Son dönemlerde artan terör olayları nedeniyle “Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz” sözlerini ne çok duyar olduk. Siirt’in Pervari ilçesinde çıkan çatışmada, 1’i asker, 3’ü korucu olmak üzere Türkiye bugün yine 4 şehit verdi. Bugünlerde gerek medya organları gerek akademik çevreler, son dönem saldırılarının artış nedenleri üzerinde şehit sayısında olduğu gibi hayli yoğunlaşmış bulunmaktadır. Terör örgütü tarafından yapılan açıklamalar bir yana, çeşitli yorum ve analizler günden güne artmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonları çerçevesinde sınır birliklerine asker ve araç sevkiyatı yapmaktadır. Silopi 172. Zırhlı Tugay Komutanlığı'na ait çok sayıda asker ve araç, Cudi dağında bulunan birliklere sevk edilmiştir.
Kurulduğu 1978 yılı ve ilk eylemini gerçekleştirdiği 1984’den bu yana örgütün çeşitli dönemlerde amaç değişikliğine gittiği ve farklı saldırı taktikleri uyguladığı bilinmektedir.1999-2004 döneminde örgütün militanlarını önemli ölçüde sınırların ötesine kaydırması söz konusu olmuş ve eylemler en alt seviyede tutulmuştu. 2004 yılından sonra ise eylemler tekrar başladı. Tasfiye ve çözüm dönemi olarak da nitelendirilen bu son dönemde kanlı terör örgütü PKK’nın her zaman var olan ama son dönemde daha da ön planda olan siyasi mücadelesini görmekteyiz.
Öcalan’ın 14 Mayıs 2010’da medyada yer alan söylemleri şu şekildedir: “Ben dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım. Bundan sonra bunu yapmayacağım. Ben 31 Mayıs’a kadar bekleyeceğim. Bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiç bir şeye karışmayacağım. Kim, ne yapacaksa, kendi kararlarıdır.” Öcalan, ayrıca kendisine gerekli ortam sağlanırsa bir hafta içinde silahları susturabileceğini ileri sürmüş, PKK içindeki bazı grupların devletin bazı unsurlarıyla ortak hareket ettiğini ve örgüt içinde bir çete anlayışı geliştiği endişesini dile getirmesine rağmen silahlar hiç susmamıştı.
Diğer taraftan, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetiminin Başbakanı Berham Salih, bölgeden komşu ülkelerin güvenliğini bozmaya yönelik hiçbir faaliyeti kabul etmeyeceklerini söyledi. Türkiye'deki demokratik açılumları büyük bir fırsat olarak gördükleri kaydeden Berham Salih, açılımlardan faydalanması gerektiğini
belirtti.
Türk şirketlerinin Irak'ın hem kuzeyinde hem de genelinde kalkınmaya yardımcı olduğu çoğu kez Iraklı yöneticiler tarafından vurgulanmıştır. Terör örgütü PKK'nın saldırılarına devam etmesi durumunda Türkiye ile bölge arasındaki ticaretin ne yönde etkileneceğinin sorulması üzerine Salih, güvenlik sorunlarının her zaman ticarete olumsuz yansıdığını belirtmiştir. Bölgeden komşu ülkelerin güvenliğine zarar verecek hiçbir faaliyeti kabul etmeyeceklerini vurgulayan Salih, komşu ülkelerin iç işlerine karışmak istemediğini, onların da kendilerinin işlerine karışılmasının istenmediğini ve aynı zamanda bölge topraklarından komşu ülkelere saldırmasını kabul etmediklerini tekrar tekrar
vurgulamıştır.
Terör örgütü tarafında ise ardı ardına yapılan ateşkes çağrılarının Hükümet tarafından doğru değerlendirilemediği söylemleri hâkim. Çözüm için her iki tarafında çaba harcadığı varsayılsa bile, PKK silahlı mücadelesine devam ettiği sürece, somut bir çözüme ulaşmak, bir hayal ürünü olmaktan öteye gidemiyor.
Sonuç olarak, siyasi söylemlerin daha çok prim yaptığı PKK çevrelerinin, çatışma ortamı sürdüğü takdirde, bir sonuç elde edemeyeceklerinin bilincine varmaları gerektir. Bağımsız bir devletin muhatabı hiçbir şekilde bir terör örgütü lideri olamaz, olmamalıdır. Silahlı mücadele sona erdiği takdirde, gerçek Kürt halkını temsil edenlerle oturulan bir masada yapılan anlaşma çok daha anlamlı ve kalıcı olacaktır.
(Özlem Pınar ORAN, SDE Asistanı)