Geçen hafta İstanbul’da Türkiye’nin ev sahipliğinde, ‘Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) Üçüncü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi düzenlendi. CICA üye birçok ülkenin üst düzeyde temsil edildiği Zirve’nin temel amacı, kurulduğun günden bu yana Kazakistan’da olan dönem Başkanlığı’nın 2 yıllığına Türkiye’ye devrinin resmen gerçekleştirilmesi ve bölgesel güvenliği ilgilendiren konuların ele alınmasıydı.
Kazakistan iki yıl boyunca Avrupa Konseyi Dönem başkanlığı gibi önemli bir görevi üstlenmiş olmasının ve artık CICA’yı bölge ve dünya sahnesine daha üst bir perdeden sokmaya çalışmasının bu devir-teslimde etkili olduğu düşünülmektedir.
Şu an sürdürdüğü BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinin hakkını fazlasıyla veren Türkiye, bu yeni göreviyle, sahip olduğu dinamizmi ve enerjisini, bir parçası olduğu Asya kıtası için de seferber edecektir.
Çoğumuz için CICA adı bu Zirveyle işitilmiş duyuldu. CICA’nın kuruluşu, temel hedefleri ve gelişimi hakkında kısaca şunları söyleyebiliriz;
Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) temeli, Kazakistan’ın öncülüğünde 1992 yılında atılmıştır. 5 Ekim 1992 tarihinde 47. BM Genel Kurulu’na hitap eden Kazakistan Devlet Başkanı Nur Sultan Nazarbayev, CICA’nın kurulması fikrini ilk defa orada dile getirmiştir.
Takip eden yıllarda, CICA’nın temel dokümanları oluşturulmuştur. Bunların ilki 1999 yılında düzenlenen I. Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda kabul edilen ‘CICA Üyeleri Arasındaki ilişkileri Düzenleyen Deklarasyon’, diğeri ise, 2002 yılındaki CICA Zirvesinde imzalanan CICA’nın kuruluş belgesi olan Almatı Sözleşmesi’dir. Bu belgenin kabul edilmesiyle birlikte 16 Asya ülkesi CICA’ya üye olmuştur. Sonradan üyeliğe kabul edilen ülkelerle birlikte şuanki üye sayısı 22’ye ulaşmıştır.
CICA üyesi ülkeler: Afganistan, Azerbaycan, Çin, Moğolistan, Mısır, Hindistan, İran, İsrail, Irak, Ürdün, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Pakistan, Filistin, Güney Kore, Rusya, Tayland, Türkiye, Vietnam ve Birleşik Arap Emirlikleri.
Gözlemci ülkeler: Endonezya, Japonya, Malezya, Katar, Vietnam, Ukrayna ve ABD.
Gözlemci örgütler: BM, AGİT ve Arap Birliği.
CICA, Asya’da güvenlik problemleriyle ilgili diyalog, danışma ve ortak önlemlerin geliştirilmesi amacını taşımaktadır. CICA, Asya’daki barış ve istikrarın, küresel barış ve istikrara hizmet edeceği fikrine dayanmaktadır.
CICA’nın 2006 yılından itibaren Almatı’da Daimi bir Sekretaryası bulunsa da şu an itibariyle Konferans şeklinde yapılanmıştır. Bu durum, 1975 Helsinki Nihai Senedi ile temeli atılan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kuruluş sürecine benzemektedir. AGİT de uzun yıllar boyunca Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı olarak varlığını sürdürmüş ardından 1990 Paris Şartı’yla birlikte kurumsallaşma sürecine girerek bölgesel bir teşkilata dönüşmüştür. CICA’nın da temel hedefi Asya’nın AGİT’i olabilmektir.
CICA’da kararlar AGİT’de olduğu gibi konsensüsle alınmaktadır. Bir ülkenin CICA üyesi olabilmesi için topraklarının en azından bir bölümünün Asya kıtasında bulunması gerekir. Asya kıtası toplam 49 ülkeden ve coğrafi olarak 6 bölgeden oluşmaktadır. Bunlar Orta Asya, Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Batı Asya (Orta Doğu)’dır. Dolayısıyla şimdilik 22 üyeli CICA’nın da 56 üyeli AGİT gibi büyüyebilmesi için itici bir güce ihtiyacı olduğu açıktır.
Türkiye, CICA sürecini başından beri desteklemiştir. Bu kapsamda, 2004 yılındaki CICA Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda kabul edilen Güven Arttırıcı Önlemler Katalogunda yer alan “Yeni Sınama ve Tehditler” başlığının genel koordinatörlüğünü üstlenmiş ve bu çerçevede çeşitli faaliyetlere imza atmıştır. Güven Arttırıcı Önlemler Katalogunun diğer alt başlıkları ise; ekonomik boyut, çevre boyutu, insani boyut ve askeri-siyasi boyuttur. Askeri-siyasi boyuta geçebilmek için bundan önceki 4 başlıkta ciddi mesafe kat edilmesi şarttır.
Haziran 2010 itibariyle CICA Dönem Başkanlığını alan Türkiye CICA Sekretaryasına bir İcra Direktörü atayacaktır. Bu Direktörün tecrübeli olması CICA üyesi ülkelerle kuracağı diyalog ve üye ülkelerden CICA çalışmalarına isteyeceği destek açısından son derece önemlidir.
CICA’nın, yine bu coğrafyada faal olan ve üyelik kısıtlaması bulunan Şangay İşbirliği Örgütü’ne alternatif değil bu örgütün üyelerini de içine alan şemsiye bir diyalog platformu işlevi görmelidir.
Hatırlanacağı gibi, 2005’teki Şangay Zirvesinde kabul edilen Deklarasyonda Amerika’nın bölgeden ayrılması istenmiştir. Geniş enerji havzalarının bulunduğu ve CICA coğrafyasının da kalbinde yer alan Orta Asya ülkelerine yönelik nüfuz mücadelesinde sadece ABD ve Rusya değil aynı zamanda Çin de rol oynamaktadır.
Türkiye’nin liderliğindeki CICA’nın bölgedeki çıkar çatışmalarını ve beraberinde gelen ve en son Kırgızistan’da yaşanmakta olan iç karışıkları, daha oluşmadan önleyici, bölgede istikrar ve güven sağlayıcı bir fonksiyon üstlenebilmelidir. Bunun için de tabii ki CICA’nın hareket kabiliyetinin ve kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun anlamı CICA’nın daimi personel ve bütçe anlamında üye ülkelerce daha fazla desteklenmesidir.
CICA üyeleri arasında ihtilaflı taraflar bulunmaktadır. Bunlar arasında; Pakistan-Hindistan, Afganistan-Pakistan, Hindistan-Çin, İsrail-Filistin ve İran-İsrail sayılabilir. CICA bu gibi sorunların üstesinden gelemeyebilir ancak taraflar arasında birbirini anlamaya yönelik bir diyalog köprüsü kurabilir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)