Geçen hafta BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından hazırlanan Dünya Uyuşturucu Raporu açıklandı. Rapor uyuşturucu üretimi, kaçakçılığı ve kullanımı hakkında küresel durum tespiti yapması ve yeni trendleri ortaya koyması bakımından önemli. Rapor1, UNODC İcra Direktörü İtalyan Antonio Maria Costa tarafından, ABD Ulusal Uyuşturucu Kontrol Politika Direktörü ile Rusya Federal Uyuşturucu Kontrol Servisi Müdürü’nün hazır bulunduğu bir basın toplantısında kamuoyuna duyuruldu.
Afganistan kaynaklı eroin sorunundan artan oranda etkilendiği bu dönemde Rusya’nın, Dünya Uyuşturucu Raporunun arkasında durması, soruna çözüm bulma çabalarına üst düzeyde devam edeceği mesajını vermektedir. Bilindiği gibi Rusya Federasyonu Afganistan’da üretilen daha sonra Kuzey Rotası üzerinden (Orta Asya ülkeleri) ülkesine ulaşan 70-80 ton civarında eroinden son derece muzdariptir. Ülkesinde genç nüfus arasında hızla artan eroin bağımlılığı ülkenin ulusal güvenlik meseleleri arasına çoktan girmiş durumdadır. ABD’nin Afganistan’da uyuşturucuya karşı harekete geçmemesi ise Rusya’da tepkiyle karşılanmaktadır.
Uyuşturucu sorunu, kullanım boyutuyla insanlığın bir trajedisi iken, üretim ve kaçakçılık boyutlarıyla uluslararası suç örgütlerinin, karapara cennetlerinin, yolsuzluğun, terör örgütlerinin ve bazı ülkelerin gizli servislerinin finansman kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Raporda geçen önemli tespitlere kısaca değinecek olursak;
Dünya genelinde amfetamin türü uyuşturucu maddelerin ve reçeteye tabii ilaçların suiistimalinde artış görülmektedir. Küresel olarak 35-40 milyona ulaşan amfetamin türü uyuşturucu kullananların sayısı afyon türevi ve kokain kullananların sayısını geçmiş durumdadır.
Amfetamin türü uyuşturucu pazarının izlenmesi ve kontrolü diğer klasik uyuşturuculara göre çok daha zordur. Zira üretimi, kullanıcı pazarına yakın yerlerde yapılmaktadır. 2008 yılında bir önceki yıla oranla yasadışı üretim laboratuarlarının sayısı dünya genelinde yüzde 20 oranında artmıştır. Ayrıca, üretiminde kullanılan kimyasal maddelerin çoğu yasal olarak piyasada kolayca bulunulabilmesi de bu tür uyuşturucu maddelerin kontrolünü daha da zorlaştırmaktadır.
Eroinin ürün bitkisi olan haşhaşın Afganistan’da ve kokain ürün bitkisi olan kokanın Latin Amerika’da üretim miktarları azalmaktadır. Ancak bu azalış yanıltıcı olmamalıdır. Zira, düşen bu rakamlar, yıllık kullanım için gerekli olan toplam miktarların hala üstündedir. BM’nin tahminlerine göre, dünyanın 2.5 yıllık yasadışı afyon ihtiyacına yetecek kadar (12000 ton) miktarda afyon Afganistan’da depolanmış durumdadır.
Eroin yakalama oranlarına bakacak olursak yüzde 23’le İran ilk sırada yer alırken, Türkiye dünya genelinde ele geçirilen eroinin yüzde 16’sını yakalayarak İran’ın ardından ikinci sıradadır. Bu miktar tüm Avrupa’nın ele geçirdiği miktarın bir buçuk katıdır. ABD (yüzde 9) ve Çin (yüzde 8) sırasıyla üçüncü ve dördüncüdür. Yıllık ortalama 20-25 ton eroin ele geçiren Pakistan’da ise son dönemdeki yakalama miktarında (9-10 ton eroin) ciddi bir düşüş görülmektedir.
Türkiye’nin de üzerinde yer aldığı klasik Balkan Rotası’na ek olarak Kuzey Balkan Rotası ortaya çıkmıştır. Bu Rota, İran’dan kuzeye geçerek Kafkasya’dan Balkanlara ulaşmaktadır. Tahminlere göre her yıl 9-10 ton eroin bu rota üzerinden taşınmaktadır.
Kokain ve eroinin sokak satış fiyatları düşmeye devam etmektedir. Kokainin satış fiyatı son yirmi yılda yüzde 75 oranında düşmüştür. Bu durum uyuşturucu tacirlerinin potansiyel müşteri kitlesini oldukça genişletmiştir. Son on beş yılda Avrupa’daki kokain kullanıcı sayısı iki kat artarak 2 milyondan 4 milyona ulaşmıştır.
Avrupa kokain pazarının büyümesi yeni kaçakçılık rotalarının doğmasına sebebiyet vermiştir. Venezüella, Latin Amerika’dan gemilerle Avrupa’ya sevk edilen kokainin aktarma noktası olarak ön plana çıkmıştır. Öte yandan, merkezi otoritenin olmadığı ya da zayıf olduğu Batı Afrika, kokain kaçakçılığında ara durak olarak sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Batı Afrika’da zaten zayıf olan güvenlik ve istikrar, bu bölgede uyuşturucu piyasasının oluşmasıyla derinden sarsılmaktadır. Diğer taraftan Batı Afrika’da kokain kullanımında da ciddi artışlar görülmektedir.
Avrupa’da 2006’dan itibaren düşeşe geçen ecstacy kullanımının Asya’nın bazı kesimlerinde ve Kuzey Amerika’da yükselişe geçtiği gözlenmektedir.
Esrar ise en çok suiistimal edilen uyuşturucu madde olmaya devam etmektedir. Neredeyse her ülkede yetiştirilebilen esrar, bir yılda ortalama 130-190 milyon kişi tarafından kullanılmıştır. 2009 verilerine göre, Afganistan yasadışı afyon üretiminin yanında, reçine esrar üretiminde de dünya liderliğine yükselmiş durumdadır. Afganistan sadece üretimde değil bunun doğal bir sonucu olan kullanım probleminin de yüksek düzeyde hissedildiği ülkelerin başında gelmektedir. Ülkede yarım milyona yakın kişi afyon türevi uyuşturucu maddeleri suiistimal etmektedir.
Uyuşturucu bağımlıları gelişmiş ülkelerde yeterli tedavi olanaklarına sahipken, gelişmekte olan ülkelerde bu imkânlardan ekseriyetle mahrumlardır. Geçen yıl dünya genelinde, ihtiyacı olduğu halde 5 uyuşturucu bağımlısından sadece birisi tedavi görebilmiştir. Bunun bir sebebi de, Batı’da uyuşturucu bağımlısı, hasta gözüyle bakılarak tolere edebildiği halde, gelişmekte olan ülkelerde bu kişilere, hastadan ziyade ‘uzak durulması gereken zararlı varlıklar’ gözüyle bakılmasıdır.