Kuşkusuz bu darbeci geleneğin, yani siyasal iktidarı zora başvurarak elde eden grup ya da grupların daha önceki dönemlere ilişkin başlangıç noktalarından bahsetmek mümkündür. Ancak demokratikleşme ile beraber, halkın seçtiği siyasal iktidarlara yönelik bu tür güç kullanarak yapılmış “darbe”lerin ilk örneği İttihat Terakki geleneği ile gündemimize girmiştir. İttihatçıların bu silahlı ve tepeden inmeci kendi “demokrasi” algılarını ve sınırlarını dayatan tarzları Türk siyasal yaşamında önemli bir gelenek olarak bugüne değin damgasını vuran bir unsur olmuştur.
Osmanlı-Türk siyasal geleneğindeki bu darbeci anlayışın, Cumhuriyet dönemindeki ilk tezahürü 27 Mayıs 1960 askeri darbesi olmuştur. 27 Mayıs darbesi, 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye’nin, 1950 yılında yapılan ve Batılı standartlara uygun olarak gerçekleşen ilk demokratik seçimlerini kazanan sivil iktidarını hedef almıştır. Darbenin bir sonucu olarak Demokrat Parti tasfiye edilmiş, Başbakan Menderes ve iki arkadaşı idam edilmiş, demokratik yaşam kesintiye uğramıştır.
Ancak darbenin etkileri yalnızca bu sonuçlarla sınırlı kalmamış, günümüze kadar devam eden önemli siyasal ve toplumsal kırılmalara/kutuplaşmalara da yol açmıştır. Darbe sonrasında yapılan düzenlemelerle, demokratik sivil iradenin ülke yönetimine doğrudan yansımasının önüne geçilmiştir. İhdas ettiği kurumlardan; Milli Güvenlik Kurulu ile yürütme, Cumhuriyet Senatosu ile yasama, Anayasa Mahkemesi ile yargı alanında vesayetçi kurumlar oluşturulduğu gibi, ekonomik alanda da kurumsallaşma yoluna gidilmiş ve bu doğrultuda sui generis bir kurum olarak OYAK ihdas edilmiştir. Bu düzenlemeler, darbeci anlayışın ülke yönetiminde kurumsallaşmasına ve sonraki yıllarda gerçekleşecek askeri müdahalelerin alt yapısının oluşmasına olanak tanımıştır.
27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen bu ilk askeri darbe, aradan geçen 50 yıla rağmen, halen güncelliğini korumakta ve sıcak tartışmalara konu olmaktadır. Sözkonusu tartışmalara katkı sağlamayı ve 27 Mayıs’ı yeniden hatırla(t)mayı amaçlayan bu çalışmada, ‘27 Mayıs’ tüm siyasal boyutlarıyla ele alınmaktadır. Bu bağlamda, ilk olarak çok partili hayata geçiş süreci ve DP iktidarı döneminde yaşananlar incelenecek, daha sonra 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ve Milli Birlik Komitesi iktidarı üzerinde durulacaktır. Son olarak, Milli Birlik Komitesi iktidarında hazırlanan 1961 Anayasası’nın yasama, yürütme ve yargı alanlarında yol açtığı sonuçlar, oluşturduğu vesayet kurumları ile ilişkisi içinde değerlendirilecek ve yeni anayasa dönemindeki ilk siyasal gelişmeler ele alınacaktır.