ENGLISH
18.05.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

Bağımsız Türkiye Komisyonu

09.11.2009 16:47:57

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bağımsız Türkiye Komisyonu, Eylül 2004’te bir grup Avrupalı tarafından kurulmuştur.

 

Bağımsız Türkiye Komisyonu II. Raporu 
 
Bağımsız Türkiye Komisyonu, Eylül 2004’te bir grup Avrupalı tarafından Türkiye’nin AB’ye üyeliğine ilişkin tartışmaların daha tarafsız ve rasyonel olmasına katkı sağlamak amacıyla kurulmuştur.
 
Bu komisyon 2004 yılındaki ilk raporunda, Türkiye’nin AB üyeliğini değerlendirmiş, üyeliğin iki taraf içinde avantaj ve dezavantajlarından bahsedilmişti. Bu raporda Türkiye gerekli reformları kabul edip uyguladıktan sonra Avrupa Birliği de adil davranarak ve Türkiye’nin yaptıklarını göz önünde bulundurarak Türkiye’nin tam üyeliğini kabul etmelidir.2009’daki ikinci raporda da komisyon aynı hedef doğrultusunda Türkiye’ye adil davranılması konusunda bastırıyor. Elbette ki 2004 yılında Türkiye bu güne kıyasla AB konusunda pek ilerleme kaydetmiş durumda değildi. Bu nedenle son raporda Türkiye’nin Ocak 2009’dan beri yaptığı ve yapmaya devam ettiği reformları açıklamış ve bunların getirilerinden bahsetmiştir.
 
Türkiye’nin yani AKP Hükümeti reformları yavaşlattıkça Avrupalı liderler üyeliğe olan karşıtlıklarını arttırmışlar bu da Türkiye’nin umutsuzluğa kapılmasına ve AB yolunda şevkinin kırılmasına yol açmıştır. İşte adını bu kısır döngüden alan Bağımsız Türkiye Komisyonunun ikinci raporunun ele aldığı konular; Kürt Meselesi, Ermeni Açılımı, Kıbrıs Meselesi, Ekonomik kriz ve etkileri gibi konulardır. Komisyon Türkiye’nin başlattığı reform sürecini bir başlangıç olarak nitelendirmiş ve Türkiye’nin bu açılımların devamını getirdiği takdirde AB’ye üyeliğinin kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir. (Tıkla -1)
 
Komisyon iki raporunda da Türkiye’nin üyeliğinin Avrupalı devletlerce körüklendiğinden ve Türkiye üyeliğinin seçim kozu olarak kullanıldığından bahsedilmişti. Türkiye’ye verilen sözlerin tutulmaması AB’nin güvenilirliğini sarstığı gibi Avrupalı devletler Türkiye aleyhindeki propagandalarıyla hem kendi halkının Türkiye’ye karşı olmasını hem de Türk halkının tepkisini çekerek AB’ye olumsuz baktığını dile getirmiştir.
 
AB’li liderlerin Ekim 2005’teki Müzakere Çerçevesi’nde bahsedilen “bu müzakereler, sonucu önceden garanti edilemeyen açık uçlu bir süreçtir” ifadesini AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerin üyelik dışında başka seçenekleri de hedefleyebileceği anlamına geldiği şeklinde yorumlamalarının Türkiye’ye “imtiyazlı ortaklık” teklifini getirmelerine neden olduğu ve bu önerinin Türkiye’yi rahatsız ettiğinden ve bunun sonuçlarından bahseden raporda AB üyelerinin Türkiye’yi üye olarak kabul etmedikleri için neler kaybettiklerinden de söz edilmiştir. (Tıkla-2)
 
Türkiye 1999’da gerek insan hakları gerekse diğer konularda AB müktesebatına uymaya başlasa da 2005’ten bu yana AKP’nin kapatılması davası, Ergenekon ve PKK ile Türk askerleri arasında sürekli çıkan çatışmalardan dolayı iç politikaları ile ilgilenmek zorunda olan Türkiye’nin reform sürecini aksattığını ancak 2009 Ocak ayında Kürtçe bir kanalın açılması, Ermeni-Türkiye yakınlaşması, askeri mahkemelerdeki yargı yolunun daraltılması gibi konular Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ne kadar ciddi olduğunun göstergesidir.
 
Türkiye’yi, Kürt ve diğer etnik gruplar için İspanya modeline (kendi dillerini kamu kurumlarında, okullarda kullanabilme, dil enstitülerinin açılmasını sağlama…) yakın bir modeli çözüm olarak gösteren komisyon bunun kolay olmadığını ancak üyelik için bunların gerekli olduğunu vurguluyor.
 
İsveç’teki gibi bir ombudsman yani kamu denetçisi sistemi kurmak için gerekli düzenlemeyi yapmasını önerdiği raporunda, Türkiye’nin Ocak 2009’da yalnızca AB konusunda çalışacak bir baş müzakereci atamasını, Kürtçe yayının başlaması gibi adımları üyelik yolunda önemli bir adım olarak nitelendirmiştir. Ayrıca laiklik tartışmaları için de Türkiye’nin üyeliğiyle laikliği koruma altına alacağı görüşündeler.
 
Türkiye’nin komşu ülkeleriyle 1998 yılında itibaren ilişkileri normalleştirmeye başlaması ve bölgede Rus-Gürcü Savaşı’nda, İsrail-Filistin çatışmasında ve diğer olaylarda arabuluculuk için gösterdiği çabalar Türkiye’nin bölgede önemli bir konuma gelmesine neden olmuştur. Komisyona göre de Türkiye hiçbir sorunu ya da krizi AB için tek başına çözemez ama Türkiye olmadan da AB’nin bölgede işi çok daha zor olur.
 
Komisyonun raporu Türkiye’de oldukça olumlu karşılandı. Egemen Bağış ve AB üyeliği için adımlar atan diğer liderler de Türkiye’nin haksızlığa uğradığının Avrupalılar tarafından görülmesinin memnuniyetini dile getirdiler. Bu raporla Türkiye’nin arkasını sağlama aldığını söylediler.
 
Bu rapor, gerçekten Türkiye’nin hassas olduğu konularda AB gibi baskı yapmamış Türkiye için yol gösterici nitelikte bir rapordur. Avrupa’da Türkiye’nin yaptıklarını gerçekten gören birilerinin olması Türk halkı için de güven vericidir. Dileriz ki üyeliğimize karşı çıkan devlet adamları da raporda da bahsedildiği gibi adil davranırlar ve halkın tepkisine rağmen yapılan bu reformları önyargısız ve dürüstçe değerlendirirler.
 
(Yrd. Doç. Dr. Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı, 11.09.2009)

 




AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya