Sudan Konferansı ve Rusya
Geride kalan iki gün boyunca Rusya’nın başkenti Moskova’da Sudan konferansı toplandı. İki ana sorun olarak Güney Sudan ve Darfur konularının ele alındığı toplantıya Rusya Özel Temsilcisinin yanı sıra Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Arap Ligi, Avrupa Birliği, İngiltere, Fransa, Çin ve ABD’li temsilciler de katıldı. Toplantının ana gündem maddelerinden birini ise 2005 yılında imzalanan Kapsamlı Barış Anlaşması’nın (CPA) uygulanması oluşturmuştur. (Tıkla-1) Toplantılar sonunda yapılan açıklamada katılımcıların ve tarafların çözüm konusunda bir ilerleme kaydettiği, ancak kimi sorunların halen çözüm beklediği ifade edilmiştir.
Bilindiği gibi Güney Sudan ve Darfur sorunları, mevcut Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in iktidarda bulunduğu yirmi yıllık bir süre içinde çözüme kavuşmamıştır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere konuyla ilgili pek çok devlet ve uluslararası örgüt şimdiye kadar çözüm arayışı amacıyla konuya müdahil olmuştur. Sözkonusu konferans da Sudan sorununun çözümünde olduğu kadar Rusya’nın Afrika politikalarının seyri bakımından da önem taşımaktadır. (Tıkla-2) Rusya, Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra uzun bir süre Afrika kıtasından uzak kalmış ve burayı stratejik öncelikleri arasına almamıştır. Ancak eski Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte dünyadaki pek çok bölge ve soruna olduğu gibi Afrika meselelerine de Rus ilgisi artmaya başlamıştır. Rusya’nın kıtayla ilgili önceliğini enerji konusu teşkil etmektedir. Sudan ise Rusya’nın, Afrika’dan ithal ettiği petrolde en önemli partneri durumundadır. Dolayısıyla Rusya, Sudan sorunu gündeme geldiğinde konuya özel bir dikkat sarfetmektedir. Bu ülke Afrika ile ilişkilerinde bir köprü başı olan Sudan sorununa yönelik gerçekleştirilen diplomatik girişimlere aktif olarak katılmaktadır.
Diğer yandan, uluslararası kamuoyu nezdinde insan hakları sicili olumsuz olan el-Beşir yönetimi, Birleşmiş Milletler ve Batı ile ilişkilerinde sorun yaşarken Rusya’dan destek görmektedir. Rusya, Afrika ülkeleriyle ve özellikle Sudan ile olan ilişkileri sözkonusu olduğunda insan hakları ve demokrasi kriterlerini işletmekte isteksiz görünmektedir. Bu yönüyle Rus-Afrika ilişkileri çıkar temelinde seyreden ve idealist prensiplerden uzak bir ilişki biçimidir, denilebilir. Sayılan bu sebepler dolayısıyla, konferansın toplanma gerekçesini oluşturan Sudan sorununda eğer bir çözüme ulaşılacaksa bu, Rusya’nın yeniden oluşmaya başlayan Afrika vizyonunun dışında bir çözüm olmayacaktır.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 8 Ekim 2009)