1973’te istisnai halk direniş komutanı Hacı Hafız Selame ile Süveyş direnişini koordine etmiştik. O, Siyonist ordusuna karşı duruyordu ve halkın şehri teslim etmeme iradesini ifade ediyordu. Erkenden İslami direniş hareketini kurarak İsrail ordusunu hezimete uğrattı ve yenilen İsrail ordusunu geri gönderdi.
80 yaşının üzerindeki Hacı Hafiz Selam Mısır’ın Gazze ile dayanışmasını gösteren önemli bir simgedir. Ambargonun kaldırılması için bizim gibi Müslüman komşulardan gelen talebi anlatmaktadır. Komşuluktan gelen haklar gibi İslam’dan gelen haklar da vardır. İslam ve Arap kültüründe komşuluk, haklara ve görevlere riayet etmeyi gerektirir, sorumluluğu red ve ondan kaçış değildir. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” ilkesi uyarınca Mısır, bir buçuk milyondan fazla Müslüman yiyecek bulamazken kenarda seyirci kalamaz.
Sesimizi Refah sınırının tam olarak açılması için yükselttik ve başka bir işarete kadar değil. Siyonist komandoların uluslararası sularda Gazze ile destekçi sivil eylemcilere karşı işlediği korsanlık suçundan sonra, Mısır’ın Refah kapısını kapalı tutması – veya acil durumlarda açılması – için gerekçe kalmamıştır. Biz onun, kuşatılan Gazze halkı için ve sürekli açık kalmasını ve Mısır’ın korkularından sıyrılıp doğru tarafla dayanışma göstermesini istiyoruz.
Özgürlük konvoyunda şehit olanlar için gıyabi namaz kılındı ve soğukkanlılıkla suçlar işleyip cezalandırılmayan Sıyonist varlığa karşı onun cesur ve kritik duruşuna destek sesleri yükseldi. Namaz kılan bu kızgın grup Mısır halkı için mücadele kapılarının açılması, İsrail ile ilişkilerin kesilmesi ve elçiliğinin kapatılması için çağrı yaptı.
Katılanlar arasında yalnızca erkekler yoktu, Mısırlı kadınlar da gaspçı ve suçlu devlete karşı desteğini belirtiyorlardı. Siyasi yelpazenin her renginden temsilciler ve sıradan Mısırlı vatandaşlar Gazze ve Türkiye’ye destek için toplandılar. Hepsi birden direnişe desteklerini belirtiyorlardı. Amerika ve İsrail ile yapılan sonuçsuz görüşmeleri durdurun diyorlardı.
Bir Irak’ta bir Filistin’de, sonra Afganisan’da ve sonra İran’da, en son Avrupa başkentlerinde Müslüman azınlıklara yapılan muameleler gibi Arap ve Müslüman vatanımıza yönelik saldırıları protesto için uzun süreden beri El-Ezher’e gitmemiştim.
Özgürlük konvoyunda olanları izlerken direnişin canlanmasıyla gurur duydum. İçimde hem kızgınlık hem de gurur vardı. Barış şehitlerinin yaptıklarıyla gurur duydum çünkü Siyonist yönetimi korku, acizlik ve düşüş açmazına soktular. Onun ahlaki, meşru, medeni ve nefsi müdafaa söylemini elinden aldılar ve barış mantığı, kanun ve diyalog tanımayan ve ancak kuvvetten başka birşey anlamayan suçlu bir varlık olarak gösterdiler.
Özgürlük Konvoyu Siyonist varlığının önemli biz zaaf noktasını keşfetti: Gazze kuşatmasını kırmayı amaçlayan barışçı konvoyları nasıl karşılayacağını bilememesi. Bu sayede, dünyanın özgür insanları binlerce Özgürlük Konvoyu’nun Gazze’ye ulaşmasını sürdürecektir. Siyonist devletin öldürme mantığını sürdürmesi zorlaşacaktır. Özgür dünyanın barışçı direniş mantığı ile devam etmesi ve sonunda hakkın kuvvete galip gelmesi kaçınılmazdır. Özgürlük Konvoyu, bölgedeki dengelerin Araplar ve Müslümanlar yararına, halkımızın Filistin, Kosova, Afganistan, Irak, Çeçenistan, Doğu Türkistan’da hak ve özgürlük değerleri lehine değiştiğini de ortaya koydu.
Direniş mantığı karşısında kuvvet mantığı yok oluyor, Siyonist ve Amarikan güçlerinin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Türkiye’nin bölgesel yüzü Filistinlilerin hakkını savunmak için ortaya çıkıyor ve İsrail’in karşısına dikiliyor. Dolayısıyla, ortaya çıkan durum itidal ve çekimserlik prensibine dayanmıyor, yeni durum yükselen bölgesel güç Türkiye’nin işleri asli yerine koyması anlamına geliyor. Bölgenin dengesi değişiyor ve biz Mısırlılar ve Araplar Türkiye’ye destek için buradayız. Sömürgecilerin Türk ve Arap toplumları arasında yaydığı düşmanlığın maskesi düşmüştür.
(Dr. Kemal Habib)