ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

Avro ve AB Nereye Gidiyor?

20.05.2010 10:38:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

1999 yılında çok sancılı ama büyük umutlarla doğan avro şu anda görünümü çok net olmayan bir seyre sahip görünüyor. 16 avro bölgesi ülkenin liderinin buluşmaları ve mevcut krizi değerlendirmeleri ise çok sıcak tartışmalara sahne oldu. Özellikle Yunanistan daki krizin yayılarak önce Portekiz ve sonra İspanya’ya daha sonra ise uluslararası pazarlara sıçramasından endişe ediliyordu. Son iki haftadır tüm piyasaları tehdit eden Yunanistan sendromundan kurtulmak için alınan kararların tartışılması ise AB ülkeleri arasındaki uyumsuzluğu görmek içinde iyi bir fırsat oldu aslında.

Öncelikle Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’in ‘IMF ye ihtiyaç yok deyip daha sonra IMF’nin yardımını memnuniyetle karşılaması’[1] da birçok konuda olduğu gibi bu konuda da AB içinde de anlaşmazlıkların olduğunu gösteriyor. Aslında burada gözüken Almanya ve Fransa arasındaki ‘savaş’ın meydana çıkmasıdır.
 
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in uluslararsı basına yansıyan demeçlerinde dile getirdiği “krizin diğer ülkelere yayılmasını önlemek ve zor durumda bırakmamak için Yunanistan’a yapılması planlanan yardımın sadece zaman almaktan başka bir şey ifade etmeyeceğini” [2] bildirmesi işin ne kadar bir çıkmazda olduğunu göstermektedir. Özellikle, Alman kamuoyunun bu yardıma sıcak bakmaması ise işi daha da zorlaştırıyordu. Geçen hafta sonu onaylanan 750 milyar avroluk yardım paketinin hazırlanmasına rağmen piyasaya müdahalede geç kalınması ülkelerin mali görünümü üzerinde olumsuz bir etki bırakmıştı. Avrupa Merkez Bankası’nın son gelişmeler doğrultusunda İspanya ve Portekiz devlet bonosu almaya zorlanması da bankanın özerkliğine müdahale olarak algılandı. Bu olay The Economist’te ‘işin henüz yarısının bile tamamlanmadığını, bu planın sadece zaman satın aldığını fakat ilk başta bu karışıklıklar içinde avro bölgesinde önderlik yapan mali ve yapısal noksanlıkları düzeltemediği’[3] şeklinde eleştiriliyordu.
 
Bununla beraber eğer 750 milyar avroluk paket kabul edilmeseydi büyük bir zincir halinde bunun önce İspanya sonra Portekiz ve sırasıyla İrlanda ve İtalya’yı kapsamasından korkuluyordu. İşte tam bu noktada Alman kamuoyunu rahatsız eden şey de bu domino etkisi idi, yani Yunanistan’a yapılacak bir yardım diğer zayıf ülkelere örnek teşkil edecek ve onlara da mali yardımda bulunulması gerekecekti. Bu rahatsızlık Almanya ile Avro Bölgesi’ndeki diğer ülkelerle arasındaki sorunları da gün yüzüne çıkardı.
 
14 Mayıs’ta İngiliz Guardian gazetesi, Sarkozy’nin Merkel’i, “tek kur için AB’nin 750 milyar avroluk sigorta paketine düşmanlığı bırakmazsa avroyu terk etmekle tehdit ettiğini” [4] yazmıştı. Burada ki olaya bir de ikili ilişkiler açısından parantez açarak bakarsak, uzun zamandır sorunsuz yürüyen Fransız-Alman ilişkilerinin de kırılgan bir zemine doğru gittiğini görüyoruz. Evet, Almanya diğer avro bölgesi ülkelerine ekonomik yardımda çekingen davranabilir ve bu, o ülkelerin ekonomilerine güvenmediği anlamına da gelebilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, avro bölgesindeki Güney Avrupa ülkelerinin ihracat rakamlarının düşüklüğü, Almanya’nın ise avro bölgesi olan ülkelere ihracının yoğunluğudur. Bu döngüden çıkmanın yollarından birisi sözkonusu ülkeler açısından ihracatı artırmak ve rekabeti sağlayıcı önlemler almak, sıkı, disiplinli bir mali politika izlemektir.
 
Sarkozy’nin Merkel’i, Avro’dan ayrılma ile tehdit etmesi ise önemli bir detay olarak gündemdeki yerini aldı. Peki neydi bu tartışmanın ve tehdit’in arkasında yatan sebep diye soracak olursak yine Merkel’in Avrupa basınına yansıyan demecine bakmakta fayda var. Merkel demecinde; ‘Avronun başarısızlığı Avrupa ve Avrupa’nın bütünlüğünün, Avrupa birliği fikrinin başarısızlığı’ olacağını söylemişti.
 
Ekonomide bunlar olurken Avrupa’nın başkenti Brüksel’de uzun bir zamandır daha önemli gelişmeler yaşanıyor. Evet ekonomide Yunanistan, siyasi bütünlükte ise Belçika’nın durumu pimi çekilmiş bombayı anımsatıyor. Federal bir ülke olma amacı ile yola çıkılan AB, şu anda Belçika’nın bölünme riski ile karşı karşıya kalmış durumda. İki hatta üç bölgeden oluşan Belçikayı tehdit eden ise aşırı milliyetçi akımlar. Kuzeydeki Flamanlar ile güneydeki Valonlar arasındaki anlaşazlık işi çıkmaza sokuyor. Büyük bir ihtimalle bu iki bölge bölünecek fakat bu bölünme bir başka sorunu da yanında getiriyor; hem Belçika’nın hem de AB’nin başkenti Brüksel, “iki arada bir derede” kalacak.
 
Sonuç olarak Avrupa Birliği ekonomik sorunların üstesinden bir şekilde birbirlerine karşı verdikleri tavizler ile gelebilirken, milliyetçi ve şovenist duygulara dayalı sorunların üstesinden gelmekte zorlanıyor. Belki de Belçika’nın fiziksel olarak bölünmesi AB’de birçok şeyi değiştirebilir. Evet ekonomide Yunanistan’a hem Avrupa Merkez Bankası hem de IMF ile destek çıkarak ve Portekiz ile İspanya’ya da bütçe açıklarını kapatmaları doğrultusunda telkinlerini kabul ettirerek bir nevi çözüm sağladılar. Bunun sonuçlarının olumlu veya olumsuz olarak piyasalara yansımasını göreceğiz fakat şunu belirtmekte fayda var; ne zaman Almanya kendisi için değil de tek Avrupa için hareket ederse o zaman Avro tekrar güç kazanabilir. Kısaca Avrupa Birliği’nde bazı taşlar halen tam olarak oturmuş durumda değil. Bir de Avrupa Merkez Bankasının başkanlığı gelecek dönem Almanya’ya geçiyor. Başkanlığın Almanya’ya geçmesi ile birlikte Avrupa Merkez Bankası sıkı bir disipline de kavuşabilir. Bu da dikkate alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
 
(Akif Karabaş, SDE Asistanı)



AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya