Lizbon Anlaşmasında Son Raunt
Avrupa Birliği’nin geleceğini şekillendirecek olan Lizbon Antlaşması İrlanda’da yapılan halk oylaması sonucu ikinci denemede kabul edildikten sonra tüm Avrupa Birliği devletleri rahat bir nefes almıştı zira Lizbon Antlaşması’nın önündeki en önemli engel kalkmıştı. Kimsenin aklına Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin Lizbon Antlaşması’nın önüne yeni engeller getirebileceğini tahmin etmemişti. Fakat Avrupa Birliği’ne daha 2004 yılında katılan Polonya ve Çek Cumhuriyeti Lizbon Antlaşması’nı sabote etmeye kararlı görünüyorlardı.
Mart 2008’de Polonya Parlamentosu tarafından kabul edilen Lizbon Antlaşması o tarihten itibaren Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski tarafından onaylanmayarak bekletildi. Kaczynski konu ile ilgili yaptığı açıklamada İrlanda’da yapılacak ikinci referandum’un sonuçları açıklanana kadar Antlaşmayı imzalamayacağını ifade etmişti. Ayrıca böyle önemli konularda ne büyük devletler ne de İrlanda gibi küçük devletler baskı altına alınmamaları gerektiğini düşündükleri için Kaczynski Lizbon Antlaşması onay sürecini beklettiğini vurguladı. (
Tıkla-1) Fakat Polonya Cumhurbaşkanı verdiği sözü tuttu ve ikinci İrlanda halk oylaması sonucunda Lizbon Antlaşmasını imzaladı.
Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi için tek bir imzaya ihtiyaç kaldı. Avrupa Birliği artık Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus’un Lizbon Antlaşması’nın altına atacağı imzayı beklemeye başladı. Çek Cumhuriyeti’nin Lizbon Antlaşmasına karşı çıkma nedeni Antlaşmanın yürürlüğe girmesiyle beraber bağlayıcı hal alacak olan Temel Haklar Şartı ile ilgili bazı muafiyetler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerlerinden edilmiş olan Almanlar Temel Haklar Antlaşması’na dayanarak eski mülkleri üzerinde hak iddiasında bulunabileceklerinden dolayı Çek Cumhuriyeti bu konuyla ilgili bazı ayrıcalıklar talep etmiştir.
Avrupa Birliği karşıtlığı ile tanınan ve dönem dönem Avrupa Birliği karşıtı çıkışlar da yapan Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus’u ikna turları Prag’da gündemdeki yerini almış durumda. Özellikle Çek Cumhuriyeti Başbakanı Jan Fischer bu konuda çok çaba harcayanlardan. 2009’un birinci yarıyılında Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını yürüten Çek Cumhuriyeti çok başarılı bir dönem başkanlığı yürütemediğinden dolayı Avrupa Birliği’nde imaj ve prestij kaybına uğramıştı. Jan Fischer şimdi ikinci bir prestij kaybı yaşamak istememektedir zira kendisi Lizbon Antlaşması’nın hem kendi ülkesi için hem de Avrupa Birliği için ne kadar önemli olduğunun farkında. Olumsuz bir sonucu düşünmek dahi istemediğini vurgulayan Fischer nihayet Cumhurbaşkanı Klaus’dan ilk olumlu sinyalleri almaya başladı.
Klaus son açıklamasında Lizbon Antlaşmasının bu aşamadan sonra durdurulması zor bir süreç içine girdiğini ve bu nedenden dolayı geri dönüşü olmayan bu süreci desteklemeden başka çaresi olmadığını vurgulayarak Lizbon Antlaşmasını kısa bir süre içinde imzalayabileceği sinyalleri vermiş oldu. (
Tıkla – 2 )
Lizbon Antlaşmasında bu son raunt da geçildiği takdirde Avrupa Birliği 2000 yılında Nice Zirvesinde başlattığı Avrupa Anayasası çalışmalarını nihayet sonuçlandıracak gibi görünmektedir.
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, Avrupa Birliği Balkanlar Masası, Kıdemli Araştırmacı, 19 Eylül 2009)