Cenevre Toplantısı ve İran'dan Beklentiler
İran'ın nükleer faaliyeti ile ilgili olarak 1 Ekim'de Cenevre'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi (ABD, Rusya,Çin, Fransa ve İngiltere) ve Almanya'nın oluşturduğu 5+1 ülkeleriyle başlayacak olan toplantısı sonucunda İran'la alakalı olarak nasıl bir karar çıkacağı uluslararası kamuoyu tarafından merak edilmektedir. Amerikan Başkanı Barack Obama'nın yaptığı açıklamada İran'ın nükleer faaliyeti konusunda geri adım atmaması durumunda, bu ülkeye karşı askeri müdahale olasılığının masada olduğunu ifade etmesi, Tahran yönetiminin daha ılımlı bir söylem benimsemesine yol açmıştır. Bu nedenle 1 Ekim'de yapılacak olan toplantının gerek İran açısından, gerek 5+1 ülkeleri açısından kritik bir toplantı olacağı söylenebilir. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Said Celili, 5 + 1 ülkeleriyle yarınki müzakere için Cenevre'ye hareketinden önce yaptığı açıklamada, Batı ile yapılacak müzakerelere olumlu bir bakış açısı ve iyi niyetle başlayacaklarını, İran'ın tüm imkanlarıyla uluslararası toplumun ortak endişelerini giderecek ortamı hazırlayabileceğini belirtti. Celili, en son 19 Temmuz 2008'de Cenevre'de AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve 5 +1 ülkelerinin temsilcileriyle bir araya gelmişti. (Tıkla-1)
Bu arada İran'ın, Cenevre'de nükleer müzakerelerin başlamasından önce ABD yönetimine "kayıp dağcı jesti" yaptı. İran, bir ay önce Kuzey Irak'tan İran'a geçtikleri gerekçesiyle sınır bölgesinde gözaltına alınan Amerikalı dağcıların, İsviçre Büyükelçiliği yetkilileriyle görüşmelerine izin verileceğini açıklaması da ortamı yumuşatmaya yönelik bir atılım olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, İran'ın Cenevre toplantısında da nükleer faaliyeti konusunda olumlu bir adım atmaması durumunda İran'a karşı yeni yaptırımların gündeme gelmesi beklenebilir. Ancak toplantıda İran'a karşı yaptırım uygulanması konusunda Çin'in "veto" hakkını kullanacağı düşünülmektedir. Ancak İran'ın, Cenevre toplantısından sonra da, uluslararası kamuoyunun dile getirdiği kaygılara karşılık nükleer faaliyetleri barışçıl amaçlarla gerçekleştirdiğini ileri sürerek zaman kazanmayı düşündürmesi kuvvetle olası görünmektedir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 30.09.2009)