının önemli ve cazip bir alternatifi haline gelmiş olan nükleer enerji, dünyadaki elektrik enerjisi üretiminin yüzde 17’sini karşılamaktadır. Gelişmiş ülkeler ile Sovyet teknolojisinin halen var olduğu eski Doğu Bloğu ülkelerinde ise bu oran ortalama yüzde 25’tir. Bunun istisnası, elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini nükleer enerjiden sağlayan Fransa’dır.[1]

Halen 31 ülkede 436 nükleer enerji santrali faal durumdadır. 15 ülkede ise 53 santralin inşa çalışmaları devam etmektedir.[2] Kalkınmış ülkelerin çoğu nükleer enerjiye sahiptir. Başlangıçta oldukça maliyetli olan nükleer enerji teknolojisi ileriki aşamada ekonomik ve güvenilir bir enerji kaynağına dönüşmektedir. Ülkeler yoğun çalışmalar yaparak nükleer enerjiden istifade etme olanaklarını ve nükleer enerji teknolojilerini artırmaya çabalamaktadır.
 
Nükleer enerji santrallerinin dışında 56 ülkede yine sivil amaçlarla kurulan toplam 250 araştırma reaktörü bulunmaktadır. Daha çok üniversitelerde ya da ulusal araştırma merkezlerinde bulunan ve enerji reaktörlerine göre çok daha küçük olan bu reaktörler, bilimsel, eğitim ve endüstriyel alanlarda ve kanser tedavisinde kullanılmaktadır.[3]
 
Küresel ekonomi içinde güçlü ve belirleyici konuma sahip ülkelere baktığımızda, bunların büyük bir kısmının nükleer enerjiyi uzun yıllardan beri kullandığını görmekteyiz. Dünyanın en büyük ekonomilerini temsil eden ve Türkiye’nin de üyesi olduğu G-20 ülkeleri açısından baktığımızda ise 20 ülkeden sadece 5’inin nükleer enerjiden henüz yararlanmadığı görülmektedir. Bu ülkeler Suudi Arabistan, Endonezya, İtalya, Avustralya ve Türkiye’dir. Bunlardan petrol devi Suudi Arabistan’ın nükleer enerji için çalışmalar yaptığı ve İtalya’nın şu anda, daha önceden vazgeçtiği nükleer enerjiden yana olduğu bilinmektedir.
 
İtalya’nın Pişmanlığı
 
İtalya, 1987 yılında yaptığı referandum ile sahip olduğu nükleer enerjiden ve nükleer santrallerden vazgeçmiştir. Ancak 2008’de nükleer enerji üretimine yeniden başlama kararı almıştır. Konuyla ilgili pişmanlığını İtalyan Ekonomik Kalkınma Bakanı şu sözlerle ifade etmektedir: “ülkemiz 1987’de nükleer enerjiye sırtını dönmesiyle yaklaşık 50 milyar Avro ekonomik kayba uğramıştır. İtalya, elektrik faturasına Avrupa ortalamasına göre yüzde 30, Fransa’ya göre ise yüzde 60 daha fazla ödemektedir.” [4]
 
İtalya’da 2008 yılında kabul edilen yasayla nükleer santrallerin tekrar kurulması kabul edilmiş ve 2030 yılına kadar ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 25’inin nükleer enerjiden elde edilmesi planlanmıştır.
 
Yok Saymak Mümkün mü?
 
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) 2007 yılında yaptığı ‘2030 Yılı Nükleer Enerji İhtiyaç Projeksiyonu’na göre, nükleer santraller, ülkeler için en önemli enerji kaynaklarından birisi olmaya devam edecektir. [5] Dolayısıyla, 60 yıldır var olan ve dünya durdukça var olmaya devam edecek olan bu enerji havuzu, yeterli teknolojik donanıma sahip ülkelere hizmet etmeye devam edecektir. Burada kritik konu olası çevresel zararların meydana gelmemesi için alınacak önlemlerdir. Çevrenin korunması açısından nükleer enerjinin diğer enerji kaynaklarına kıyasla çok daha temiz bir sicile sahip olduğunu söyleyebiliriz.
 
Türkiye açısından Durum
 
Konuya Türkiye açısından bakacak olursak, 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisinin arasına girmeyi hedefleyen Ülkemizin bunu başarabilmesi için enerji üretim kapasitesini artırması gerekmektedir. Bunun için de en kısa zamanda, örneğin ilk on yılda elektrik ihtiyacının en az yüzde 10-15’ini nükleer santrallerden elde ediyor hale gelmesi kaçınılmazdır. Türkiye aslında nükleer gücün önemini ilk fark eden ülkeler arasındadır.
 
Bu doğrultuda ABD ile "Sulh için Atom" [6]Anlaşmasını 1955 yılında imzalamış ve gerekli bilimsel ve teknik alt yapıyı oluşturmak ve ihtiyaç duyulan insan gücünü yetiştirmek üzere hızlıca girişimlere başlamıştır. Bu programa dâhil olmaya karar veren ülkelerin ABD’nin bu alandaki kontrol ve denetimini de kabul etmek zorunda kaldığını da belirtmemiz gerekir.
 
1956 yılında Atom Enerjisi Komisyonu’nu ardından 1962’de araştırma reaktörünü kuran Türkiye bir türlü nükleer enerji santralini kuramamıştır. Son dönemde Rusya’yla varılan nükleer santral kurulmasına ilişkin işbirliği anlaşması ise bu hedefin realize edilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Aklın yolu birdir; Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı bir ülkenin ve ekonomisi hızla gelişen bir ülkenin nükleer enerjiye evet demesinden ve bu teknolojiyi devreye sokmasından başka bir seçeneği yoktur. 
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı


[1]Http://www.planete-energies.com/content/nuclear-energy/production-consumption.html
[2] Http://www.euronuclear.org/info/encyclopedia/n/nuclear-power-plant-world-wide.htm
[4] http://www.world-nuclear.org/info/inf101.html
[5] Http://www.sciencedaily.com/releases/2007/10/071023103052.htm





SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya