Bir örgüt ABD Dışişleri Bakanı’nın kararıyla bu listeye alındıktan sonra, ülke içinde ya da bir ABD vatandaşı tarafından dünyanın herhangi bir yerinde bu örgüte maddi yardımda bulunulması yasaklanmakta ve örgütün ABD’deki mal varlığına el konulmaktadır.
Obama Yönetimi terörle mücadelenin önemli bir ayağı olarak gördükleri yasanın 11 Eylül 2001’den sonra 150 defa uygulandığını ve bugüne kadar 75 mahkûmiyet verildiğini açıklamıştır.
Yüksek Mahkeme’nin 3’e karşı 6 oyla verdiği bu kararın yerel mahkemelerde süren kısmının 12 yıllık geçmişi vardır. 2 ABD vatandaşı ile İnsani Hukuk Projesi (the Humanitarian Law Project) adlı bir sivil toplum örgütü, PKK’nın ve Sri Lanka kökenli Tamil Kaplanları’nın yasal ve şiddet içermeyen faaliyetlerini desteklemek istemişlerdir.
Bu sivil toplum örgütü, PKK üyelerine BM’ye ve diğer uluslararası kuruluşlara yardım amaçlı nasıl başvurabileceklerini ve barış müzakerelerinde nasıl bir politika izleyecekleri yönünde eğitimler vermiş, ancak 1997’de ABD’nin PKK’yı yabancı terör örgütü listesine almasının ardından cezai takibat endişesiyle bu faaliyetlerine ara vermiştir. Bununla birlikte, İnsani Hukuk Projesi örgütünün başkanı olan emekli hâkim Ralph Fertig, 1998 yılında yerel mahkemeye başvurarak yasanın ABD Anayasasına aykırı olduğu iddiasını mahkemeye taşımıştır.
İddiaları; amaçlarının PKK’nın şiddet içermeyen faaliyetlerine eğitim, uzman tavsiyesi gibi yollarla yardım etmekten ibaret olduğu, Anayasada güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, terörle mücadele amacıyla bu şekilde sınırlandırılmasının meşru olamayacağıdır. İddialarının arasında kanunda geçen ‘maddi yardım’ tabirinin belirsiz olduğu; neyi kapsayıp neyi kapsamadığının anlaşılmadığı da vardı.
Bu şekilde başlayan yargı süreci geçen hafta ABD Yüksek Mahkemenin nihai kararıyla davacıların istemediği şekilde son bulmuştur. Mahkemenin gerekçelendirerek vermiş olduğu karara kısaca göz atmakta yarar vardır. Bu dava aynı zamanda PKK’nın hareket alanını uluslararası ölçekte geliştirmek için nasıl bir strateji izlediğini gözler önüne sermektedir.
Kararın gerekçesinde mahkeme şu tespitlerde bulunmaktadır
[1];
Kongre bu yasayla terör faaliyetlerine karışan yabancı örgütlere maddi yardım ve kaynakların sağlanmasını yasaklamaktadır. Bu yasağın temelindeki düşünce şudur; belirli bir örgüt, işlediği suçlarla o kadar kusurludur ki, buna yapılacak herhangi bir yardım, daha başka suçların işlemesine yardımcı olmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Davalıların iddia etiği gibi bu örgütlerin sadece yasal ve şiddet içermeyen faaliyetlerine yardımcı olmak iddiası, bu çerçevede gerçekçi ve inandırıcı bir yaklaşım olmayacaktır. Bu durum aslında şuna benzemektedir; sana şu kadar para ve şu özel bilgiler ama sakın şiddet eylemleri için ve varlığını devam ettirmek için bunları kullanma!
Zira, terör örgütleri sosyal, politik ve terörist operasyonları arasında organizasyonel duvarlar inşa etmemektedir. Ya da saldırıları gerçekleştirmek için kullandıkları maddi kaynaklar ile yasal faaliyetler için harcadıkları maddi kaynaklar arasında bir ayrım söz konusu değildir.
Herhangi bir teşekkül, yabancı ise, terörist faaliyetlerine karışmış ve ABD vatandaşları ile ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit ediyor ise Dışişleri Bakanı’nın kararıyla yabancı terör örgütü olarak ilan edilmektedir. Ulusal güvenlik kavramının unsurları, ulusal savunma, dış ilişkiler ya da ABD’nin ekonomik çıkarlarıdır. Yabancı terör örgütlerine herhangi bir maddi yardımın sağlanması, ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerine de zarar vereceği ortadadır.
PKK Türkiye’nin Güneydoğusunda bağımsız bir Kürt devleti kurmak amacıyla 1974 yılında kurulmuştur. ABD’nin yabancı terör örgütleri listesine de 1997 yılında dâhil edilmiştir.
PKK’ya uluslararası kuruluşlara yardım için nasıl başvuracağını öğretmek, PKK’ya saldırılarında kullanacağı finansmanı elde etmesine yardımcı olmak anlamına gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, tehlikesiz ya da yasal görünen amaçlar için sağlanan maddi yardımlar bile terörist gruba başka şekilde fayda sağlayacaktır. Özellikle yasal alan, bu tür terör örgütleri için hayati öneme sahiptir. Bu alanı kullanarak örgüt, yeni üyeler kazanmakta, finansman sağlamakta, teröristlere ya da onların ailelerine maddi destekte bulunmaktadır.
Bu olayda, PKK’ya sunulmak istenen bilgi, genel bir bilgi değil, belirli konularda uzmanlık gerektiren bilgi, tavsiye ve yardımdır. İfade özgürlüğü kapsamında herkes düşüncelerini açıklamakta özgürdür. Ancak bu olayda, düşünce açıklamaktan ziyade terör örgütüne yarar sağlayacak uzmanlık gerektiren bilginin o örgüte bilerek verilmesi söz konusudur. Dolayısıyla, ifade özgürlüğünü zedeleyen herhangi bir durum söz konusu değildir.
Çoğunluğun kararına karşı çıkan hâkimler ise, ABD Anayasasında tanınan ifade özgürlüğünün çok ciddi bir sorun olan uluslararası terörizmde dahi otomatik olarak yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Bu karar bir terör grubuna ne adla olursa olsun yapılacak herhangi bir yardım bu örgütün terör faaliyetlerini desteklemek olacağını açıkça söylemektedir. Bazı Avrupa ülkelerinde örgütlenme, bağış toplama, dergi-yayın çıkartma, propaganda yapma gibi yollarla yasal alanı sonuna kadar suiistimal eden PKK’ya ve yol gösterme, akıl ve taktik verme anlamında PKK’nın yanında saf tutanlara karşı Avrupa mahkemelerinin ve bazı siyasilerinin gösterdiği hoşgörünün altındaki temel gerekçe, ABD Anayasa Mahkemesi’nin karşı oylarında gizlidir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)