11 Eylül ve 7 Temmuz terör saldırılarından sonra dünyada, özellikle de gelişmiş - ABD, AB, Yeni Zellanda, Avustralya, Japonya, Kanada- ve kritik bir politik yapıya sahip olan ülkelerde oluşan güvenlik sorunu, devletleri daha sert önlem ve yaptırımlar almaya itmiştir. Bu saldırılardan sonra ABD ve AB güvenlik sistemlerini yeniden gözden geçirerek yasalarında yeni düzenlemeler yapmışlar ve ülkelerine giren üçüncü ülke vatandaşlarını daha iyi tanımayı ve tanımlamayı amaçlamışlardır.
Bu saldırılarından sonra, ABD ile birlikte AB ülkeleri de biyometrik pasaporta geçişleri hızlandırmıştır. Dünyada en fazla göç alan ABD ve AB, ülkelerinde hızla artan değişik kimlikteki insan sayıları ve bu insanların kendi kültür ve sosyal yapılarına çabuk ayak uyduramamaları gibi nedenlerden ötürü, bu kişilerin en azından kim olduklarını ve bunların hareket alanlarını daha iyi kontrol etmek için biyometrik pasaport kullanmaktadır. Buna istinaden Avrupa’da artan ırkçı söylemler ve buna paralel olarak ırkçı partilerin görünürlüğünün artması -Almanya, Fransa, Avusturya, İngiltere- buralarda yaşayan göçmenler üzerinde baskı yaratmaktadır. Özellikle Müslüman kimliğe karşı yapılan sözlü ve yazılı saldırılar, bu ülkelerdeki şiddeti tırmandırmakta ve Müslümanları da gruplaşmaya itmektedir. Tüm bu olanlardan ülkelerin normal vatandaşları ve güvenlik güçleri de etkilenerek üçüncü ülke vatandaşlarına ve göçmenlere karşı şüphe ile yaklaşmaktadır. İşte tam bununla ilintili olarak ülke içindeki göçmen grupların kontrolünde biyometrik bilgiler rahatça kullanılabilecek ve önceden önlem alınabilecektir.
Buna paralel olarak, biyometriğin, kişinin fiziksel ve davranışsal karakteristiği anlamına geldiğini düşünürsek, kişinin tanımlanması ve gerekli tedbirlerin alınmasını kolaylaştırması amacıyla biyometrik pasaportun güvenlik sistemlerinde kullanılması sınır geçiş işlemlerini kolaylaştırmaktadır.. Bu pasaportların özelliği çok fonksiyonlu olmasıdır. Burada kişiye ait tüm bilgilerin bir çip’te muhafaza edilmesi ve verilerin bir havuzda toplanarak bunlara daha çabuk ulaşılması ve kişinin gittiği ülkede ne kadar süre kaldığı, herhangi bir şüpheli işe karışıp karışmadığı gibi bilgilere çabuk ulaşılmasında güvenlik güçlerine zaman kazandırması hedeflenmiştir.
Fakat İngilterede yapılan çalışmalarda “bu çiplerdeki ünitelerin iki yıl dayandığı oysa pasaportların daha uzun süreliğine verildiğine dikkat çekilerek bu çiplerin kullanılıp kullanılamayacağı konusunun inceleme konusu olduğu belirtilmiş ve teknik uzmanlar tarafından doğru malzeme kullanılarak yapılan incelemelerde çiplerin de sahtesinin yapılabildiği görülmüş, bunun sahte olup olmadığının ise doğru çip okuyucu ile belirlendiği”
[1] belirtilmiştir.
Ülke güvenliğini sağlamak ve terörist örgütlerin ve üyelerinin ülkeye girişlerini engellemek için kullanıldığı belirtilen biyometrik sistem, parmak izini, yüz tanımlamayı, retina taramasını içermektedir. Kişiye ait bütün bilgiler tanımlayıcı numaralandırma sistemine indirgenerek dijitalleştirilmiştir. Bu sistemin işlemesi için yapılması gereken zorunlu işlemler vardır. Sistemde tüm bilgilerinin yeralması için öncelikle kişinin sisteme kaydı yapılıyor ve bütün veriler depolanıyor. Kişinin kimliği onaylandıktan sonra tüm veriler orjinali ile karşılaştırılarak tekrar kontrol ediliyor ve bunu güvenlik sistemleri “birebir karşılaştırma” olarak tanımlıyor. Fakat bu sistemin zorluklarından birisi ise kişinin bu bilgileri kendine ait olmadığını iddia edebilme olasılığıdır. Bundan dolayı o kişinin veriler girilirken orada bulunma zorunluluğu bulunmaktadır. Böylece kişiye ait tüm veriler sağlıklı bir şekilde depolanmış olacaktır.
Bu pasaportta, öncelikle ve özellikle parmak izi tanımlama işlevinin kullanılması önemli bir yer tutmaktadır. Parmak izinin uzun zamandır kişinin kimliğinin tanımlanmasında kullanılıyor olması hukuki olarak da bu sistemin kullanılmasına zemin hazırlamıştır. İkinci olarak da el geometrisi kullanılmasıdır. El geometrisinde parmakların boyutları, eklemler gibi detaylar yer almaktadır. Üçüncü olarak yüz tanımlama işlemi belirtilmekte ve buradan göz çukurları, yanak kemikleri ve ağız şekli ön plana çıkmaktadır. Göz retinasının taranmasında ise gözün rengi gibi özellikleri depolanmaktadır. Özellikle Avrupa da Şengen bölgesinde bulunan ülkelerin ortak vize ve göç prosedürlerini uyguladıkları düşünülürse herhangi bir Şengen bölgesinden giriş yapan kişinin bilgilerine başka bir üye ülkeden rahatlıkla ulaşılabilecektir. Böylece bu kişinin takibi daha kolay yapılacaktır.
