Renkli Devrim sonrasında Gürcistan lideri Mihail Saakaşvili toprak bütünlüğünü zedeleyecek olan Abhazya ve Güney Osetya ayaklanmalarına karşı önemli tedbirler almıştır. Görüleceği üzere bu bağımsızlık hareketlerinin birbirlerine olan benzerlikleri ortak tarihi ve coğrafi birlikteliklerinden kaynaklanmaktadır. Bugün Rus yapımı haritalarda Gürcistan’dan ayrı olarak gösterilen Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlık talepleri uzun bir geçmişe dayanmaktadır.
2008 Savaşıyla Gündeme Giren Güney Osetya
Sovyetler Birliği’nin Gürcistan’a hakim olmasından sonra Güney Osetya’ya 1922 yılında Gürcistan’a bağlı özerk bölge statüsü verilmiştir. Bölgenin diğer bölümü olan Kuzey Osetya ise 1925 yılında özerk bölge olarak Rusya’ya bağlanmıştır. 1980’lerin sonlarında bölgede esen bağımsızlık rüzgarlarından etkilenen Güney Osetya 1990 yılında Demokratik Güney Osetya Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Bu ilana, bölgenin özerklik statüsünü kaldırarak cevap veren Gürcistan’ın 1991’de bölgenin başkenti Şinvali’ye askeri müdahalede bulunmasıyla Rus ve Oset barış grupları ateşkes talep etmişlerdir. Onbinlerce insanın yurtlarını terkettiği olaylar sonrasında Gürcü lider Eduard Şevardnadze ve Rusya lideri Boris Yeltsin bir araya gelerek ateşkes ilan etmişlerdir. 1995’te Gürcistan’da yapılan anayasa değişikliği sürecinde bu konuya yönelik daha hassas tavırlar sergilenmiş ve bölgeye ilişkin yapıcı tanımlamalar kullanılmıştır. 1996 yılında Güney Osetya’da gerçekleştirilen seçimler sonucunda Cumhurbaşkanı olan Ludvig Cibirov, Gürcistan’a karşı yumuşak siyaset izlemiş ancak ihmal edilen veya uzatılan görüşmelerden dolayı Güney Osetya’nın konumu ile ilgili herhangi bir netlik kazanılamamıştır. Renkli Devrim sonrası yeni Gürcü lider Mihail Saakaşvili’nin yaklaşımları sorunu tamamen çözmeye ve ülke bütünlüğünü sağlamaya yönelik olmuştur. Aynı dönemde iş başına gelen Güney Osetya’nın yeni lideri Edvard Kokoev Güney Osetya’ya ait bazı önemli kıstasları açıklayarak radikal çözüm önerilerinde bulunmuştur. Kokoev’e göre:
- Güney Osetya Rusya aracılığı ile Kuzey Osetya’ya bağlanmalı,
- Gürcistan en baştan beri sürdürdüğü diktatör tavırlarından vazgeçmeli,
- Halkın gerçek isteğini yansıtan referandumlar dikkate alınmalı,
- Dünya Gürcistan’ın Güney Osetya’ya uyguladığı katliamları tanımalıdır.
Yeni liderin sert yaklaşımları karşısında itidalli davranan Saakaşvili aynı yılın sonunda yeni planların oluşturulacağını ve konuyla ilgili yeni düzenlemelere gidileceğini belirtmiş ancak sunulan maddeler karşı tarafı ikna etmemiştir. Aynen Abhazya’da olduğu gibi iki amaç taşıyan Güney Osetya, tam bağımsızlık veya Kuzey Osetya’ya bağlanma isteğini sürdürmüştür. AGİT ve Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere etkin devletlerin girişimlerinin de en baştan beri sonuçsuz kaldığı Güney Osetya’da şimdiye dek gerçekleştirilen bağımsızlık referandumlarında halkın yüzde doksan oranında “evet” oyu kullanması da meselenin çözümü için etkin nitelik taşımamıştır. Bu konunun belirli çevrelerce dile getirilmesi de çözümsüzlük dışında herhangi bir özellik taşımamaktadır. Kendi kaderini tayin etme hakkının bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği Kafkasya’da bu söylemlerin gündem doldurmaktan başka özelliği olmamıştır.
Güney Osetya liderinin zaman zaman Rusya’dan destek beklemesi ve sert açıklamalarda bulunması ve Gürcü tarafının da aynı şekilde karşılık vermesi iki taraf arasında gerilen ilişkilerin bir noktada patlamasına sebep olmuştur. Ağustos 2008’de Gürcistan’ın bölgeye askeri müdahalede bulunmasıyla birlikte kısa sürede bir Rusya-Gürcistan savaşı meydana gelmiştir. Pek çok insanın hayatını kaybettiği bu savaşta bölge denklemleri değişmiş, savaş sonrasında Rusya en baştan beri ayrılıkçı mücadeleyi sürdüren Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımıştır. Abhazya’da olduğu gibi bu tanıma girişimi farklı devletlerin de aynı doğrultuda hareket etmesini beraberinde getirerek sorunun uluslararası konumunu güçlendirmiştir. Gürcistan ise savaşın getirdiği külfetle beraber çözülemeyen sorunlarla başbaşa kalmıştır.
Ön Bağımsızlık Sürecindeki Abhazya
Kafkasya bölgesindeki kültürel, tarihi ve siyasi yapısıyla etkin bir halk olan Abhazların son asırda giriştiği siyasi mücadeleler bölgeye hakim olan diğer güçlerin etkisiyle çeşitli aksamalara uğramıştır. 1921 yılında Foma Eşba liderliğindeki Devrimci Komite Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmiştir. Gürcistan ile çeşitli anlaşmalar düzenleyen Abhaz SSC, 1925 yılında ilk anayasayı oluşturmuştur. Sovyetler Birliği’nin iradesi sonucu 1931 yılında Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla Gürcistan’ın özerk bir bölgesi haline getirilen Abhazya, ancak Sovyetler’in dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan edebilmiştir. 1980’lerin sonunda Abhazya’nın Sovyet yönetiminden eski haklarını talep etmesiyle başlayan hareketlenmeler zaman içinde farklı boyutlar kazanmıştır.
Özerk bölge nüfusunun yüzde 17’sini teşkil eden Abhazlar’ın bağımsızlık yönündeki taleplerine karşı Gürcü milliyetçilerin tavrı sert olmuştur. Bu tarihten itibaren Gürcistan merkezî yönetimi ile Abhazya arasında çok önemli sorunlar başlamıştır. Gürcistan Abhazya’nın durumu daha fazla ileri götürmemesi ve hukukî boşluk doğurma amacını güderek 1978 anayasasını iptal etmiş ve Sovyetler Birliği öncesi 1921 anayasasını yürürlüğe koyduğunu açıklamıştır. Buna karşılık Abhazya da özerklik dönemi öncesine ait 1925 anayasasını yürürlüğe koyduğunu açıklamış ve kendi kaderini tayin etme hakkını kullanacağını belirtmiştir. Bu alandaki faaliyetler sonucunda sıcak çatışmalara başlayan taraflar sorunun daha farklı şekilde çözüleceği beklentisiyle hareket etmişlerdir. Gürcistan’ın 1992 yılında Abhazya’nın başkenti Suhumi’ye askeri müdahalede bulunmasıyla Abhaz, Çeçen ve Oset gruplar Kafkasya Halkları Konfederasyonu adı altında Gürcü ordusuna karşı savaşmıştır. Ancak çeşitli devletlerin araya girmesiyle oluşturulmaya çalışılan barış görüşmeleri sonuç vermemiştir. Gürcistan tarafından başlatılan savaşta Kafkasya halklarının desteğini alan Abhazlar zafer elde etmiştir. Abhazlar’ın 1993 yılında Suhumi’yi ele geçirdiği bu çatışmalarda üç bine yakın insan hayatını kaybetmiş, büyük oranda Gürcü ise bölgeden göç etmek zorunda kalmıştır.
1994 yılında yeni anayasayı kabul ederek Vladislav Ardzinba başkanlığında yeniden bağımsızlık talebinde bulunan Abhazya, iç bütünlüğü sağlamaya çalışan Gürcü yönetime oldukça büyük zorluklar çıkarmıştır. Uzmanlara göre Abhazya’nın bağımsızlığını ilk ilan ettiği tarihte hedeflediği iki yol vardı; ilki Gürcistan haricinde tam bağımsız bir devlet, ikincisi ise Gürcistan ile beraber federasyon yapılanmasına gidilmesiydi. Bunların Gürcistan tarafından kabul edilmemesiyle farklı yollar denenmiş, özellikle ülke bütünlüğünü sağlama politikasından taviz vermeyecek olan Mihail Saakaşvili’nin yönetime gelmesinden sonra Rusya yanlısı tavırlar sergilenmeye başlanmıştır. 2006 yılında Gürcistan tüm bu karşı çıkmalara Abhazya’nın stratejik alanlarından Kodor vadisini ele geçirerek cevap vermiş ancak bu bölgeyi iki sene sonra gerçekleşen savaşta kaybetmiştir. Dönemin en önemli gelişmesi olarak da 2008 yılında yaşanan Güney Osetya savaşından sonra Abhazya’nın bağımsızlığı Rusya tarafından tanınmıştır. Rusya’nın bu girişimi 2009 yılında Venezuela ve Nikaragua’nın da Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması ile devam etmiştir.
(Mehmet Fatih ÖZTARSU – SDE Asistanı)