Nil Nehri, Doğu Afrika açısından hayati bir öneme sahip. Şu anda Nil meselesi 9 ülkeyi ilgilendirmekte. Nehrin sularının paylaşımı rejimini düzenleyen antlaşmalar 20.yüzyılda yapılmıştı. Nil sularının paylaşımı, 1929 yılında Nil havzası ülkeleri sömürgecisi İngilizler ve Mısır arasında, 1959 yılında ise Mısır ve Sudan arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Bu antlaşmalar Mısır ve Sudan’a Nil sularının yüzde 80’ini kullanma imkanı tanımakta. Antlaşmalar Mısır’a yılda 55.5 milyar metreküp su sağlarken, Sudan ise 18 milyar metreküp suyu kullanabilmekte.
Nil Nehri’nin yukarı havzası, nehrin önemli kaynaklarını barındırmaktadır. Örneğin Nil Nehri’nin ana kollarından olan Mavi Nil, Nehir sularına yüzde 80’in üzerinde katkı yapmakta. Buna bağlı olarak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Kenya, Ruvanda, Tanzanya, Burundi ve Uganda ise Nil'in kaynağı ülkeler olarak kabul edilirken, Mısır ve Sudan ise Nehrin döküldüğü ülkeler kategorisinde yer almaktalar.
Yukarı Nil havzası ülkelerinin yeni bir antlaşma konusundaki son girişimi Mısır’ın tepkisine neden oldu. Nil nehri özellikle Mısır açısından adeta bir can damarı niteliğinde. Ülke kurak bir iklime sahip olduğu için kullanılabilir suların yüzde 90’ından fazlası Nil Nehri’nden sağlanmakta. Diğer yandan sulama imkanları nedeniyle tarıma uygun arazilerin büyük bir bölümü de Nehir etrafında toplanmış durumda.
Mısır ve Sudan’ın suların büyük bir bölümünü kullanma hakkına sahip olması, Nehrin yukarı bölgelerinde yer alan Etiyopya, Ruanda gibi devletlerde rahatsızlık konusu olmuş ve bu ülkeler, Nil nehrinin kullanımı hususunda yeni bir düzenlemeye gidilmesi konusunda Mısır ve Sudan’a baskıda bulunmuşlardı. Bu nedenle Nil sularını paylaşan Doğu Afrika ülkelerinin bu konudaki görüşmeleri 13 yıldır sürmekte.
Mısır ve Sudan, Nil Nehri konusunda üç kırmızı çizgiye sahipler
- Mısır’a ulaşan su miktarı azaltılmayacak
- Nehir havzası üzerinde yapılacak baraj ve diğer projeler için 9 ülkenin oy birliği gerekecek.
- Nil Nehri’nin döküldüğü ülkeler olan Mısır ve Sudan’ın veto hakkı bulunacak.
Nil sorunu konusundaki son görüşmeler, 22 Mayıs 2009 tarihinde İskenderiye ve 14 Nisan 2010 Şarm El Şeyh kentlerinde gerçekleşti. Mısır ve Sudan’ın kırmızı çizgilerinde ısrar etmeleri nedeniyle toplantılarda bir sonuca varılamadı.
Mısır ise hazırlanan metne karşı olduğunu açıklamakta ve Nil suyu meselesinin kendisi için önemli bir güvenlik sorunu olduğunu belirtmekte. Ruanda’nın çevre bakanı yaptığı açıklamada, on yıldan fazla bir zamandır yeni bir düzenleme için çalıştıklarını belirtirken, daha uzun bir süre bu konu için bekleyemeyeceklerini bildirdi.
Sudan temsilcisi Ahmet El Müftü ise yaptığı açıklamada Güney ülkelerinin daha fazla yağış aldığını ve farklı su kaynaklarına sahip olduklarını belirterek buna karşılık Sudan ve Mısır’ın kurak iklime sahip olmalarından dolayı Nil’in kullanımına daha fazla ihtiyaç duyduklarını belirtti.
Görünen o ki, daha önce Ortadoğu’da Fırat ve Dicle nehirlerine ilişkin geliştirilen su savaşları senaryolarının benzerleri bugün için Doğu Afrika konusunda da geçerli görünüyor. Bunun yanı sıra 2011 referandumu sonrasında Güney Sudan’ın da bağımsızlık elde etmesi Nil sularını paylaşan ülke sayısının 10’a çıkmasına neden olacak ve sorun biraz daha derinleşecek.
(Onur Öztürk, SDE Asistanı)