Aynı zamanda bu sistemin kullanılması, ülkelere herhangi bir suça karışmış kişilerin ve terör örgütleri mensuplarının belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Çünkü kişiler bir nevi fişlenmekteler ve davranışlarına göre de risk kategorilerine ayrılmaktadırlar. Güvenli ve temiz bir seyahat siciline sahip olan kişiler için herhangi bir sorun oluşmaz iken “daha önce herhangi bir AB ülkesine seyahat yapmamış kişiler için bazen sıkıntılı ve sorunlu bir süreç olabiliyor”
[2]. Bu sorunlar her iki tarafdaki vize işlemlerini gerçekleştiren görevlilerden, bunların keyfi davranışlarından, kaynaklanabilmektedir. Özellikle ilk defa yurtdışına çıkacak olanlar pasaport alırlarken tüm işlemlerinin tam olarak yapılıp yapılmadığını kontrol etmeliler, çünkü daha sonraki süreçte giriş yapılan ülkenin limanlarında sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz olmaktadır. Eğer kişi giriş yaptığı ülkede sorunsuz bir seyahat yapar, hiç bir şekilde yasadışı olaya karışmaz ve zamanında ülkeden ayrılırsa bu kişi düşük risk kategorisinde değerlendirilerek daha sonraki giriş ve çıkışları kolaylaşmaktadır.
AB yetkilileri tarafından yapılan açıklamada “kişinin parmak izli biyometrik pasaporta, başarılı bir vize başvurusuna (istenen tüm bilgilerin sağlanması) ve yeterli maddi güce sahip olması temiz bir seyahat siciline sahip anlamına geldiği”
[3] belirtilmiştir. AB tarafından sorunsuz, temiz bir seyahat siciline sahip olan kişiler aynı zamanda “otomatik kontrol sistemi” ne alınarak giriş ve çıkışlarının daha akıcı ve hızlı olması hedeflenmiştir. Biyometrik Pasaport aynı zamanda AB vatandaşı olan insanlara da seyahatlerinde kolaylık sağlayacak ve sistem AB, pasaportu taşıyan gerçek kişileri yani gerçekte kimin AB vatandaşı olup olmadığını tam olarak tespit edecektir.
Yapılan tüm yeniliklere rağmen bu bilgilerin kullanılmasında ve saklanmasında birçok yasal sorun ile karşılaşılmaktadır. Öncelikle bu yapılan düzenlemelerin özgürlükleri kısıtladığı hiç şüphesiz bilinen bir gerçektir. Yapılanlar Avrupa İnsan Hakları Bildirgesinin 8. maddesinde bulunan özel hayatı ihlal etme bendine açıkça karşıdır
[4]. AB bu konudaki itirazlara kayıtsız kalmayarak depolanan bilgilerin herhangi bir yasadışı olayda kullanılmaması için yasal düzenlemeler yaptığını, bunların kanunları ihlal edenlere veya soruşturma geçirenlere karşı olduğunu
[5] özellikle belirtmektedir.
AB Şengen bölgesi ülkelerine girecek olanların tüm verileri artık “Vize Bilgi Sisteminde (VIS)”
[6] saklanacaktır. Bu sistemde “kişinin adı-soyadı, adresi, mesleği, vize başvuru süreci, biyometrik fotoğrafı, parmak izi gibi bilgiler depolanacaktır”
[7]. Buradan kimlerin yasal yollardan giriş yaptıkları, kimlerin kaçak durumda olduğu, kimlerin sığınma talebinde bulunduğu takip edilecektir. Böylece, kaçak göçmenler ve yasadışı çalışanlar rahatlıkla tespit edilebilecektir.
Sonuçta, terör saldırıları ile sarsılan ABD ve AB’nin almış olduğu önlemler ve yasalarında yaptığı düzenlemelerin ne kadar etkili olduğu kesin bir şekilde bilinememektedir. Fakat bu konudaki uygulamaların “güvenlik” ve “insan haklarına müdahale” ikilemi çıkarttığı da bir gerçektir. Çıkan diğer bir sonuç ise insan hayatının dijitalleştiğidir.
(Akif Karabaş, SDE Asistanı)
[1] http://www.parliament.uk/briefingpapers/commons/lib/research/briefings/snha-04126.pdf
[2] Daha geniş bilgi için; http://www.ceps.eu/book/commissions-new-border-package-does-it-take-us-one-step-closer-cyber-fortress-europe
[4] State Watch Analysis: the Legality of the Regulation on EU Citizens’ Passport. http://www.statewatch.org/news/2004/nov/11biometric-legal-analysis-htm.htm
[6] Daha geniş bilgi için; http://www.ceps.eu/book/commissions-new-border-package-does-it-take-us-one-step-closer-cyber-fortress-europe