ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

İran, Türkiye ve Bölgenin Yeniden Yapılandırılması

11.06.2010 10:56:43

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İran’a uygulanacak yaptırımları oylamak için toplanan BMGK tasarıyı 2 hayır ve 1 çekimser oya rağmen 12 evet oyu ile kabul ederek İran’daki 40 kuruluşa ağır yaptırımlar uygulamayı öngören tasarıyı yürürlüğe koydu. Oturumda Türkiye ve Brezilya tasarıya karşı “hayır”, Lübnan ise çekimser oy kullandı. Birçok kesim Türkiye’nin uyguladığı politikayı sert şekilde eleştirirken diğer kesim ise destekliyor. Karşı çıkanların ileri sürdükleri tez ise Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşarak Doğu’ya doğru eksenini kaydırdığı görüşü. Oysaki Türkiye ve Brezilya İran’ı ikna ederek büyük bir diplomasi başarısı kazanmışlar ve dünyadaki birçok üst düzey yönetici tarafından ise takdir edilmişlerdir. Fakat oyun yapıcı aktörler bu fırsatı iyi kullanamamışlardır.

Aslında İran ile imzalanan Uranyum takas anlaşması ABD’nin önceden öne sürdüğü koşulları da kapsıyor ve İran’ın uranyum zenginleştirme programı bir nevi kontrol altına alınıyordu. Fakat daha sonra ne olduysa durum birden değişmiş ve ABD daha önce sürdüğü koşulları kabul etmez olmuştu. En azından öyle gözüküyordu. İran ile görüşmelerden ABD ve Batı’da haberdar edilmiş gelinen tüm safhalar bu ülkelere bildirilmişti.
 
ABD neden fikrini değiştirmişti? Bu yaptırımlar İran’ı uranyum zenginleştirmeden vazgeçirecek mi yoksa ters bir etki mi yapacak? Bu soruların cevabını kısa zaman sonra göreceğiz fakat burada dikkat çeken bazı noktalar var, bu noktalar ABD’nin ve Batı’nın öne sürdüğü koşullar daha önce Irak’a karşı öne sürülen koşullarla ve iddialarla bir paralellik ve benzerlik taşımaktadır. O zamanda ABD ve Batı, Irak’ın kimyasal silah ürettiğini ve bunlara sahip olduğunu iddia etmiş ve birçok gerçek dışı delil öne sürmüştü. Irak’a karşı uygulanan yaptırımlardan en fazla sivil halk etkilenmiş, yüz binlerce çocuk ilaçsızlıktan ve gıdasızlıktan hayatını kaybetmişti.
 
İran’a uygulanacak yaptırımlardan ve ambargolardan da en çok sivil halk etkilenecektir fakat halkın rejime ve daha radikal olan gruplara kaymasını önleyemeyeceği gibi bu akımları daha da güçlendirebilecektir. Dışarıya karşı birlikte hareket etme duygusu ve gücüne sahip olan İran halkı tüm bu olanlara rağmen dünyaya meydan okuyabilir. Bunu da ABD ve müttefikleri göz önünde bulundurmaak zorundadırlar.
 
Çıkan sonuca bakmadan önce, öncelikle Türkiye’nin çevresinde ki hiçbir ülkenin nükleer silah sahibi olmasına sıcak bakmadığını belirtmekte de yarar var. Fakat barışçıl bir amaç için kullanılabilecek olan nükleer enerji üretimine ve kullanılmasına da karşı çıkmıyor. Aynı zamanda bölgede sadece İran’da değil, İsrail’in de nükleer silaha sahip olduğunu ve bu ülkede de nükleer silah istemediğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye Başbakanı Erdoğan birçok defa açıklamalarda bulunarak zaten konuyu gündeme getirmişti.
 
Uygulanacak yaptırımlara bakacak olursak; İran’a gidecek tüm gemiler aranabilecek, banka hesapları takip edilebilecek ve 40 İran şirketi kara listeye alınacak. Bu kararla yapılmak istenen aslında çok açık bir şekilde İran’ın enerji kaynaklarını yabancı şirketlere açması, İsrail’e olan yaklaşımının yumaşaması ve liberal ekonomik politikalar uygulaması gibi konulardır. İran’a zaten uzun zamandır uygulanan yaptırım ve ambargolar var. Yeni yaptırım ve ambargolar ile birlikte İran ekonomisi ve sosyal yapısı ciddi şekilde değişime uğramak zorunda kalacak.
 
İran bu koşulların altından kalkabilir mi sorusu ise bize bir gerçeği daha hatırlatıyor, şu anki İran ekonomisi uygulanacak bu yaptırımların altından kalkamayabilir çünkü enflasyon enkazında çürümüş bir ekonomiye, yolsuzluklara batmış kötü bir yönetime ve yüksek bir işsizlik oranına sahip. Tüm bunların yanında gelecek cumartesi bir de geçen yıl ki seçimlerin yıldönümü olması İran’daki rejimi ve hükümeti zor durumda bırakmaya yetiyor.  
 
Aslında İran yabancı yatırımcıların ülkesine yatırım yapmalarına pekala sıcak bakabilir. Sebebi ise bu yatırımlara ihtiyacı olması çünkü şu anki durumda devlet bu yatırımları yapacak ekonomi ve teknolojiye sahip değil bununla birlikte sahip olduğu petrolü tam kapasite işleyemiyor ve üstelik birde Venezuella’dan işlenmiş petrol ithal ediyor. Tüm bunların sonucunda hayat pahalılaşıyor ve bunu devam ettirmek zorlaşıyor çünkü insanların rejime başkaldırmasını önlemenin bir yoluda birçok hizmetten vergi almamakla oluyor. Tüm bunları devam ettirmek, rejimini korumak için İran yumuşayabilir.
 
Türkiye ise bölgesinde bir savaş durumu oluşmasını istemiyor, bir savaş durumunda en çok etkilenecek ülke yine kendisi olacağı için bu konuya daha hassas davranıyor ve daha bir önem veriyor. Amaç, İran’ı barışçıl yollardan ikna etmek, bir hizaya sokmak ve onu dünya ile barışık bir ülke yapmak. Bunu başarmak için ise her türlü yol deneniyor; Türkiye üzerinden diplomasi yolu, BM üzerinden ise yaptırım ve kaba güç yolunu her iki yolda aslında ABD’nin taleplerine uygun bir yol, sadece son kararla işlemleri biraz daha hızlandırmak tüm bu yapılanları gerekli kılmaktadır.
 
Türkiye’nin yüzünü doğuya döndüğü suçlamalarına gelince; Türkiye istese de istemese de yönünü doğuya çevirmek zorunda ama bu batıdan uzaklaşıyor anlamına da gelmemeli çünkü bütün bu olanlar karar vericilerin istekleri doğrultusunda gelişiyor. Türkiye tüm olanları tek başına karar alarak yapmıyor, bir diplomasi sonucu, görüşmeler sonucu yapıyor. Çevreyi enerji politikaları çevreliyor ve bu politikaların uygulanabilmesi için Türkiye’de elini taşın altına koymak zorunda.
 
Enerji bu yüzyılın en önemli siyasi ekonominin belirleyici enstrümanıdır. Enerji kaynaklarının doğuda olması bu kaynakları kullanmada doğu ülkelerini avantajlı bir pozisyona getirirken batılı ülkeleri biraz bu bölgeye bağımlı yapıyor ve yeni politikalar geliştirmelerini zorluyor. Bu da dünya ekonomisinin merkezinin doğuya kaymasına sebep olmaktadır. Bölgenin yeni kalkınıyor olması ve buna paralel olarak genç nüfus ve beyinlerin çok olması bölgenin yeni bir pazar olmasına sebep olurken Avrupa ise kalkınmya doymuş yapısı ve artmayan nüfusu ile büyük bir Pazar olmaktan uzaklaşıyor.
 
Tüm bunların doğrultusunda Türkiye sosyal-demokratik ve insani değerler ve haklar bakımından Avrupa’dan kopamaz ama bununla birlikte ekonomik nedenlerden dolayı yüzünü doğuya dönmek zorundadır. Çünkü doğu artık büyük bir pazar ve üretim merkezi oldu. Tüm bunların yaşanması İran’ı yenilenen dünya’ya ayak uydurmaya zorluyor hatta bu yüzden ABD, Türkiye ile olan ilişkilerini daha da güçlendirmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir konu ise doğuya yatırım yapan şirketlerin Batı ülkelerinin şirketleri olması. Her ne kadar ekonomik denge doğuya doğru kaysa da para yine batılı şirketlerin elinde olacaktır.
 
Sonuç olarak BMGK’den çıkan sonuç İran’ı zorlayacaktır fakat bu yaptırımlardan en çok yine sivil halk etkilenecek bu da halkın daha radikal gruplara kaymasına ve daha milliyetçi bir kimliğe bürünmelerine sebep olabilecektir. Türkiye açısından ise kaybedilen bir şey olmamıştır, oylamada “hayır” oyu kullanarak düzgün, omurgalı bir politika izlemiştir. Türkiye eksenini ne doğuya kaydırıyor ne de batıdan uzaklaşıyor, sadece gelişmelere göre hareket ediyor fakat bunu yaparken de gelecek ile ilgili planlarını gerçekçi ve uygulanabilir politikalar üzerine kurgulamalıdır. 
 
(Akif Karabaş, SDE Asistanı)



ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya