Ukrayna’da var olan bu duruma rağmen Türkiye, Rusya Savunma Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde antlaşma teklifini sürekli gündemde tutarak Moskova’yla antlaşmanın yapılması için çaba göstermiştir. Şubat 2010’ da gerçekleşen Başkanlık seçimlerini kazanan Viktor Yanukoviç yeniden gündeme gelen Savunma İttifakı fikrine olumlu yaklaşmıştır. Kurulması planlanan bu ittifak içerisindeki tek NATO üyesi ülkenin Türkiye olması NATO’nun bu savunma antlaşmasına nasıl yaklaşacağı konusunda şüpheler oluşturmaktadır. Rusya ve Ukrayna’nın uzun süredir NATO ile ortak tatbikatlara katılıyor olması ve gelecek vaat eden ortaklar olarak görülmesi tepkisinin sınırlı olabileceği öngörüsünü sağlamaktadır.
[2]
Peki, Karadeniz’de böyle bir ittifaka neden ihtiyaç duyulmuştur? Her üç ülkenin de yer aldığı ‘Karadeniz İşbirliği Teşkilatı’ sadece Karadeniz’e kıyısı bulunan devletlerin değil aynı zamanda bölgeye yakın ülkelerinde içinde bulunduğu bir ittifak. 1994 yılından itibaren devam eden Karadeniz İşbirliği’nin amacı üye ülkeler arasında ki ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve farklı ekonomik sistemlerin birbirleriyle uyumluluğunun sağlanmasıdır. Var olan bu ekonomik işbirliğini bir adım öteye taşıyabilmek için Karadeniz’de bir savunma ittifakı oluşturma fikri gündeme gelmiştir. İttifak içerisinde yer alan Ukrayna’nın Rusya açısından önemi şüphe götürmez bir gerçektir. Aralarındaki ilişkinin boyutunu şu Rus Atasözüyle tanımlayabiliriz: “Moskova kalbimizdir, St. Petersburg beynimizidir, Kiev anamızdır”
[3]
Sivastopol’deki Rusya’nın Karadeniz Donanması ve iki ülke arasındaki enerji politikaları Ukrayna’yı Rusya açısından vazgeçilemez kılmaktadır. Seçim süreci boyunca Viktor Yanukoviç Rusçayı ikinci resmi dil ilan edeceğini ve Rus Karadeniz Donanması’nın Sivastopol’de kalma süresini uzatacağını söylemiştir. Nitekim Nisan ayının sonlarında Rus donanmasının Ukrayna’da bulunma süresinin 2042 yılına kadar uzatılması konusunda antlaşmaya varılmıştır. Rusya açısından Ukrayna çok önemli bir jeopolitik bir konuma sahipken, Ukrayna açısından jeopolitik ortaklık ve tarihsel bağlar önem taşımaktadır.
Mayıs 2010’daki Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in Türkiye ziyareti ile faaliyete başlayan Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin kurulması ilişkilerin gelişmesine önemli bir katkı sağlamıştır. Zira Rusya benzer bir işbirliğini önceden sadece Almanya ve İtalya ile yapmıştır
[4]. Hayata geçmesi muhtemel Karadeniz Savunma Antlaşması’nın bölgede iki ülke işbirliğini artıracağı düşünülmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin geliştirdiği Füze Kalkanı Projesi’ne kuşkuyla yaklaşan ve karşı çıkan Rusya’nın Karadeniz’de böyle bir savunma ittifakı içerisinde yer almasına Amerika’nın tutumunun nasıl olacağı ise ayrı bir tartışma konusudur.
(Amine YAZICI, SDE Asistan)
[4]Ferit Temur, “Türk- Rus İlişkilerine Kremlin’in Stratejik Yaklaşımı”, Stratejik Düşünce Dergisi, Say.7, s.38.