ENGLISH
18.05.2012
Ana Sayfa » SDE KURUMSALGeri Dön «

Kıbrıs Sorunu ve Türk – Yunan İlişkileri Paneli

21.06.2010 12:14:59

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) tarafından “Kıbrıs Sorunu ve Türk – Yunan İlişkileri”konusunda panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü SDE Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Büyükelçi (E) Nüzhet Kandemir yaptı. Toplantının konuşmacıları ise; Başkent Üniversitesi, SAM Yönetim Kurulu Üyesi Büyükelçi (E) Dr. Ahmet Zeki Bulunç, La Trobe Üniversitesi Diyalog Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Michális S. Michael, Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Çolak, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Danışmanı Işılay Arkan oldu.

Panelde ilk sözü La Trobe Üniversitesi, Diyalog Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Michális S. Michael aldı. Michael halklar arasındaki anlaşmazlıkları geri dönüşü olmayan konular olarak görmediğini ifade etti. Michael, 2001 yılı itibari ile adada çeşitli değişikliklerin yaşandığını, Kıbrıs üzerinde harici ve dahili faktörlerin sorunun aktörleri olarak çıktığını ve adada etkili olduklarını belirtti. Türkiye’nin şu anki tutumunu da oldukça olumlu bulduğunu ancak adadaki fiziki bölünmüşlüğün halklar arasındaki iletişimi azalttığını vurgulayan Michael, Sorunun çözümü için muhtemel senaryolar üzerinde de durdu. Bu doğrultuda federasyon ve konfederasyon yaklaşımlarının adada ne ölçüde başarılı olacağının da kısa bir değerlendirmesini yapan Dr. Michael, çözüm için de bir takım tavsiyelerde bulundu:
 
AB ile aynı doğrultuda bir çözüm yöntemi geliştirilebilir, birlikte yaşama kavramı güçlendirilmeli, işbirliği mekanizmaları her iki toplumun da lehine olacak şekilde güçlendirilmeli, demokrasi temelinden ayrılmadan sorunların üzerine gidilmeli ve bu doğrultuda siyasi partiler de üzerine düşen görevi yerine getirmeli, kaynaklar adil bir şekilde paylaştırılmalı, anayasa sürecinde her iki halkında varlıkları belirlenmeli…
 
Michális S. Michael aynı zamanda bu sorunun artık çok boyutlu bir sorun olduğunun altını çizerken, “hiçbir zaman içerideki taraflar tek başlarına planlarını etkili hale getiremezler. Planların oluşumu ve uygulanabilmesi noktasında meşruiyet kavramı önemlidir. İnce analizler gerçekleştirilerek durum ortaya konulmalı. AB ile sorunun çözümü aşamasında iletişim kurulmalı.
 
Michael’in ardından Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Çolak konuştu. Kıbrıs sorununun şimdiye kadar ağırlıklı olarak uluslararası ilişkiler ve hukuki boyutta değerlendirildiğini, ancak konuya şimdiye kadar hiç iki halkın perspektifinden bakılmadığını belirtti. 2002’de AK Parti’nin iktidara gelmesi ile beraber, Kıbrıs’ta yeni bir sürecin başladığını, Türk tarafının süreci hızlandırmak için inisiyatifi ele aldığını, 2004-2005 yıllarında Türk kesiminin başına siyasi elit kesim olarak nitelenen Talat’ın geçtiğini ve Talat’ın bazı durumlarda taviz vermek pahasına sorunun çözümü için çabaladığını ifade etti. 2008 yılında Hristofyas’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra Talat ile Hristofyas’ın 70 kez görüşmüş olmalarına rağmen ortak bir metin belgesi çıkaramadıklarına değinen Dr. Çolak, Annan Planı’nın sonucunda Güney’in hayır derken, kuzey’in neden evet dediğini de değerlendirdi. Bu doğrultuda Güney’de gençlere verilen eğitimde, bariz bir şekilde “ötekileştirme” vurgusunun olduğunu, buna karşılık Kuzey kesimdeki gençlerin sorunun çözümünden yana tavır sergilediklerini belirtti. Ancak aradaki kapıların açılması ile beraber Kuzey kesimindeki gençlerin Güney tarafından “öteki” olarak değerlendirilmeleri ve bununla beraber yaşanan bir takım sorunlardan sonra kuzey kesiminde milliyetçilik duygularının arttığı üzerinde durdu.
 
Bu gelişmelerin olduğu dönemlerde Annan Planı yeniden oylansa Kuzey tarafındaki çoğu kişinin de “hayır” olarak oy kullanacağı tespitinde bulundu. Kıbrıs’ta 2009 genel seçimleri ile siyasi elit kesimin tasfiye edilip yerine daha milliyetçi çizgiden ilerleyen Ulusal birlik Partisi’nin seçilmesinin nedenleri üzerinde de duran Çolak, bunun nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Annan Planı’nda verilen sözler tutulmadı ve Talat ve Hristofyas’ın yarattığı umutlar boşa çıktı. Çözümü istemeyen tarafın Güney kesimi olduğu anlaşıldı.
 
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Danışmanı Işılay Arkan ise Kıbrıs konusunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için tarihin iyi bilinmesi, kavranması ve kavratılması gerektiği üzerinde durdu. Rum halkı üzerinde kilisenin etkisinin de çok fazla olduğu belirtti. Sorunun gerçek manada çözüme kavuşturulması isteniyorsa kilisenin etkisinin azalması gerektiğini ifade etti. Türk kesiminin teşkilatsız bir halk olduğunu, bunun yanında Rum kesiminin ise teşkilatlı yapısı üzerinde durdu. Arkan, sorunun çözümü için kabul edilmesi mutlaka gerekli olan bir takım gerçeklikleri özetle şöyle belirtti: “Kıbrıs’ta iki halk vardı ve bu halkların dili, dini ve milleti farklıdır. Etnik-i Eterya’nın enosis fikri hala reddedilmemiştir, bunun reddedilmesi gerekmektedir. Kilise takındığı katı ideolojik tavrından vazgeçmelidir. Siyasal eşit haklarımız olmalıdır. Suni görüşler ortaya atarak Kıbrıs’ta çözüm sağlanamaz.
 
Başkent Üniversitesi, SAM Yönetim Kurulu Üyesi Büyükelçi (E) Dr. Ahmet Zeki Bulunç ise Kıbrıs’ta uyuşmazlığın temel nedeninin iyi teşhis edilmesi gerektiği üzerinde durdu. Kıbrıs uyuşmazlığının temelinde ‘enosis’ fikrinin yattığını ancak, yabancı güçlerin sorunun çıkış noktası olarak 20 Temmuz Barış Harekatı’nı gördüğünü belirtti. Yunanistan’ın Türkiye’yi statükoyu bozan bir ülke olarak nitelendirdiğini, ancak Türkiye’nin dış politikada statüko yanlısı bir ülke olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ın stratejik olarak çok önemli olduğunu belirtirken, bu doğrultuda çıkarı olan devletler sorunun çözümünde bölge halklarının çıkarlarından çok kendi çıkarlarını ön planda tuttuklarını kaydetti. Bu çıkarlarını gerçekleştirmek içinse bu güçlerin bölgede yaşayan Türk nüfusunu sayısal bakımdan azaltarak, azınlık statüsünü daha uygun gördükleri üzerinde duran Bulunç, mihenk taşı olarak değerlendirdiği bazı tarihlerin üzerinde durarak konuşmasını tamamladı: 1995 Gümrük Birliği, 1999 Helsinki Zirvesi, 2004 Bürüksel Zirve Kararı, 2005 Müzakere çerçeve Belgesi.
 
Konuşmacıların sunumlarının ardında soru cevap kısmına geçildi, panel kokteylle son buldu.
 

  




SDE KURUMSAL KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya