Bu gelişmenin ardından El-Kaide’nin ülkede faal olduğu ve İBM tarafından korunduğu gerekçesiyle ABD uçakları Somali’yi bombalamaya başlamış ayrıca ABD’nin desteklediği Etiyopya ordusunun Somali’yi işgal etmesine göz yumulmuştur. Bu meselede Etiyopya’nın devreye sokulması ilginçtir. Bu ülkeyle Somali arasındaki ilişkiyi Hindistan-Pakistan ya da İsrail-Filistin arasındaki ilişkiye benzemektedir. Dolayısıyla, ABD’nin uluslararası terörizme karşı başlattığı küresel savaşta, komşusunda gözü olan Etiyopya’nın da kullanılması başka problemlerin doğmasına sebep olmuştur. Ülke içinde de, Somalili savaş komutanlarının ABD tarafından İBM’ye karşı desteklendiği de bilinmektedir.
Ancak dışarıdan yapılan müdahaleler ülkede yanan alevin daha da yükselmesinden başka pek bir fayda sağlamamıştır. Etiyopya ordusuna karşı savaş ilan eden İBM, yabancı kuvvetlerin işgaline karşı tüm Somalilileri birlik olmaya çağırmıştır. Nihayetinde Etiyopya ordusu 2009 yılının başında ülkeden çıkmak zorunda kalmıştır. Bu geri çekiliş, Etiyopya ordusuna karşı mücadele veren İBM’yi ve ABD tarafından terörist örgüt ilan edilen El Şebab’ı ülkede kahraman haline getirmiştir. Burada yapılanın, Afganistan’daki Taliban örneğinde olduğu gibi Somali’de İBM’yi, El Kaide ve terörizmle tamamen aynı kefeye koyulması hatası olduğuna ilişkin eleştiriler yapılmaktadır.
[1]
Ülkedeki son duruma baktığımızda; Somali halkının yaklaşık yarısının uluslararası gıda yardımına ihtiyaç duyarak yaşamakta olduğu, milyonlarca insanın ülke içinde ya da diğer ülkelerde mülteci statüsüyle yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı, BM'nin desteklediği geçici hükümetin başkent Mogadişu'nun küçük bir bölümünde Afrika Birliği barış gücünün yardımıyla ancak kontrolü sağlamış durumda bulunduğu, El Şebab’ın ise, Somali'nin güney kesimlerini büyük ölçüde kontrol altında tuttuğunu görmekteyiz.
Deniz Korsanlığının Ortaya Çıkışı
Somali’de bu yaşananlar dünyada çok sınırlı sayıda insanın haberdar olduğu bir meseleyken uluslararası gemilerin Aden Körfezi açıklarında Somalili deniz korsanlarınca fidye amaçlı olarak el konulması hadiselerinin başlamasıyla tüm dünyanın gündemine oturmuştur. 2008 yılında bu şekilde 168 hadise olurken bu sayı 2009’da 200’ü aşmıştır. Bu saldırıların birçok olumsuz etkileri olmaktadır. Öncelikle, Arap yarımadası başta olmak üzere bu bölgeyi ilgilendiren deniz taşımacığının sekteye uğramasına sebep olmakta ve sigorta maliyetlerinin yükselmesine yol açmaktadır. Ayrıca, Somali’ye deniz yoluyla insani yardım ulaştırılması güçleşmektedir. Peki, bu deniz korsanları kimlerdir? Bu sorunun cevabını araştırırken, Afrika açıklarında yasadışı olarak avlanan uluslararası büyük filoların Somali balıkçılığını bitirmesi de göz önünde bulundurulmalıdır. BM raporlarına göre, her yıl 300 milyon Dolar değerinde deniz ürünü Somali açıklarında yabancı gemilerce avlanmaktadır. Ayrıca, Somali sahil şeridinin ülkenin iç kaosa düştüğü yıllardan itibaren Avrupalı şirketlerin zehirli atıklarına maruz kaldığı da ifade edilmektedir.
[2]
Ülkede kanunları uygulama gücüne sahip merkezi bir hükümetin 1990’lı yıllardan itibaren olmayışı, yaygın kontrolsüzlük, iç çatışmalar ve yabancı gemilerin Somali’lerin elinden aldığı balıkçılık sektörü gibi nedenler birleştiğinde, korsanların denize balık avlamak yerine gemi avlamaya çıkmalarının sebeplerini daha yakından anlayabilmekteyiz.
Bu şekilde, yoksul gençler, eski savaşçılar ve balıkçılar para elde etmek içindeniz korsanlığı yolunu seçmiştir. Bu yasadışı faaliyetlerin Somali’nin bazı kesimlerince, deniz korsanlığı olarak değil yabancı gemilerden kendi sahillerini korumak amacıyla yürütülen hizmetler gibi algılandığını da burada belirtmemiz gerekir. Ancak Somalili deniz korsanlarının sadece zehirli atık taşıyan ya da içi balıkla dolu olan gemilere değil uluslararası ticari yük taşıyan gemilere ya da turistik yatlara hatta Somali’ye insani yardım taşıyan deniz araçlarına da saldırmaları bu algıyı mesnetsiz kılmaktadır. Korsanlar, ele geçirdikleri gemileri ve mürettebatını talep ettikleri fidye ödenene kadar rehin tutmaktadır.
Korsanlık, Somali sahil şeridinde yaşayanların bir kısmı için önemli bir gelir kaynağı haline dönüşürken diğer taraftan fiyatların artmasıyla birlikte hayat pahalılığına da sebep olmuştur.
BM, G-8 ve AB Devrede
Kargo gemilerine düzenlenen saldırıların artması üzerine özellikle batılı ülkeler çeşitli önlemlerin alınmasına öncülük etmişlerdir. Somali’ye 1992 yılında başlayan BM silah ambargosu, deniz korsanlarının artan faaliyetleri nedeniyle 2008 alınan BM Güvenlik Konseyi kararıyla sıkılaştırılmıştır.
Ağustos 2008’de, BM Güvenlik Konseyi, korsanlıkla mücadele etmek üzere 1851 sayılı kararı oy birliğiyle almıştır. Bu kararla, deniz korsanlığı amacıyla Somali topraklarını kullanan kişilere karşı gerekli olan her türlü tedbirin alınası için ülkeler yetkilendirilmiştir. Bu karara cevap veren ülkelerin şu anda Somali açıklarında savaş unsurları bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında, ABD, Çin, İtalya, Fransa, İngiltere, Japonya ve Türkiye de vardır. Savaş gemileri, ticari deniz taşıtlarına yönelik saldırıların engellenmesi ve korsanların ele geçirilmesi amacıyla görev yapmaktadır.
Korsanların ele geçirilmesinden sonra nerede yargılanacakları konusu diğer bir problem ortaya çıkmıştır. Zira, Somali’de bu kişilerin yargılanabileceği gerekli yasal sistem işlememektedir.
İlk başlarda, yakalanan bu korsanların yargılamakla yetkili Uluslararası bir Mahkemenin oluşturulması fikri, daha sonra ise, bu tür suçların Uluslararası Ceza Divanı’nın görev alanına dâhil edilmesi seçeneği tartışılmıştır. Ancak bu seçenekler, zaman alıcı olması ve Uluslararası Ceza Divanı’nın yetki alanını ABD gibi bazı ülkelerin tanımaması nedeniyle üzerinde fazla durulamamıştır.
Bu sorunun çözümü amacıyla, G-8 ve AB’nin üzerinde anlaştığı yöntem ise korsanların hangi ülkenin sahillerinde ya da sahillerine yakın bölgede yakalandıysa o ülkede yargılanmalarını sağlamak yönündedir. Bu amaçla BM bünyesinde bir fon oluşturulmuş ve Somali’ye komşu ülkeler deniz korsanlığıyla mücadele için desteklenmeye başlamıştır. Kenya ve son olarak Seyşel Adaları, deniz korsanlarını kendi topraklarında yargılamak üzere ceza kanunlarında değişiklik yapmışlar ayrıca Batı ülkelerinden bu yönde kullanılmak üzere teknik yardımlar almaya başlamışlardır. BM korsanları kendi topraklarında yargılayacak ülkelere her türlü desteği vereceğini vaat etmektedir. Ancak, asıl mesele korsanların ortaya çıkmasına sebep olan ve yazının başında belirttiğimiz temel sorunların çözümüne odaklanılmasıdır.
Geçen hafta İstanbul’da düzenlenen BM Somali Konferansı, Türkiye’nin ön ayak olduğu önemli bir girişim olarak kabul edilmektedir. Somali’nin yaşadığı güvenlik, siyasi ve ekonomik sorunların nasıl çözüm bulacağı tartışılmıştır. Tartışılan bu sorunlar arasında elbette deniz korsanlığı da bulunmaktadır. Konferans sonunda Somali’ye yardım sözü çıktıysa da bunun nasıl realize edileceği ve sorunun çözümüne ne kadar katkısı olacağı önümüzdeki dönemde ortaya çıkacaktır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] Mohamed A. Mohamed, “U.S. Strategic Interest In Somalia: From Cold War Era to War on Terror”, 01 June 2009, a thesis submitted to the Faculty of the Graduate School of the State University at Buffalo, s.30-31.
[2]http://www.thenational.ae/apps/pbcs.dll/article?AID=/20091024/WEEKENDER/710239804/1080