Arap halkları, milli ve dini duygularla, İsrail’in pervasızlığı, acımasızlığı ve küçümseyici politikalarına yönetimlerinin bir şey yapamamasına çok ciddi tepki gösteriyor. İsrail karşısında Arap devletlerinin uzun süredir yaşadığı yenilgiler karşısında gözü kara, duygusal ve umutsuz bir muhalefet olmuş durumda. Bu tepkiler İsrail’e gösterilen her ciddi tepkiyi canhıraş bir sevinçle karşılamaktadır. Örneğin, zafer kazandığı için değil, sadece İsrail saldırılarında hayatta kalabildiği için Hizbullah lideri Nasrallah bile bir kahraman olarak bölgede en popüler liderlerden biri olmuştur.
Türkiye’nin Gazze ambargosunun kaldırılması girişimi ve bu uğurda şehit vermesi de bu yüzden ikinci bir Davos etkisi yaratmıştır. Hem Araplar arasındaki kendi izlenimim hem de internette ve Facebook’ta Türkiye’ye destek olmak için Arapların oluşturduğu gruplara yağan binlerce elektronik posta, Arap televizyon kanallarında yapılan tartışmalar ve gönderilen mesajlar bunu teyit etmektedir. Yönetimlerin gösterilere getirdiği büyük kısıtlamalara rağmen birçok yerde gösteri olmuştur. Yine Arap halkları haklı tepkisini bile yeterince getirmesine izin vermeyen yönetimlere karşı Türkiye’nin bölge liderliği konusunda ciddi bir heyecan duyulmaktadır.
Medya ve aydınların Türkiye’ye karşı tutumları çok büyük ölçüde olumluydu. Hem yorum yapan gazeteciler, hem de medyada görüşüne başvurulan aydınlar Türkiye’nin yeni tavrını büyük takdirle ve örnek göstererek karşıladılar. Türkiye’nin demokrasisi ve gelişmişliği ile bölgede ağırlığını koymaya başladığını ve özellikle demokrasi dolayısıyla Türk kamuoyunun hükümetin işini kolaylaştırdığını söylüyorlardı. Aynı şekilde, Arap rejimlerinin demokratik olmaması kamuoyunun isteklerine tepkisiz kalmasını ve daha çok ABD ve İsrail çizgisine duyarlı olmalarını eleştiriyorlardı. Örneğin, Mısır’da hükümet yanlısı Ahram Gazetesi’nde bile İsrail’in cüretkarlığının sebebi olarak, Arap yönetimlerinin pasifliğini, demokrasi eksikliğini, Filistinliler arasındaki çatışmayı eleştiren yazılar yayınlandı.
Eskiden İsrail ile ilişkileri dolayısıyla Türkiye’yi eleştiren bazı milliyetçi aydınlar da bu olayla Türkiye’ye daha fazla hak vermeye başladılar. Özellikle doğrudan eleştiremedikleri rejimlerini Türkiye üzerinden eleştirmek nerdeyse adet haline geldi. Ancak, Arap devletlerinin yapamadığın yaptığı için kıskançlık duyduklarından Türkiye’nin bölgede örneğin Mısır’ın rolünü üstlenmesine ve Arap yönetimlerini zor durumda bırakmasına kızan hükümet yanlısı yazarlara – az da olsa – rastlanıyordu. Lübnanlı bazı Hristiyan aydınlar da Türkiye’nin öne çıkmasından çok hoşlanmamış görünüyorlar. Diğer ülkelerde buna benzer olumsuz tepkiler pek yoktu.
Arap yönetimleri ise haklarından ve aydınlarından çok farklı bir turum ortaya koydu. Bir kısmı duyarlı ve aktif, bir kısmı ise aciz. Bir kısmı da kasıtlı sessiz kalıyor. Suriye ve Lübnan gibi sürekli İsrail tehdidi altında yaşayanlar doğrudan Türkiye’nin yanında ve bu tehdidi azaltabileceği için sevinen yönetimler. Katar gibi uluslararası alanda aktif rol alan ve Türkiye’nin politikasından memnun olan ülkeler var. Bir de Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri gibi Türkiye’nin Filistin meselesine desteğine sevinen ama ABD’den çekinerek bunu da çok belli etmeyen yönetimler var. Bu yönetimlerin Türkiye’ye imrenmenin yanında, kendilerini zor durumda bıraktığı için aynı zamanda Türkiye’den rahatsız olduklarını tahmin etmek de zor değil.
Özetle, İsrail ordusunun Özgürlük Konvoyu eylemcilerini öldürmesi ve Türkiye’nin gösterdiği sert tepki, Arap dünyasında ikinci bir Davos etkisi yaratmıştır. Hatta, konvoy gönderilmesi gibi somut eylemlerde bulunması dolayısıyla, daha önce Türkiye’yi yalnızca propaganda yapmakla eleştiren bazı Arap aydınlar dahi takdirle yaklaşmışlardır. Arap yönetimleri ise bir yandan Türkiye’nin eylemlerini takdir ederken bir yandan da kendilerini zor durumda bırakmasından rahatsızlık duymaktadırlar. Türkiye’nin lafta kalmayacak tepkileri Türkiye’nin prestijini ve güvenirliğini daha da artıracak ve bölge liderliğini tescilleyecektir.
(Doç. Dr. Ahmet Uysal, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Böl.)