ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

ABD’nin İnsan Ticareti Raporu

19.06.2010 11:55:27

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ABD Dışişleri Bakanlığı ‘2010 İnsan Ticareti Raporu’nu geçtiğimiz hafta içinde yayınladı. 10 senedir yıllık olarak çıkan İnsan Ticareti Raporu, alanında en kapsamlı kaynak hükmündedir. 370 sayfalık rapor, insan ticaretinin küresel durumuna ilişkin önemli tespitlerde bulunmakta ve aralarında ülkemizin de bulunduğu 177 ülkeyi tek tek incelemektedir. ABD’nin çıkardığı diğer pek çok raporda olduğu gibi bu raporun da siyasi bir bakış açısı taşımadığını söylemek zordur. Raporun siyasi hüviyetinden ziyade fonksiyonel yönüne baktığımızda, modern kölelik olarak tabir edilen ve içinde her renkten ve her ırktan mağdurların olduğu insan ticaretine karşı küresel bir duyarlılığın gelişmesine katkı sağladığı bir gerçektir.

Rapor’da verilen çarpıcı rakamlara ve bilgilere değinmeden önce insan ticaretinin tarihsel gelişimini, ne anlama geldiğini ve hangi suç fiillerini kapsadığını kısaca belirtmekte fayda vardır.   
 
İnsan ticaretinin tarihsel kökleri insanların alelade bir meta gibi alınıp satıldığı kölelik dönemine uzanmaktadır. Köle ticaretiyle başlayan kavram, 19. Yüzyılın sonlarında ‘beyaz kadın’ ticaretine, ardından ‘kadın ve çocuk’ ticaretine ve sonunda kapsamı daha da genişleyerek ‘insan ticareti’ne dönüşmüştür. Bu durum, mağdur profilinde meydana gelen değişimi de ortaya koymaktadır.
 
Köle ticareti döneminde Afrikalı kadın ve erkekler doğal köleler olarak kabul edilirken, daha sonra fuhuş amaçlı ticarette, sanayileşmiş ülkelerin beyaz kadın ve kızları potansiyel mağdur kitlesini oluşturmuş, ardından, gelişmekte ya da gelişmemiş ülkelerin erkek, kadın ya da çocukları insan ticaretinin en temel mağdur adayları olmuşlardır.
 
İnsan ticaretinin dünyanın üçte ikisi tarafından kabul edilen tanımı ‘Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne (SASMUS) Ek, İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine,Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol’ün 3üncü maddesinde yapılmaktadır. Buna göre; “İnsan ticareti”, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına gelir. İstismar terimi, asgari olarak, başkalarının fuhuş için istismar edilmesini veya cinsel istismarın başka biçimlerini, zorla çalıştırmayı veya hizmet ettirmeyi, esareti veya esaret benzeri uygulamaları, kulluğu veya organların alınmasını içermektedir.”
 
Bu tanım, Protokolü onaylayan ülkelerin pek çoğu için artık bir iç hukuk tanımı haline gelmiş durumdadır. Protokolün SASMUS’a ek hukuki bir metin olarak formüle edilmesi, insan ticareti ile organize suçlar arasında var olan bağlantıyı göstermesi açısından isabetli bir tercihtir.
 
İnsan ticaretinin ortaya çıkış biçimlerine kısaca değinecek olursak; en sık rastlanılan biçiminin cinsel sömürü amacıyla yapılanı olduğunu görmekteyiz. Bunun dışında dünyanın birçok yerinde emek sömürüsü de yaygın olarak görülmektedir. Dilenmeye zorlanan çocuklar, zorla silahlandırılarak ölüm mangaları haline getirilen Afrikalı gençler, fabrikalarda, tarlalarda ve üretim tesislerinde çalıştırılanlar, borçlarını beden gücüyle ödemeye zorlanan insanlar ya da zorla evlendirilen kadınlar bunlara birkaç örnektir. İleri tıp teknolojisinin de yardımıyla son dönemde hızla artan organ ve doku temini amacıyla insanların kaçırılması da insan ticareti suçunun diğer bir işleniş biçimidir.
 
Yasadışı piyasadaki arz-talep dengesi içinde gelişen bu suç faaliyetlerinin talep ucunda ise ekseriyetle maddi refah seviyesi yüksek ülke vatandaşları bulunmaktadır.
 
Bu kısa bilgiden sonra İnsan Ticareti Raporu’nun öne çıkan noktalarına bakabiliriz. Rapora göre, dünyada 12.3 milyon yetişkin ve çocuk insan ticareti mağduru durumdadır. Bunların yüzde 56’sı kadın ve kız çocuktur. Yasadışı sektörün maddi büyüklüğü 32 milyar Dolar seviyesindedir.
 
2009 yılında bir önceki yıla göre yüzde 60 artışla 50 bine yakın mağdur tespit edilmiştir. Mahkûmiyetle sonuçlanan soruşturma sayısı ise yüzde 40 artışla 3 binden 4 bin 166’ya çıkmıştır. Zorla çalıştırma olayları, bu soruşturmaların içinde 2008 yılında yüzde 3’lük bir paya sahipken, bu rakam 2009 yılında yüzde 7’ye çıkmıştır. Milyonlarca mağduru olan insan ticaretiyle mücadelede bu sayıların ne kadar yetersiz olduğunu söylemeye gerek yoktur.
 
İnsan tacirlerinin henüz hiç mahkûmiyet almadıkları ülke sayısı 62’dir. Mağdurların tespit edildiğinde hemen sınırdışı edilmelerini önleyen yasal mevzuata sahip olmayan ülke sayısı 104’tür. İnsan tacirlerinin mahkûmiyetle neticelenecek soruşturmalarda tanık-müşteki olarak kilit rol oynayan mağdurların pasaport kanununa muhalefetten apar topar ülke dışına çıkarılmaları elbette küresel mücadeleyi sekteye uğratan bir uygulamadır.[1]
 
Ülkeleri gruplandırmayı seven Amerikalılar bu raporda da 3 ayrı grup ihdas etmiş ve insan ticaretiyle mücadele durumlarına göre ülkeleri bu gruplar altında; başarılı, az başarılı ve başarısız olarak sınıflandırmıştır. İkinci grubu da kendi içinde ikiye ayırarak eksiklikleri olmakla birlikte mücadeleye yönelik çaba gösterenlerle (2. Grup) daha az çaba gösterenleri (2. Grup/İzleme Listesi) ayrı ayrı değerlendirmiştir. Bir de bu üç listeye ek olarak ‘özel vaka’ adıyla ayrı bir gruplandırma yapmıştır. ABD ilk defa, bu listelere kendisini de dâhil etmiştir.
 
Bu listelere daha yakından bakacak olursak, özel vakalar, Somali ve Haiti olarak belirlenmiştir. Başarısız ülkeler ise, İran, Kuzey Kore, Sudan, Kongo, Moritanya, Zimbabve, Burma (Myanmar), Papua Yeni Gine ve Suudi Arabistan olarak sayılmıştır.  
Ülkemiz ise, Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinin çoğunun da içinde yer aldığı 2. Grup’ta gösterilmeye devam etmiştir. İkinci grupta, AB üyesi olan Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Macaristan ve Portekiz de bulunmaktadır. 2. Grubun İzleme Listesinde ise Avrupa’dan Moldova ve Malta sayılmıştır. Rusya ve Azerbaycan, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da İzleme Listesine dâhil edilmiştir. Orta Asya ülkeleri de, Kırgızistan hariç hepsi İzleme Listesindedir.
 
Türkiye ile ilgili yapılan değerlendirmede özetle şu bilgilere yer verilmektedir; Türkiye’nin özellikle eski SSCB ve Doğu Avrupa ülkelerinden getirilen mağdurlar açısından hedef ve transit bir ülke konumunda olduğu, mağdurların daha çok fuhuş sektöründe, bunun yanında bazı kadın ve erkeklerin de başka alanlarda zorla çalıştırılmaya konu oldukları belirtilmektedir. 2009’da öne çıkan kaynak ülkeler Özbekistan, Türkmenistan ve Moğolistan’dır.
 
Yerel uzmanlara göre, fuhuş sektöründe çalışmaya zorlanan insan ticareti mağdurları, yasadışı randevu evlerinde ya da müşteriler tarafından kiralanan konutlarda veya otellerde tutulmaktadır. Boyutları çok daha küçük olsa da yasal ya da yasadışı fuhuş sektöründe meydana gelen ülke içi insan ticareti hadiseleri de bulunmaktadır. Bazı mağdurların, Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs’a ya da Avrupa üzerindeki başka noktalara kaçırıldıkları bildirilmektedir.
 
Türk Ceza Kanununda (m.80) insan tacirlerine öngörülen ceza (8 ila 12 yıl hapis) caydırıcıdır.  2009 yılında 50 insan taciri mahkûmiyet almıştır. Bu rakam 2008 yılında 58 idi. İnsan ticareti mağdurlarının tespiti ve korunması konusunda da Türk Hükümeti, eksiklikler olsa da önemli gelişmeler kaydetmiştir. 
 
Raporda üstünde durulan cezaların caydırıcılığı ve soruşturmanın etkinliği konusu gerçekten çok önemlidir. Son yıllarda artan bir ivmeyle insan tacirlerinin üzerine gidilmektedir. Bun da kolluk ve adli makamların bu alanda eğitim almalarının ve mücadeleye dönük etkili yasal imkânların var olmasının rolü büyüktür.
 
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80inci maddesine 2006 yılında ‘fuhuş amacıyla’ ifadesinin eklenmesiyle de fuhuş konusunu düzenleyen ve cezası insan ticaretine göre çok daha hafif olan 227inci maddeyle arasında yaşanabilecek karışıklıkların önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
 
Ceza Usul Kanununda, uyuşturucu madde kaçakçılığı, kasten adam öldürme ya da silahlı örgüt gibi topluma ciddi tehdit oluşturduğu kabul edilen suçların arasında insan ticareti de sayılmış ve bu tür suçlara karşı kanunda sayılan özel soruşturma tekniklerinin kullanılmasına imkân verilmiştir.
 
Raporun Türkiye’yle ilgili tavsiyeler kısmında ise, insan ticareti mağdurlarının sığınma yerlerinin ve 157 yardım hattının devlet kaynaklarıyla finanse edilmesi yönünde adım atması gerektiği belirtilmekte ve mahkûm olan tacirlerden müsadere edilen mal varlığı değerlerini kullanacak bir ‘mağdur yardım fonu’ kurulması gündeme getirilmektedir.  

(Ömer Ersoy, Araştırmacı)


[1] http://www.state.gov/documents/organization/143327.pdf





SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya