ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Asya - PasifikGeri Dön «

Afganistan’daki Savaşı Kazanmak Mümkün mü?

24.06.2010 16:57:51

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

General Stanley McChrystal hakkında Rolling Stone Dergisi’nde yer alan yazıda, McChrystal’in Başkan Barack Obama hakkında "hayal kırıklığı" hissettiğini ve yardımcısı generallerin Başkan Yardımcısı Joe Biden'le alay ettiği ifade edilmişti. Bu yazıdan sonra McChyrstal acil olarak Washington'a çağrıldı ve Obama ile yarım saatlik bir görüşme yaptı. Obama görüşmenin ardından, McChrystal'in açıklamasını yanlış bulduklarını söyleyerek onu başarısız bir komutan olarak tanımladı ve istifasını kabul etti.

 
Afganistan’ın stratejik ve coğrafi konumuna bakıldığında, eski ve yeni imparatorlar için  (Batıdan gelen için Orta Asya ve Doğudan gelen imparatorlar için de Hindistan ve sıcak sulara ulaşma kapısı) büyük önem arz etmektedir. Afganistan’ın stratejik önemini farkına varılması Büyük İskender’le birlikte başlamış, yakın dönemlere gelindiğinde İngilizler 1839-1919’da ve Sovyetler de 1979-1989’daki işgali gibi Afganistan’ı elde tutma ve yukarıda sözü geçen hedefe ulaşmak için girişimlerde bulunmuştur. Ancak Afganistan tarihine bakıldığında, bu ülkeye giren imparatorların hiçbiri hedeflerine ulaşamamakla birlikte imparatorlukları da Afganistan’a girdikten sonra sona ermiştir. İngiliz İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği, bu tespiti doğrulayan en açık örnekleri oluşturmaktadır.
 
1991’de Sovyetler Birliği dağılınca, Orta Asya ülkelerinde büyük bir güç boşluğu oluşmuştu. Dünyadaki iki kutuplu sistem sona ermişti. Dünyada tek kutup olarak kalan ve Soğuk Savaş’ın ‘fatihi’ olan ABD, Orta Asya’daki boşluğu fazla zaman kaybetmeden doldurmak istedi. Ancak ABD, Orta Asya’ya giren kapıyı (Afganistan) İngiliz ve Sovyetler Birliği gibi tüm faktörleri düşünmeyerek, doğru hesaplayamadı. Tarihten ders alamadığı gibi en yakın ve güçlü müttefiki olan İngilizlerden de ders ve ibret alamayan ABD, 11 Eylül 2001 olaylarını bahane etmiş, ABD eski Başkanı George Bush’un yaptığı açıklamasında da görüldüğü gibi, “Terörizme karşı Haçlı Seferi’nin başlayacağını” ifade ederek kendi halkına ve özellikle Hıristiyan dünyasına; Müslümanlara karşı bir savaş çağırısında bulundu. Tıpkı Papa II. Urban, 25 Kasım 1095 günü Clermont Konsili'nde Filistin’i ele geçirmek için "Kutsal Toprakları Müslümanlardan kurtarmak" çağrısı yaptı. Bu çağrıdan sonra, Batılılar, tüm Hıristiyanları bir araya getirmek için ‘Haçlı Seferi’ fikrinin en cazip yol olabileceğini düşünmüştür. Ancak Haçlı Seferi, Hıristiyanları bir araya getirmekle birlikte asırlardır uykuya dalmış ve İslam kimliğini unutmuş Müslümanları da bu tatlı uykudan uyandırabileceğinin endişesine kapılmışlardır. Bu yüzden Haçlı Seferi yerinde Afganistan’a yapılacak harekatı ‘Sonsuz Adalet’ olarak isimlendirdiler. Harekât başlamadan önce ABD medyası, 11 Eylül saldırılarını izleyen süreçte şiddete karşılık vermekten ve öç almaktan bahsetmiştir. Gerçekten de Bush’un, Haçlı Seferi fikrini bu kadar net biçimde ifade ettikten sonra da, 2001’de Afganistan’ı ve 2003’te Irak’ı işgal ettiği zaman, hemen hemen bütün Hıristiyan dünyasını birleştirdi. Yine de Müslümanlar maalesef uykusundan uyanamadı.
 
ABD ve diğer Batılılar sözü geçen sloganlarla dünyayı uyutmayı başardığı andan sonraki süreçte, Afganistan’da savaşın kazanılıp, bölgede hakimiyetlerini sağlamak olarak hesaplamıştı. Ancak kendisinden öncekilerin (İngiltere ve Sovyetler Birliği) Afganistan’da yapmış olduğu hesapların tutmadığını dikkate almamıştı. ABD ve müttefikleri şu an100 bin’i aşan askerle tüm Afganistan’ı kontrol altına almayı becerememiştir. Afganistan’ın işgalinden 9 sene sonra ABD başta olmak üzere bütün müttefikler de bu ülkeden nasıl çıkacaklarının hesabını yapmaktadır.
 
Örneğin, 21 Şubat 2010’da Afganistan’daki Hollanda askerlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlık, Hollanda’daki koalisyon hükümetinin sonunu getirdi.
 
Kanada Başbakanı Stephen Harper, Ottawa’da görüştüğü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a, Washington’ın aksi yöndeki umuduna rağmen, Kanada askerlerinin Afganistan’dan 2011’de ayrılacağını bildirdi. Kanada televizyonunu ziyaret eden Clinton, ABD’nin Kanada askerlerinin 2011’den sonra da Afganistan’da kalmasını istediğini ve askerlerin muharebe gücü görevi yerine eğitim ya da lojistik destek rolü de üstlenebileceğini söyledi. Ancak Kanada Dışişleri Bakanı Lawrence Cannon da Clinton’ın açıklamalarından sonra düzenlediği basın toplantısında, Afganistan’da 2011 sonrasında herhangi biçimde askeri bir misyon üstlenmeyeceklerini söyledi. Cannon ayrıca, bu konunun Washington ile Ottawa arasında herhangi bir gerilime yol açacağını düşünmediğini ifade etti.
 
İspanya Savunma Bakanı Carmen Chacon, İspanyol askerlerin Afganistan’dan daha önce belirlenmiş 2011 sonbaharın çıkacağını ve bu tarih herhangi bir nedenle değişmeyeceğinin altına çizmiştir.
 
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, 17 Eylül 2009’da Afganistan'ın başkenti Kabil'de düzenlenen bombalı saldırıda 6 İtalyan askerin ölmesi üzerine mümkün olan en kısa zamanda bu ülkeden çekilmek istediklerini, fakat tek yanlı hareket etmeyeceklerini belirtti. İtalyan Savunma Bakanı Ignazio la Russa’nın son açıklara göre, İtalya askeri 2013’a kadar Afganistan’dan çıkacak.
 
Polonya Başbakan Donald Tusk da, NATO'nun Kasım ayındaki zirve toplantısında, Polonya askerlerinin çekilmesi için bir takvim hazırlanmasını isteyeceklerini söylemişti. Polonya Savunma Bakanı Bogdan Klich Afganistan’dan askerlerini 2013 sonuna kadar çekmeyi istediklerini söyledi.
 
Avustralya Savunma Bakanı John Faulkner, 2010’daki açıklamasında, Afganistan’dan 3 sene içerisinde üstlendiği sorumluluğu Afgan güçlerine devredebilse, verilen tarihten daha da önce bu ülkeden askerlerini çekeceğini açıkladı.  
 
NATO’nun komutanı ve Afganistan’daki operasyonun da lideri olan ABD, Temmuz 2011’de askerlerini Afganistan’dan çekmeyi planlıyor. Her ne kadar ABD Savunma BakanıRobert Gates veDavid Petraus gibi ABD yetkililer Afganistan’dan daha önce belirleyen tarihi uzatmasını istese de, Beyaz Saray’daki yetkililer bir kez daha üstüne basarak, ABD askerlerini Temmuz 2011’de Afganistan’dan çekilmeye başlayacağını açıkladı. ABD’nin Afganistan konusunda daha önce parlamentosundaki fikir ayrılığı şimdi sivil ve asker fikir ayrılığına dönüşmüştür.
 
Afganistan’da bulunan ABD ve NATO askerlerinin komutanı Orgeneral Stanley McChrystal hakkında Rolling Stone Dergisi’nde yer alan yazıda, McChrystal’in ABD’nin Kabil Büyükelçisi Karl Eikenberry tarafından ihanete uğradığını, Başkan Barack Obama hakkında da "hayal kırıklığı" hissettiğini ve yardımcısı generallerin Başkan Yardımcısı Joe Biden'le alay ettiği ifade edilmişti. Sözü geçen yazıda McChrystal, Obama yönetiminin önemli isimleriyle yaşadığı sorunları ve emrindeki askerleri bile kendi stratejisinin savaşı kazandıracağına ikna edemediğini itiraf etmişti.
 
Bu yazıdan hemen sonra McChyrstal acil olarak Washington'a çağrıldı. Obama McChrystal ile Beyaz Saray'da yarım saatlik bir görüşme yaptı. Obama görüşmenin ardından, Washington'un Afganistan politikasında bir değişiklik olmadığını, General McChrystal'in açıklamasını yanlış bulduklarını söyleyerek onu başarısız bir komutan olarak adlandırıp, istifasını kabul etti. Afganistan'daki kuvvetlerin komutanlığına Amerika Merkez Kuvvetler Komutanı General Petraus getirildi. Amerikan Başkanı Obama, Washington'un Afganistan politikasında bir değişiklik olmadığını açıkladı. Obama, Afganistan savaşının kazanılması için birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu ve savaşı idare eden birimler arasında görüş ayrılığına izin veremeyeceğini kaydetti.
 
Bu değişiklikten sonra, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, NATO'nun Afganistan'daki stratejisinin aynı kaldığını belirtti.
 
Sonuç olarak yukarıda ki açıklamalarla birlikte, Afganistan’ın İçişleri Bakanlığı, “Afganistan’ın 364 ilçesinden ancak 9 ilçesi güvenlidir” diyerek bu ülkedeki savaşın nereye varacağını ve sonucunu açıklamıştır. Bununla birlikte Afganistan’da asker bulunduran ülkelerin ekonomik krizle karşı karşıya oldukları ve kamu baskıları daha ne kadar dayanabileceklerini düşünülse de, bu ülkelerin daha fazla Afganistan’da asker bulundurmayacaklarını da tahmin etmek güç değildir. ABD ve Batılılar Afganistan’dan feci bir şekilde çıkarılmak istemezse, bu ülke de başlayan barış sürecine şartsız ve kayıtsız bir biçimde desteklemeli ve açıkladığı tarihlerde usul usul çıkmalıdırlar.    
 
(Khalilullah RASULİ, SDE Afganistan Uzmanı)



ASYA - PASİFİK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya