Dünya genelinde toplam 155 ülkede 5 milyon civarında Türk vatandaşı bulunduğunun ve bu insanların yaklaşık 4 milyon’unun Avrupa Birliği ülkelerinde, 300 bin’inin Kuzey Amerika’da, 200 bin’inin Ortadoğu’da, 150 bin’inin de Avustralya’da yaşadığının belirtildiği sunumda yurtdışında Türk nüfusunun, daha çok, aile birleşimine ve göreceli olarak yüksek doğum oranına bağlı olarak artış kaydettiği ifade edildi.
Sunumda Avrupa kültürüyle yakın bir zamana kadar uyum sorunları yaşayan yurtdışı Türklerinin yeni nesillerinin artık farklılaşmış durumda olduğu belirtildi ve Türklerin bazı Avrupa Birliği ülkelerinden daha büyük bir nüfus ve ekonomik güce ulaşmış olduğu dile getirildi. Yurtdışında yaşayan Türklerin sahip oldukları politik etkinlik ve siyasi temsil gücünün ise sayıca kendilerinden daha az diğer diaspora gruplarıyla karşılaştırıldığında son derece kötü bir tablo ile karşı karşıya kalındığının altı çizildi.
Raporda Türkiye kökenli insanların en yoğun yaşadığı Batı Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere sözkonusu ülkelerin genel hükümet seçimlerinde oy kullanabilen Türk sayısının 300 bini bulmadığı ve bu rakamın dışında kalan seçmen niteliğinde olan aşağı yukarı 2,5 milyona yakın Türk’ün yaşadıkları ülkenin vatandaşı olmadığı veya seçim zamanında çoğunlukla Türkiye’de bulunamadığından bu anayasal haktan faydalanamadığı vurgulandı. Yanısıra bu derece yüksek sayıda insanın seçme-seçilme hakkına sahip olmamasının demokrasinin uygulandığı bir ülkede temsil ve katılım konusunda ciddi bir eksiklik olarak görüldüğü de ifade edildi.
Raporda dikkat çekilen konulardan bir diğeri de yurtdışında yaşayan Türkleri anlamak konusuydu. Bu insanların yaşadıkları ülkelerde “uyumsuz”/“geri kalmış” olarak sorunlaştırılırken, anavatanı olarak gördükleri ülkelerinde de çoğunlukla gurbetçi’ ya da “yozlaşmış” Türk olarak algılandığı ancak çoğunluğun sahip oldukları dinsel ve kültürel kimlikleri koruyarak hem yaşadıkları ülkedeki hem de Türkiye’deki hayatı aktif ve güncel şekilde yaşamaya çalışmakta olduğu vurgulandı.
Bu noktada yapılacak ilk adımın ise yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’deki seçme ve seçilme süreçlerine bulundukları ülkelerden katılımının sağlanması olarak belirtildiği raporda böyle bir adımın AB sürecinde ilerlemekte olan Türkiye’yi Avrupa’ya daha çok yaklaştıracağına ve yaşadıkları ülkeler ile Türkiye arasında köprü vazifesi gören Türk göçmenlerin anavatanlarına duydukları bağlılığı daha da güçlendireceğine yer verildi.
Union of European Turkish Democrats (UETD), son olarak SDE’nin de bu konuda kendilerine destek vermesinin önemine değinerek sunumu bitirdi.
UETD 'nin hazırladığı "Yurtdışındaki Türklerin Seçme-Seçilme Hakkı" raporu için
Tıklayınız...