ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele

26.05.2010 10:01:13

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti günümüz politikalarının içinden çıkmakta çok zorlandığı sorunlarından birisi olarak çözüm beklemektedir. Göçmen kaçakcılığının en karlı işlerden birisi olduğunu düşünürsek, bu işi yapanlar için de bunun çok düşük riskler taşıması ve bunun tespitinin de çok zor ve düşük oranda olması bu işi yapanlara büyük bir rant ve güç sağlamaktadır. Bununla beraber ülkelerin göçmen kaçakçılığını önlemek ve bununla mücadele etmeleri için, kaçak göçmenlerin haklarını korumaları ve devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.

Göçmen kaçakçılığı ile mücadelede BM önemli iki teknik yardımda bulunabileceklerini belirtiyor. Buna göre; birinci olarak, “yasaların BM protokollerine göre hazırlanmasında devletlere yardım edilecek, ikinci olarak ise göçmen kaçakçılığına karşı koymak için etkili ceza yasalarının geliştirilmesinde devletlere yardım edilecek” [1] . Bu doğrultuda, özellikle gelişmekte olan devletlerin ve fakir olan ülkelerin vatandaşları insan ve göçmen kaçakçılığına en çok maruz kalanlar olmakla beraber, bu ülkelerin yasalarının ve ekonomilerinin yeteri kadar iyi olmadığını düşünecek olursak birçok insanın bu yola başvurmaktan başka çarelerinin olmadığı görülecektir. Özellikle Afrika ülkelerinden, Afganistan, Irak, İran, ve Orta Asya ülkelerinden Avrupa’ya, Güney Amerika ülkelerinden ise Amerika Birleşik Devletleri’ne yasadışı göçmen kaçakçılığının her yıl artarak devam ediyor olması olayın boyutunun ne kadar büyük olduğuna işaret etmektedir. Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği yasadışı göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretine yönelik yeni yasal düzenlemelere gitse de Güney Avrupa ülkelerinin limanlarının kaçakçılık olaylarına açık hedef olması ve bu kıyıların kontrol edilememesi göçmen kaçakçıları için uygun bir destinasyon olmaktadır.

 
Üstelik bu yasadışı insan ticareti ve göçmen kaçakçılığının aktörleri arasında resmi kimlikli yetkililerinde bulunması olayları işin içinden çıkılmaz yapmaktadır. Öte yandan kaçak olarak gelişmiş ülkelere sokulan bu insanlar kendi hayatlarını kurtarmanın hesabını yaparken, hiç de hesaplayamadıkları olaylarla da karşılaşabiliyorlar. Bu insanlar, özellikle, ekonomik yönden kendilerinin sömürülmesi kadar, vergi vermeden çalıştıkları veya çalıştırıldıkları için devletleri de büyük bir maddi kayba uğratıyorlar.
 
Devletler için başka bir sorun ise, göçmen kaçakçılığının yasadışı yollardan büyük organize gruplar tarafından yapıldığından dolayı, kaçak göçmenleri ülkelerine geri gönderme işlemlerinin zorluğundan kaynaklanmaktadır. Bu iş hem çok masraflı hem de çok zor olmaktadır. Zor olmasının sebebi bu kişilerin pasaportları veya bir kimliklerinin bulunmaması, hal böyle olunca bu kişilerin hangi ülke vatandaşı oldukları bilinemiyor. Bundan dolayı da bu insanlar orada geçici veya misafir vizesi ile kalıyorlar. Ayrıca bu da o ülke için bir güvenlik sorunu oluşturuyor ve bir zaafiyet meydana getiriyor.
 
Fakat göçmen kaçakçılığında, kendi ülkelerinden başka bir ülkeye göç etmek o kişilerin sorunlarını çözmediği gibi bu insanlar aynı zamanda gönülsüzce insan ticaretinde, yasadışı işlerde, özellikle seks ticaretinde, borçlarını ödemeye karşılık kölelik yapma gibi bu tür işlerde çalıştırılmaktadırlar. Diğer taraftan korumasız olan bu kişiler hem kendileri tecavüz ve saldırılara maruz kalıyorlar hemde başkalarına tecavüz edip saldırıda bulunuyorlar. Bu olaylarda ülkenin asayiş yönünden birçok sorunla karşılaşmasına sebep olmaktadır.
 
İnsan ticareti ve Göçmen kaçakçılığı ile mücadele etmenin yollarından birisi olarak bu kaçakçılığın yapıldığı güzergahların iyi bilinmesi ve kaçakçıları destekleyen altyapının yokedilmesi olarak açıklanabilir. Göçmen kaçakçılığından en çok çeken ilkelerin başında ise ABD gelmektedir. ABD göçmen kaçakçılığına karşı etkili kanunlar çıkarsa da ülkesinin güney sınırından gelen Meksikalı kaçak göçmelerle başetmekte zorlanıyor. Bu yasadışı göçmen kaçakçılığı ile ilgili olarak ABD’nin çıkarmış olduğu kanunlar “evinde veya kendine ait arazisinde yasadışı bir göçmen bulunan veya bu işi yaptığı kanıtlanan kişilere karşı daha sert önlemler alma hakkını” [2] yetkili mercilere veriyor.
 
ABD, Meksikalı göçmenler ile başetmeye çalışırken, Türkiye ise göçmen kaçakçılığı konusunda bölgesinde kilit bir rol oynamaktadır. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretinde Türkiye’nin aldığı önlemler Avrupa Birliği mercileri tarafından pek yeterli bulunmuyor. Özellikle Irak, İran, Afganistan ve Türki Cumhuriyetlerinden Avrupa’ya geçmek isteyen göçmen kaçakçılarının başlıca güzergahı olan Türkiye bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da AB ile pek anlaşamamaktadır. Ortadoğu ve orta Asyadan gelen göçmen kaçakçıları Türkiye’yi bir köprü olarak görüyor ve Türkiye’den sonra ilk durak olan Yunanistan’a geçiyorlar, daha sonraki duraklar ise diğer gelişmiş Avrupa ülkeleri oluyor. Bu olaylardan dolayı özellikle Yunanistan ve Batı Avrupa ülkeleri Türkiye’yi yeterli önlem almamakla itham ediyorlar. Bunda, Türkiye’nin sınırlarının güvenliğini tam sağlayamama gibi etkenlerde önemli bir etken oluşturmaktadır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu sınırlarının dağlık bir bölge olması buralardan geçişlerin kontrolünü zorlaştırmaktadır.
 
Her ne şekilde bu yasadışı geçişler (düzenli veya düzensiz bir şekilde olması hiç farketmez) genellikle büyük bir ekonomik çıkar sağladığından ötürü insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı ile ilgili büyük bir uluslararası rant oluşturmuştur. Burada Türkiye’nin coğrafi konumundan ötürü Avrupa’ya geçiş için bir tampon bölge işlevi görmesi ve batı ile güney sınırlarının deniz kıyısı olması da insan ticareti ve göçmen kaçakçılığını kolaylaştıran etkenler olarak görülebilir. Göçmen kaçakçılığında Türkiye’den sonraki durak olan Yunanistan ile beraber Yunan adaları da bu geçişleri kolaylaştırıcı bir işlev görmektedirler. Bütün bu şartlar Türkiye’yi uluslararası göçmen kaçakçıları ve insan ticaretçileri için elverişli bir ülke haline getirmektedir.
 
Bütün bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin aldığı önlemler ise çoğu zaman yetersiz kalmakla beraber, Türkiye “Birleşmiş Milletler’in sınıraşan örgütlü suçlarla mücadele sözleşmesini ve insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı konusundaki ek iki protokolü 18 Mart 2003 tarihinde onayladığını ve buna paralel yasaları çıkardığını”[3] bildirmiştir. Fakat yasal düzenlemelere bakıldığında bu yasaların pek caydırıcı olduğu söylenemez.
 
Sonuç olarak, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı ile mücadelede ülkelerin tek başlarına çalışmaktan ziyade ortak hareket etmeleri ve daima iletişimde olamaları, bilgi paylaşımında bulunmaları gerekmektedir. Aynı zamanda kendi ülkelerinden kaçak yollarla göç etmek zorunda kalan insanların haklarının korunması ve bu kişilerin yasadışı örgütler tarafından kullanılmalarının önüne geçmek için, yasal düzenlemeler yapılarak daha sert önlemlerin alınması, bu örgütlerin kullandığı güzergahların çok iyi derecede kontrol edilerek buraların güvenliğinin sağlanması ortak bir mekanizma tarafından gerçekleştirilebilir (NATO gibi) ve bu örgütlerin altyapılarını oluşturan kaynaklar hep birlikte kurutulabilirse büyük oranda göçmen kaçakçılığının ve insan ticaretinin önüne geçilebilir.
 
(Akif Karabaş, SDE Asistanı) 





SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya