ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » AfrikaGeri Dön «

Uganda’daki Patlamalar ve Somali

13.07.2010 13:49:11

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

11 Temmuz günü Uganda’nın başkenti Kampala’da meydana gelen patlamada 74 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi yaralandı. Patlamanın, insanların Dünya Kupası final maçını seyrettiği iki restoranda meydana gelmesi can kaybının fazla olmasına neden oldu. Patlamadan sonra akıllara gelen en önemli sorular, saldırının arkasında kimler vardı ve saldırganlar bu eylemle ne mesaj vermek istiyorlardı?ABD’ye göre, saldırının arkasında, Somali kökenli ve El Kaide’nin uzantısı bir örgüt vardı. Sözü edilen örgüt ise El Şebab’dı. Nitekim Örgüt bir süre sonra saldırının sorumluluğunu üstlendi ve “Düşmanlarımız nerede olursa olsun militanlarımız saldırıları sürdürecek” dedi.(1)

El Şebab
 
El Şebab örgütünün yöneticiliğinde Fazıl Abdullah Muhammed bulunmakta. Örgütün finansmanını ise Suudi kökenli bir isim Şeyh Muhammed Ebu Fayd sağlamakta. Saldırının, El Şebab’ın Burundi ve Uganda’daki hedeflerin bombalanması çağrısı yapmasının ardından gelmesi dikkat çekmekteydi. Ayrıca bu saldırı El Şebab örgütünün Somali sınırları dışında gerçekleştirdiği ilk eylem olma özelliğini taşımakta.
 
Saldırının hedefinde, kısa adı AMISOM olan Somali’deki Afrika Barış Gücü olduğu düşünülüyor. Çünkü gerek Uganda, gerekse Burundi AMISOM’e askeri katkıda bulunmuşlardı. El Şebab, Somali’deki barış gücünü Batı yanlısı bulmakta ve Somali’deki varlığına karşı çıkmakta. Örgüt’ün nihai hedefi ise, BM desteğiyle iktidarını sürdürmeye çalışan zayıf Somali hükümetini devirmek.
 
Bu saldırı sonrasında, barış gücüne katkı yapma konusunda Bölge ülkelerinin isteksiz davranabileceği tahmin edilmekte. İstikrarsızlığı devamı ve El Kaide faaliyetlerinin Afrika B bu bölgeye yayılma ihtimaline karşı ABD başta olmak üzere pek çok Batılı ülkenin Somali yönetimine ve komşularına yardım etme konusunda daha cömert davranacağı ihtimal dahilinde.
 
Somali Bu Noktaya Nasıl Geldi?
 
Somali, Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölgede bulunması ve Aden Körfezi’ne komşu Kızıl Deniz’in Hint Okyanusu’na bağlandığı bir konumda yer alması nedeniyle, Ortadoğu ve Doğu Afrika coğrafyasında önemli bir yere sahip. 1960’ta bağımsızlığını kazanan Somali, 1991’de Muhammed Ziyad Barre’nin devrilmesinden sonra bir daha güçlü bir hükümet görememiştir. 1991’den beri ülkede iç savaş ve açlık sürmektedir. 2004 yılında Geçici Federal Hükümet’in ilan edilmesi gibi merkezi otoritenin tesisi yönünde girişimler olsa da, 2006 yılında İslamcı gruplarla(İslam Mahkemeleri Birliği.) Hükümet güçleri arasında yeni bir savaş daha çıkmış, ardından ülke komşu Etiyopya tarafından işgal edilmiştir. 2008 yılında ise, Geçici Federal Hükümeti ve İslam Mahkemeleri Birliği’nin devamı niteliğinde olan Somali’nin Yeniden Kurtuluşu İttifakı arasında, komşu ülke Cibuti’de bir antlaşmaya varılarak, merkezi hükümetin güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım atılmasına karşın, şu an görevde olan Şeyh Şerif Ahmet hükümeti de Başkent Mugadişu’nun belirli bölgeleri dışında ülkenin büyük bir bölümüne hakim durumda değil. Bu durum, iç güvenlik sorununu etkilediği gibi, özellikle son yıllarda artan korsanlık olayları nedeniyle, uluslararası gündemi de belirlemekte. Özellikle Aden körfezinde yaşanan korsanlık olayı ciddi bir sorun olarak bölgeyi ve uluslar arası kamuoyunu ilgilendirmekte. Bölgede 2008 yılında 120 korsanlık olayı kaydedilirken, 35 gemi kaçırılmış ve 600 mürettebat rehin alınmıştır.(2) 2009 yılında ise 100’ün üzerinde korsanlık olayı yaşandı.
 
Somali açıklarında yaşanan korsanlık olayları, deniz ticaretini sekteye uğrattığı gibi, deniz güvenliğini de sorunlu hale getirmekte. Bölgenin, önemli bir su ve petrol yolu üzerinde olduğu düşünülürse, bu durum zaman ve maliyette ciddi anlamda kayıp ve deniz seyahatlerinin sekteye uğraması anlamına gelmektedir. Bu koşullardan en çok denizcilik ve sigorta şirketleri büyük kayıplara uğramakta. Uluslararası Denizcilik Bürosu (International Maritime Board: IMB)’un raporuna göre; 2003 yılında dünyada kayıtlı 445 korsan saldırısının üçte biri Ortadoğu ile Asya’da petrol ve ticaret merkezlerine ulaşımın sağlandığı Malacca Boğazı’nı da içine alan Endonezya sularında gerçekleşmiştir. 1995-1999 yılları arasında meydana gelen ortalama 233 korsanlık vakasına karşın, 2003-2005 yılında meydana gelen ortalama 405 vakanın mevcudiyeti, korsanlık olaylarının gittikçe arttığını göstermektedir. 1992’den bu yana korsan saldırılarında yaklaşık yüzde 40 artış olmuştur.(3)
 
Korsanlık olaylarında yaşanan bu artış karşısında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki moon da devreye girerek, Dünya Gıda Programı’na destek verilmesi ve bölgedeki deniz haydutluğuna karşı mücadelenin güçlendirilmesi amacıyla NATO’dan operasyon talebinden bulunmuştur. Bu bağlamda belirtilmesi gereken, deniz haydutluğunun son yıllarda Somali açıklarında artmasından çok önce de, yabancı deniz güçlerinin bu bölgede varlık göstermiş olduğudur. Örneğin, Bahreyn’de üslenen ABD 5. Filosu, on yıldan fazla bir süre İran Körfezi ve Kızıldeniz bölgesinde devriye görevi yapmıştır. Aynı şekilde, denizde güvenliği sağlamaya yönelik olarak, Cibuti yakınında üslenmiş bulunan batılı ülkelerce oluşturulmuş Combined Task Force da birkaç yıl benzeri görev yapmak üzere bölgede bulunmuştur. Ayrıca, NATO 2007 yılından bu yana, hava ulaştırması desteği vererek Somali’deki Afrika Birliği Misyonu’nu desteklemekte idi. Kısacası, Somali’de güçlü ve istikrarlı bir yönetimin sağlanabilmesi hem bölgesel güvenlik, hem de uluslar arası gemicilik açısından büyük önem arz ediyor.(4)
 
Ayrıca geçtiğimiz Mayıs ayı içersinde de İstanbul’da, BM gözetiminde Somali Konferansı toplanmış ve toplantıya katılan ülkeler Somali’ye teknik ve ekonomik yardım kararı almıştı.
 
(Onur ÖZTÜRK, SDE Asistanı)
 
------------------------------
(2)Emre AKÇADAĞ, Uluslararası Bir Sorun Olarak Deniz Haydutluğu: Somali Örneği,
(3) The Struggle Against Piracy:The Somalia Case and Turkey’s Position, ORSAM, Report:2, March-2009
(4) Jale Nur Ece, “Korsanlık Olayları ve Denizde Güvenlik”, Deniz Haber, 2.11.2008, http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=yazar&id=11
Somali’de Korsanlık - Denizde Terör ve Deniz Ulaştırmasının Güvenliği



AFRİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya